05-07.04.2011 Mini


Kullanılan otomobil: Mini Countryman

Model: Cooper S All 4

Fiyat: 41.897 Euro

Fotoğraflar: İlke Taşçı

Uzun zamandır merak ettiğim, üzerinde düşündüğüm, çeşitli fikirler oluşturduğum bir konuydu. Mini markasının genişlemesinden söz ediyorum. Bundan yaklaşık 10 yıl kadar önce BMW çatısı altında efsanevi markayı o kadar güzel bir şekilde geri döndürdüler ki, bunun gerisini nasıl getireceklerini çok merak ediyordum.

E tabi geçmişteki modeller arasında ‘Moke’ diye bir model vardı ve bu otomobil konsepti markanın gelecekte nasıl şekilleneceğini gösteriyor gibiydi. Giderek popüler olmaya başlayan SUV ve SAV’lar Mini için de iyi bir kaynak gösterdi genişlemek için.

Bu düşünceyle, yani tüketim toplumunun yüksek oturma pozisyonlu araçlara olan zaafıyla birlikte marka yetkilileri genişlemenin şartını dört koltuklu ve ailelere hitap eden bir modelden geçtiğini gördüler. Böylece Countryman çıktı ortaya. Tabii ondan önce Clubman’ı gördük ama o ayrı, o tam olarak ailelere hitap eden bir Mini değildi.

Countryman birçok ilki yaşatan bir model Mini markası için. Bunların arasında ilk dört kapılı, dört tekerlekten çekişli ve uzunluğu dört metrenin üzerinde olan model olması gibi özellikler yer alıyor. Hatta geçtiğimiz yıllarda bu otomobilin haberini yazarken ve basın kitini incelerken 4 rakamının önemini vurguladıklarını hatırlıyorum.

Bu açıdan çok önemli bir otomobil olduğunun altını çizmeliyiz Countryman’in ve başarısız olmak, az satmak gibi bir lüksü de yok. Countryman markayı yeni müşterilere ulaştıracak, markayı ailelere sevdirecek otomobil. Onun görevi bu.

Tasarım

Eğer elinizde retro tasarımla yeniden oluşturduğunuz bir marka varsa bunu devam ettirmek, yeniden ortaya çıkartmaktan daha zordur. Çünkü klasik çizgileri korumak, retro tasarım öğelerine yer vermek ve yeni modeli markanın kimliği doğrultusunda geliştirmek oldukça kapsamlı bir şey.

Bu anlamda Mini’nin çok iyi bir iş çıkarttığını söylemeliyim. Çünkü Countryman her açıdan bir Mini gibi görünüyor, markanın kimliğini oluşturan detaylara yer verilmiş: Yuvarlak farlar, dik A sütunu, kenarlara yerleştirilmiş lastikler… Tüm bunlar otomobilin bir Mini olduğunu vurguluyor.

Ancak, nedense bu tip bir ‘şişirilmiş’ efekti verilmiş Mini tasarımı bana pek hitap etmiyor. Evet, C sütununun olduğu bölmede aşağıda kalan cam gibi pek hoşuma gitmeyen detaylar var. Sanırım Mini hatchback’ten önce Countryman’i görsek belki hoşuma giderdi ama o kadar alıştık ki hatchback’in oranlarına bu orantısızlık gözümü rahatsız ediyor. Yine de birçok kişinin çok hoşuna gittiğini biliyorum.

‘Pardon, sizin otomobiliniz mi? Bunun markası nedir, görüntüsü kızımın çok hoşuna gidiyor da ondan sordum, almayı düşünüyoruz’ gibi meraklı kullanıcılardan anladığım tepkiler çok sevilen ve dikkat çeken bir tasarıma sahip olduğunu kanıtlıyor Countryman’in.

Tasarım göreceli bir kavram olduğu için çok yorum yapmayıp, sizlere bırakıyorum görüşü.

Kabin

Aynı tipik marka özellikleri kabinde de kendini gösteriyor. Tencere büyüklüğünde hız göstergesi, Mickey Mouse efekti veren yuvarlak havalandırmalar ve gösterge grubu, şalterler, bolca krom burada yer alıyor. eEstra olarak iki kapı, yetişkinlerin oturabileceği genişlikte arka koltuklar ve kullanışlı bir bagaj da emrinize amade.

Asıl ilginç olan nokta ve Countryman’in belki de en çok eleştirilen noktalarından biri olan orta ray sistemi ülkemizdeki modellerde ön koltukların hemen arkasında sona eriyor. Bu sistem eleştiriliyor çünkü yurtdışındaki modellerde standart olarak geliyor ve arka orta koltuğu iptal ediyor. Hoş, ‘no cost option’ olarak bu koltuğu alabiliyorsunuz ama almayanlar için de sistemin kullanışlılığı soru işareti oluşturuyor. Buradaki modellerdeyse bu rayların üzerinde gözlük kabı ve bir adet hareketli dirseklik yer alıyor. Keşke bu dirsekliğin içerisindeki göz biraz daha geniş olsaydı diye düşünmedim değil.

Ön taraftan değil ama daha çok arkadaki hacimden bahsetmek istiyorum çünkü bu otomobili en çok öne çıkartan özellik bu. Burası 1.86 cm boyunda bir kullanıcı olarak benim için bile yeterince geniş. Sadece dizlerim ön koltuklara değiyor, yani biraz daha geniş olabilirdi. Baş mesafesi fena sayılmaz ama biraz sallantılı bir zemine girdiğimizde başımla tavan yakın ilişkiler yaşayabiliyor. Ama düz asfaltta bu çok sorun olmuyor. Arka tarafta en çok sevdiğim detaylar arasında cam açma butonları yer alıyor. Bunların tasarımı çok şirin ve kullanımları da çok rahat.

Arka koltuklar sırt kısımlarının açılarını ayarlayabiliyor ve bagajda yeterli hacim bulmazsanız, 40:20:40 oranında yatırabiliyorsunuz. Böylece kullanabildiğiniz hacim 350 litreden 1140 litreye çıkıyor. Kapıların açılma açısı biraz daha geniş olmalıydı diye düşünüyorum çünkü bebek arabası yüklemek isteyen bayanlar için hareket alanı biraz dar. Koltukların kapıyla birleştiği kesim noktaları oturan kişilerin kalçalarının boşlukta durmasına neden oluyor ve bu rahatsızlık yaratabiliyor.

Sürüş özellikleri

Bir Mini’yi Mini yapan özelliklerin başında ne gelir? Herşeyden önce sürüşü tabii. Bu artık öyle bir olgu haline geldi ki kötü sürüşü olan bir Mini modeli düşünemiyoruz. Dolayısıyla burada da beklentiler yüksek ve hiç de hayal kırıklığına uğramıyoruz.

Countryman şasi yerleşiminden dolayı yani lastiklerinin otomobilin kenarlarında konumlandırılmasından dolayı hatchback modellerin o go-kart vari sürüş karakterinin bir benzerini sunuyor. Çok anlık tepkiler veriyor ve çevik.

Sabit hızda ve düzgün zeminli yollarda gayet sakin bir sürüşü var. Sallantılar yok, gereksiz hareketler yok. Stabilite çok iyi, tutuşsa her zamanki gibi mükemmel. Ancak darbe emişi gibi ikincil sürüş olarak adlandırdığımız konularda özellikle arka süspansiyonun emiş konusunda sıkıntı yaşattığını görüyoruz. Fazlasıyla zıplatıyor. Bunun nedeni amortisörlerin çalışma aralığının fazla kısa olması. Bunun dışında ön tarafın tutuşu oldukça başarılı, otomobili viraja doğru attığınızda izinden çıkmıyor ve arka taraf da onu takip ediyor. Dört çeker sisteminin etkisi burada daha da iyi hissediliyor. Arka taraf kopma noktasına geldiğinde tutunmaya devam ediyor ve otomobil çizgisini genişleterek virajın dışına doğru yol alıyor.

Çekim günü Karadeniz kıyılarına doğru yol aldık, amacımız bir toprak zemin bulup burada denemekti Coutryman’i. Ulaştık da bu amacımıza. Çok bozuk olmayan bir zeminde iyi bir tempo tutturduk ve buradaki tepkilerini denedik otomobilin.

Bunu merak ediyordum çünkü Countryman bildiğiniz gibi Mini’yi WRC macerasında temsil eden otomobil. Yani bir zamanlar Evo’ların, Subaru’ların yaptığını yapıyor da diyebiliriz.

Ancak bu denememizde bir sorun oldu. Arkada oturan ve çekimimizde bizlere eşlik eden Tan, tempo yükselmeye başladığında kısa amortisörlerin kurbanı oldu ve sürekli bir şekilde kafasını tavana vurmaya başladı. Ardından ‘yeter, dayanamayacağım’ şeklindeki söylemleri nedeniyle bu keyfimizi bırakmak zorunda kaldık. İşin aslı onu indirdim ve ben buna devam ettim.

Arka taraf o kadar çok zıplıyordu ki bazı noktalarda otomobilin lastikleri zeminle teması kaybetti ve bu da stabilitenin bozulması anlamına geliyordu. Bu gibi durumlarda arka taraf yere düştüğünde tekrar zıplar ve ağırlığın anlık olarak yön değiştirdiği için birçok düzeletme gerektirir. Neyse ki direksiyonun tepkileri bu durumda çok işe yarıyor. Oldukça hassas ve en küçük kaymayı bile hissedebiliyorsunuz. Ayrıca sistem hızlı olduğu için de en ufak bir harekette şasi buna tepki veriyor. Bu özellikler WRC’de yarışan bir otomobilin yol versiyonundan beklediğimiz türden.

Bozuk zeminlerde gövde kontrolü biraz daha iyi olabilirdi. Düzgün zeminli yollardaysa Mini yüksek gövdeye rağmen yatma açılarının önüne iyi bir şekilde geçmeyi başarmış. Otomobil frenajda çok yatmıyor, yanal kuvvetler karşısında beklediğim kadar çok eğilmiyor.

Dört çeker sistemi

Açıkçası sistemin yararını sadece küçük tepeceğe çıkarken gördüm diyebilirim. Hatta tepeye çıkarken ortada durdum ve kolayca yeniden kalkabildim. Countryman bu durumda bile lastiklerini boşa döndürmedi.

Sistem sürekli dört çeker prensibini taşıyor. Elekromanyetik orta diferansiyel gücü arka ve ön aksa dağıtıyor ve normal şartlarda gücün yüzde ellisi arka lastiklere iletiliyor, gerekli olduğu zamanlarda bu oran yüzde 100’e kadar çıkabiliyor.

Önde MacPherson, arkadaysa çok noktadan bağlantılı süspansiyon sistemiyle birleştiğinde Countryman beklediğinizden daha iyi bir iş çıkartıyor bozuk zeminlerde. Sadece, bazı noktalarda gövde yüksekliğinin yeterli olmadığını düşünebiliyorsunuz çünkü altınız kolayca sürtebiliyor. Ama ben zaten Coutryman alıcılarının bu tip noktalara çok takılacağını sanmıyorum çünkü tahminen satılan otomobillerin yüzde 97’si ömrünü asfaltta geçirecektir. 

Önden çekişlisi de var

E durum böyle olunca o zaman ne yapayım önden çekişi diyebilirsiniz. Böyle düşünüyorsanız Mini size önden çekiş opsiyonu da sunuyor, hem de Cooper S versiyonunda da alabiliyorsunuz bunu.

Versiyondan konu açılmışken yenilenen Mini hatchback’de ilk olarak kullanılmaya başlanan 1.6 litrelik turbo motor artık 184 bg güç ve 240 Nm tork üretiyor. Üstelik kickdown’da torkunuz 260 Nm’ye çıkıyor. Bu güç Counrtryman için çok yeterli ve otomobile her devirde iyi bir esneklik sağlıyor. ancak otomatik şanzıman burada da tembel ve ağır hissettiriyor. Gaz tepkisi de aynı şekilde, pedalın ilk bölümü ölü gibiyken sonrasında tepkisinin iyileşmesi viraj içinde ince ayar yapmayı zorlaştırıyor ve istediğinizden fazla gaz vermek zorunda kalıyorsunuz.

Diğer seçenekse Cooper Countryman. Yani dizel versiyonu getirilmiyor Türkiye’ye. Sadece iki benzinli versiyon var. Bu iki model arasında teknik özelliklerde yazılı olan uzunluk farkı (Cooper 4097 mm, Cooper S 4110 mm) tampon tasarımından kaynaklanıyor, düşündüğünüz gibi dört tekerlekten çekiş sisteminden değil. 

Konsept güzel peki fiyat?

Bu otomobil hakkında düşündüğümü söyleyeyim hemen size: 4 kişilik herhangi bir Mini konseptinin işe yaramayacağını düşünmüyorum. O büyülü Mini dünyasından ailecek yararlanma olanağı çok cazip ama bu böyle bir tasarımda mı olmalı, orası tartışılır.

Fiyata gelince. Burada da tipik Mini özellikleri öne çıkıyor, herşey opsiyon listesine dahil, herşeyi keyfinize göre alabiliyorsunuz. Countryman Cooper S All 4’un baz satış fiyatı 33.215 Euro. Ama test aracındaki gibi Pepper donanım paketi, otomatik şanzıman, görüş paketi, antrasit renkli jant, açılır tavan, bixenon far gibi ekipmanları tercih ederseniz fiyat bir anda 42.000 Euro’lara fırlıyor ki bu da 90.000 TL civarında bir rakama tekabul ediyor.

Oldukça yüksek evet ama rakipleri arasında Nissan Qashqai, Juke, VW Tiguan gibi benzer fiyatlara satılan araçlar var. Mini tarzı ve sportifliğiyle onlardan sıyrılıyor ve kişiselleştirilebilmesiyle sınıfında tek örnek. Buna rağmen Ekim ayından beri ulaşılan 450 adetlik rakam Mini’nin ne kadar sevilen bir marka olduğunu gösteriyor.

Countryman, Mini markası sadece bir başlangıçtı. Yakın gelecekte tam 6 farklı Mini modeli bizleri bekliyor ve bunların en heyecan vereniyse orijinal Mini boyutlarında olan ve ‘Mini Mini’ şeklinde düşünülen hatchback olacak.

Countryman, siz ona değerini verirseniz karşılığını çok iyi şekilde veriyor. Sorun her zamanki gibi bunu verir misiniz şeklinde. Bu da göreceli bir kavram, yorum yok…

About autochronicles

Otomobilleri ve müzik yapmayı bu dünyadaki varolma nedenlerim olarak gösterebilirim. Hayatımda okuyan değil yazan olmanın, dinleyen değil çalan biri olmanın peşindeyim. Burası bir günlük. Otomobille yaşayan birinin, otomobille yaşadıklarını gün be gün anlattığı bir yer. Günlük olduğu kadar benim yazılarımın da bir arşivi niteliğinde. Otomobiller daima beni hayata bağladı, hayatıma anlam kattı... Bu sevgiden öte, bir tutku, bir yaşam tarzı... Bu yüzden günlük olarak yazılmayı hak ediyorlar...
Gallery | This entry was posted in Mini, Mini Countryman. Bookmark the permalink.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s