23-26.03.2011 Chevrolet


Kullanılan otomobil: Chevrolet Cruze

Model: 1.6 LS

Fiyat: 37.912 TL

Fotoğraflar: M. Murat Erçelebi

Chevrolet Cruze’u, markanın Sefaköy’deki bayisinden teslim aldığımda (o kadar zor buldum ki anlatamam, vazgeçmek üzereydim neredeyse!) çok yorgundum. İnanılmaz bir trafik (2.5 saat kadar sürmüştü oraya gidişim) içinde kalmıştım, otomobili aldıktan sonra gideceğim yere geç kalmıştım, burayı bulmakta çok ama çok zorlanmıştım ve son olarak da aldıktan sonra yeniden trafikte karşıya geçmem gerekiyordu. Berbat bir gündü anlayacağınız.

Böyle bir ruh hali içinde bırakın Cruze’u hangi otomobile binerseniz binin benzer şeyler düşünürsünüz: Ondan nefret etmek istersiniz, o en büyük düşmanınız olur, ondan bir an önce kurtulmak, en ufak bir uyumsuzluğunuzda bağırıp çağırmak istersiniz. Küçük kusurlar bile büyütülecek sorunlar olarak görünürler…

Ancak hani bazı otomobiller vardır sizi sakinleştirir ya, Cruze’da böyleydi. Sanki bana ‘Hey, sakin ol bakalım, herşey yolunda’ der gibiydi. Çünkü huzurluydu, sessizdi, sakindi (biraz fazla sakindi hatta!), sorunsuzdu. Herşeyin üstesinden gelecek gibiydi. Geldi de aslına bakacak olursanız. O berbat trafiği çok rahat geçtim.

Manuel şanzımanlı olmasına rağmen debriyajı oldukça kolay kullanılıyordu, çok güzel bir sürüş pozisyonu vardı, hatta o kadar iyiydi ki birçok hot hatch’i utandıracak seviyedeydi. Vites yolları uzun olduğu için sessizdi, aynı nedenden dolayı ekonomikti, aynı nedenden dolayı performansı kötüydü… Evet 124 bg’lik bir otomobil kullanıyordum ama sanki 90 bg’lik bir motora hükmediyor gibiydim.

Olsun, yavaştı ama sakindi, yorucu değildi. Bu arada sürüş pozisyonunu gerçekten çok beğendiğimi söylemem gerek. Hiç beklemediğiniz kadar aşağıda oturuyorsunuz, derinliği ayarlanabilen direksiyonla da sürüş pozisyonunuzu kolaylıkla bulabiliyorsunuz. Görüş gayet iyi, ergonomide bir sıkıntı yok. Herşey gayet yerli yerinde ve doğru yerleştirilmiş. Şaşırtıcı…

Kabinden devam o zaman

E kabin demişken devam edeyim dedim. Trafikteyken burayı fazlasıyla inceleme vaktim oldu. Burası modern bir kabin, gerek tasarım gerekse yerleşim anlamında. Yol bilgisayarı kontrolleri ve arayüzü Opel modellerinden de tanıyoruz. Dolayısıyla kullanımlarına alışığız, ancak Amerikan otomobillerinin en hoşlanmadığım özelliği Cruze’da da var: O yeşil renkli dijital ekranlar. Bunlar bana 80’li yılların kasvetli zamanlarını hatırlatıyor o yüzden hiç mi hiç sevmiyorum…

Ön tarafta gayet yeterli hacim var ancak otomobile iniş-biniş esnasında her zaman olmasa da bazen başımı A sütununa çarptığımı söylemeliyim. Bunun nedeni Chevrolet’nin dört kapılı coupe olarak adlandırdığı genel tasarım anlayışı olabilir. Ne de olsa alçalan tavan, geniş kapılar, yatık sütunlar coupe görüntüsünü oluşturan unsurlar.

Arka tarafta da bunun yansımasını yetersiz kalabilen baş mesafesinde görüyoruz. Bunun sorumlusu da tavan çizgisi.

Chevrolet simetrik kabin tasarımını 1953 model Corvette’ten esinlenildiğini söylüyor ama şu anda önümde bir adet 1/18 ’54 Corvette (ikisi aynıdır) modeli duruyor ve açıkçası pek de birbirine benzer özellikler görmüyorum burada. Bilemedim…

Cruze’un kabininin en güzel özelliği birçok eşya koyma gözüne sahip olması. Bu anlamda geniş aileleri mutlu edecek bir yapıya sahip. Kapı içlerindeki cepler oldukça geniş, dirseklikteki göz de aynı şekilde, bagaj da yeterli genişlikte (450 litre). Daha fazlasına ihtiyaç olur mu bilmem. Sınıfının en genişi olmasa da her ihtiyacı karşılar nitelikte.

Kabin dış tasarımdan daha iddialı, kesinlikle

Genelde bunun tam tersi olur; yani dış tasarım sıradışı, kabin bilindik (bkn. Nissan Juke) olur. Ama burada tam tersi bir durum var, kabin çok modern ve güzelken dış tasarım, önde vahşi görünse de aynı şekilde arka tarafa akmıyor. Bu açıkçası bir bütünlük oluşturmaktan uzak görünüyor.

Arka tarafta biraz Honda Civic vari çizgiler görünmüyor değil, özellikle de far grubunda. Bunu tek düşünen de ben değilim üstelik, birçok kişi aynı tepkiyi gösteriyor. Bunu kötülemek için söylemiyorum, sadece önün o kendine has kimliği arkada yok bunu belirtmek niyetindeyim.

Yine de fotoğraflarını çektiğimiz yerde güzel pozlar veriyor.

Yolda gördüğüm birçok Cruze’daki gibi test otomobilinde de küçük jantlar (16 inç) var. Aslında çok küçük değiller ama öyle görünüyorlar. Bence Cruze alanların daha büyük jant tercihi yapmasında fayda var, benden söylemesi…

Sürüş üzerine notlar…

Peki geçtiğimiz yıllarda Chevrolet’yi WTCC’de (2010’da hem markalar hem de pilotlar şampiyonu oldular) başarıyla temsil eden ve halen etmekte olan Cruze’un sürüşü nasıl diye sorduğunuzu duyar gibiyim.  

Hmm, işte en büyük hayal kırıklığı burada başlıyor çünkü Cruze’un sürüşü beklediğiniz gibi akılda kalıcı ya da etkileyici değil. Nedenlerine gelince:

Motor gayet güçlü (124 bg) ve torklu (154 Nm) evet ancak uzun vites oranları nedeniyle hızlanma zayıf. Böyle olunca ekonomi odaklı bir sürüşünüz oluyor ister istemez ama kullanıcılar böyle vahşi görünen ve motorsporlarıyla desteklenen bir otomobilde biraz sportiflik de istebilir, en azından ben istedim. Güç 6400 d/dak’da, torksa 4200 d/dak’da üretildiği için düşük devirlerde çok isteksiz bir yapıda Cruze. Bunun önüne daha küçük hacimli bir turbo motorla geçilebilir ki zaten bana kalırsa tek motor seçeneğinin olması en büyük eksilerinden biri Cruze’un. Mesela Opel Astra’daki 1.4 Turbo 140 bg’lik motor burada çok iyi bir iş çıkartabilirmiş.

Direksiyonun tasarımı çok güzel, tuttuğunuz zaman yarattığı his de aynı şekilde ancak tepki olarak ruhsuz ve tembel. Çevirdiğinizde otomobil dönmek istemiyor, bir zahmet harekete geçiyor.

Yol tutuş ve gövde dengesi beklediğim gibi değil. Yerini aldığı modele göre yüzde 140 daha sert burulma direncine sahip olsa da virajlarda fazlasıyla yatıyor ve üzerindeki lastikler (Hankook) nedeniyle mekanik tutuş çok düşük. Önden kayma kaçınılmaz hem de çok düşük hızlarda bile. Böyle olduğunda otomobile güvenip virajlara hızlı giremiyorsunuz. Tedirgin edici bir yapısı var. Belki lastikleri farklı bir markayla değiştirmek bunun biraz olsun önüne geçebilir ama gövde hareketinin bununla bir ilgisi yok. Fazlasıyla hareket ve salınım rahatsız edici.

Cruze’daki şasi GM’in Delta 2 adını verdiği ve Opel Astra’da da yer alan platform ve Chevrolet’nin açıklamalarına göre sınıfının en sert gövde burulma direncine sahip. Önde McPherson, arkadaysa torsiyon çubuklu sistemin Astra’dan tek farkı Opel’de arka süspansiyondaki Watts kolu. Opel Astra’nın oldukça iyi yol tutan bir otomobil olduğunu düşündüğümüzde Cruze’un bu şekildeki tepkileri hayal kırıklığı yaratıyor açıkçası.

Bunların dışında oldukça da konforlu olduğunu söylemem gerek; dedim ya sessiz ve rahat diye. Ayrıca şanzımanın uzun oranlarından dolayı yakıt tüketim ortalamanız kolaylıkla 7.4- 7.9 lt/100 km civarında dolaşabiliyor. Fabrika verisi 6.5 lt/100 km olduğunu düşünürsek biraz uğraşmayla belki bu değer yakalanabilir.

Cruze’un ilginç bir özelliği yakıt deposunun şasinin ortasında bir koruma alanı içerisinde yer alması. Böylece çarpışmalarda maksimum güvenlik sağlanmış oluyor. Güvenlik demişken, Cruze’un çarpışma testinden beş yıldız aldığını unutmamak gerek.

Sonuçta…

Sürüşüyle olmasa da kabin hacimi, kullanışlılığı, sürüş pozisyonu ve ekonomik oluşuyla öne çıkıyor Cruze.

Kişisel görüşüm sürüşündeki kusurları kapatacak bir çok özelliği olduğu şeklinde. Eğer bir otomobil alırken sürüş öncelik listenizde yoksa buyrun bir Chevrolet bayisi aramaya başlayın, çünkü dinamik görünen ama dinamik olmayan bir otomobil Cruze. Yok eğer öyleyse o zaman başka yerlere bakmakta yarar var, mesela bir Ford bayisi olabilir bu.

Dizel motor seçeneği mutlaka olmalı, dizelin yanında küçük hacimli bir benzinli motora da ihtiyacı var çünkü rakiplerinin birçok motor seçeneği bulunuyor. Bunlara rağmen satış rekorları kırıyor olması GM’in ilk global otomobilinde ne kadar başarılı bir iş çıkarttığını gösteriyor.

About autochronicles

Otomobilleri ve müzik yapmayı bu dünyadaki varolma nedenlerim olarak gösterebilirim. Hayatımda okuyan değil yazan olmanın, dinleyen değil çalan biri olmanın peşindeyim. Burası bir günlük. Otomobille yaşayan birinin, otomobille yaşadıklarını gün be gün anlattığı bir yer. Günlük olduğu kadar benim yazılarımın da bir arşivi niteliğinde. Otomobiller daima beni hayata bağladı, hayatıma anlam kattı... Bu sevgiden öte, bir tutku, bir yaşam tarzı... Bu yüzden günlük olarak yazılmayı hak ediyorlar...
Gallery | This entry was posted in Chevrolet, Chevrolet Cruze. Bookmark the permalink.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s