Çin GP 2011- Hamilton kumarı kazandı


Pol pozisyonunu feda et yarışı kazan…

Avustralya ve Malezya’daki yarışların gösterdiği en açık şey sıralamalardaki lastik kullanımının yarışa olan etkisiydi. Bu özellikle Malezya’da Hamilton’ın yarışta kullanacağı yumuşak lastikleri kalmadığı ve zorunlu olarak dördüncü pitine girdiğinde kendini göstermişti. Bu sonuçlar podyum uçup giderken, diğer taraftan Vettel’de uçarak galibiyet doğru yol alıyordu.

Bu nedenle McLaren ve Hamilton Çin’de bir kumar oynamaya karar verdi. Oyun şu şekildeydi: Q3’e kaldıklarında, bekleyecekler, bekleyecekler ve ne olursa olsun, kaçıncı olurlarsa olsunlar sadece bir set yumuşak lastik kullanacaklardı. Bu yarış için iki set yumuşak, bir set de sert kullanılmamış hamur bırakacakları anlamına geliyordu. Yani pol pozisyonunu olası bir galibiyet için feda edeceklerdi…

Neden bu kadar ince hesap yaptıklarına gelince: Kullanılmış hamur, sıfır hamura göre tur başına (aşınmayı da kattığımızda) 0.2- 0.3 saniye yavaş kalıyor, ayrıca en az 3-4 tur daha önce pite girmeniz anlamına geliyor ki, bu da kabaca toplamda 1.5, 2 saniye civarı bir kayıp demek. Buna sert lastiğe geçtiğinizde kaybedeceğiniz tur başına 1 saniye (iki hamur arası 1 sn olduğunu varsayıyorum, söylenen de bu şekilde) ve birinci seansta kullanılmış lastikten dolayı beklediğiniz kadar tur atamadığınızı varsayıp, bu turları sert lastikle attığınızı düşündüğümüzde, 2 ya da 3 ekstra tur (kaç tur erken girdiyseniz) boyunca 1 sn daha kaybetmiş oluyorsunuz. Böylece kaybınız 5- 6saniyeye kadar çıkıyor. Ayrıca aşınan sert lastiklerle her turda kaybedilen 0.7 saniye de eklenince 10 turda 7 saniye kaybetmiş oluyorsunuz ki, iki pitli strateji de sert lastikle 25 tur atan Vettel’in buradaki zaman kaybı kabaca 17.5 sn + ilk hesaplamalardan gelen 6 sn= 23.5 saniye kadar oluyor. Çin’de bir pit 22 saniye kadar sürdüğü için Hamilton’ın Vettel’i geçmesi çok normaldi. Yarış sonunda aralarındaki 5.1 sn’lik fark ise Hamilton’ın geçişinden sonra oluştu. Yani sıralamalardaki az lastik kullanımı bu galibiyetin kilit noktasıydı Hamilton için.

Doğru strateji 3 pit

Yarıştan önce Pirelli iki pitin uygun olacağını söylemişti, Red Bull’da simulatörde bu stratejiyi doğru bulmuştu, aynı şekilde McLaren’da, aynı şekilde Ferrari’de. Ancak yarış günü herşey değişecekti, iki pit sert lastikler için fazla tur anlamına geliyordu çünkü Q3’e kalanlar sıralama lastikleriyle yarışa başlayacaklar ve bekledikleri gibi 18 tur atamayacaklardı. İki pit yapanlar 18 ve 36. turlarda pite girip, son bölümde sertlerle 20 tur atmayı planlıyorlardı.

Peki ne oldu? İki pit planlarının öncülerinden Vettel ilk bölümde kullanılmış opsiyon (yumuşak) hamurla sadece 14 tur atabildi, bu üç pitle yarışan Hamilton’dan bile bir tur önceydi. Halbuki daha az pit yapıyorsanız pistte olabildiğince kalabilmelisiniz değil mi? Bir zamanlar böyleydi ancak…

… ancak Hamilton’ında ilk seanstaki ekstra bir turunda fazlasıyla yavaş kaldığını ve arkasındaki Ferrari’lere geçildiğini belirtelim. Bu durum şöyle bir şeyi açığa çıkarttı: Pirelli’lerin performansının bir anda düşmesinden dolayı artık pist üzerinde kullanılmış lastiklerle tur atmak, lastiklerine sizden biraz daha iyi bakmış pilotların bile sizi geçmeleri anlamına geliyor. Yani Schumacher’in çok kullandığı taktik olan ‘önce rakiplerim girsin ben olabildiğince pistte kalıp, açılan o arayı hızlı turlarla kapatayım’ mantığı yok oldu artık. Yeni nesil Formula 1’e hoş geldiniz. Durum böyle olduğu için Vettel’in erken piti mantıklıydı ama bu şartlarda iki pit yapması pek mantıklı değildi.

Bu açığı gören Hamilton yarış içinde stratejisini değiştirdi ve ilk pitinden sonraki  yumuşak lastik setiyle sadece 10 tur atmayı uygun gördü, aynı şeyi Button’da uygulamıştı. Üstelik startta Red Bull’u da geride bırakmışlardı. Yani avantajlıydılar.

Vettel ise bu sırada, yani ilk pitinden sonra yumuşak lastikleriyle önündeki Rosberg’e yetişmeye çalışarak hızlı turlar atıyordu. Burada RB7 çok iyi bir performans sergiledi ve 17 tur boyunca aradaki farkı kapatarak lastiklerine çok iyi bakabilen ve hızlı olabilen bir otomobil görüntüsü çizdi. Belki de bu durum Vettel’in iki pit stratejisinde devam etmesine neden oldu. Otomobiline biraz fazla güvendi de diyebiliriz.

Sebastian’ın ikinci piti 31. turda geldi, yani önünde 25 turluk bir sert lastik macerası kalmıştı. 49. tura kadar herşey iyi gidiyordu, Red Bull hızlıydı tur zamanları 1:42’nin altına sadece bir turda inmişti. Yani lastik ısıttıktan sonra Vettel istikrarlı ve yeterli derecede hızlıydı, Hamilton’a tur başına 0.5-0.7 saniye kaybediyordu. Unutmayın ki Lewis’in lastikleri Sebastian’da 7 tur daha yeniydi.

Derken 49. tur çıkageldi. Vettel bir anda 1 saniye yavaşladı. Dereceler 1:41.7’lerden 1:42.6, 1:42.7’lere kadar indi, hem de sadece bir tur içinde. Stratejik hata kendini göstermişti, muhteşem yumuşak karakterli RB7 bile sert lastiklerini 18 tur içinde kaybetmeye başlamıştı, üstelik arkasında bir avcı vardı. Hamilton da 49. turda yavaştı ama 0.8 saniye fark kapatmıştı. Geçiş kaçınılmazdı, avcı önündekini vurmuş, yara almış bir uçağın irtifa kaybetmesi gibi giderek yavaşlayan Red Bull’u bir çırpıda geçivermişti.

Oyun orada bitmişti, Hamilton mükemmel bir galibiyete imza attı. Vettel ise iyi çalışmayan bir stratejiyle yine de ikinci olarak oldukça iyi bir sonuç aldı diyebiliriz. Diyebiliriz çünkü bir sonraki iki pit taktiğiyle yarışan Ferrari’ler sadece 6 ve 7’inci olmuşlardı.

Diğer Red Bull

Mark Webber için karışık bir haftasonu oldu. Sıralamalarda henüz Q1’de elenince tün oklar ona döndü, çok öfkeliydi. Sert lastiklerini çalıştıramamış, Perez ve Schumacher turlarını geliştirince elenmişti.

Ama bu üç pit taktiğinde tamamen sıfır üç set yumuşak lastik kullanabileceği anlamına geliyordu. Yarışa sertlerle başlayan tek isimdi, akıllıca oynadı, kozlarını sona sakladı. Hafifleyen otomobil, kauçuk kaplayan pist ve yeni yumuşak lastiklerinin verdiği avantajla yarışın son seansında herkesten tur başına 2.5-3 saniye kadar hızlıydı ve yarış sonunda ‘bu haftasonu, bizlere aslında sıralama turlarının çok da önemli olmadığını gösterdi’ açıklamasını yaptı. Haklıydı, o kadar önemli değil belki ama her yarışa 18. olarak başlamak istemezsiniz öyle değil mi?

Ben Webber’in bu yarışı 11. sıradan bile başlasa kolaylıkla kazanabileceğini düşünenlerdenim, çünkü yarış sonunda Hamilton’la aralarında sadece 7.4 saniye vardı ve Webber tur başına 1.5 saniye hızlıydı.

Müthiş bir iş çıkarttı, ikinci bölümde Kobayashi, Schumacher, Perez, Petrov, Di Resta’yı geride bıraktı. Daha sonra kurbanları arasında Alonso, Massa, Rosberg ve Button’da katıldı. Kısacası Mark Webber o gün karşısına ne gelse yok eden Tsunami gibi, Vettel ile Hamilton ise bu felaketten kaçmak için tepeye tırmanıp hayatta kalan kazazede gibiydiler…

Yakıtsız Mercedes

İlk pitlerden sonra liderlikteki otomobil gümüş renkliydi, pilotun kaskı sarıydı ama ne Hamilton ne de McLaren ortalarda yoktu. Rosberg, Vettel’in 5.5 saniye önünde liderdi. Üç pitle yarışan Nico’nun erken piti daha önce söylediğim gibi bu yıl lastikler performansını kaybetmeden değişmeleri gerek düşüncemi destekliyor.

Mercedes GP’nin Çin’deki atılımı biraz süpriz oldu açıkçası çünkü Malezya’dan sadece bir hafta sonraydı yarış. Ama oldukça iyi bir iş çıkarttılar, hem sıralamalarda hem de yarışta Ferrari’leri alt etmeleri çok önemliydi onlar için.

Rosberg’in en dikkat çeken yönü lastikleri iyi durumdayken tur zamanlarının Hamilton ve Button ile çok yakın seyretmesi ama lastiklerde tutuş kaybı olduğunda performansının McLaren’lere göre daha fazla düşmesiydi. İlk pitten önce McLaren’in tur derecesi 3 turda 1.2-1.3 saniye düşerken, Mercedes GP’de bu oran 3 tur içinde 1.7 saniye kadar düştü. Bu da pite giriş turlarının hayli yavaş olması anlamına geliyor, çıkış turları da lastikler soğuk olduğu için hızlı olmadığından yavaş kaldıkları tur sayısı rakiplerine göre daha fazla. Ayrıca yarış sonunda otomobildeki benzin oranının azalması da bir diğer handikapıydı Rosberg’in. Böyle olmasa Alman pilot en azından başladığı yerde, dördüncü sırada bitirebilirdi belki.

Ferrari’ler

İki pitin ne kadar yalış olduğunu gösterdiler adeta. Alonso sıralamalarda Massa’yı geçse de ilk viraja arkasında girdi.

İkisi de iki pitle yarıştılar ama Massa ilk seansta daha rekabetçi olan isimdi. İlk üçle arasında tur başına 0.5- 0.6 saniye vardı. Daha sonra kısa bir süre için lider gitti ama 15. turdaki ilk piti, iki pit stop ile yarışan biri için çok erkendi ve o da Vettel gibi ikinci seansta sert lastikleriyle 23 tur atmak zorunda kaldı ve pozisyonunu savunmak için bir şey yapamadı.

Fernando tüm haftasonu keyifsiz göründü. Sadece sıralamalarda takım arkadaşına üstünlük sağladı. İki pit onun sürüşüyle bile bir sonuç vermedi. İlk piti Massa’dan bir tur önceydi, aynı şekilde ikinci piti de. İkinci pitten sonra Schumacher’in önünde kaldı ve yerini iyi savundu. Yarış içinde değişken bir strateji uygulayıp üç pite dönse çok daha iyi işler yapabilirdi kanımca.

Standart bir görüntü çizdi, sanırım tüm İtalyan ekibinin aklı İstanbul Park’taki yarıştaydı.

Türkiye GP’si

Malezya ile Çin arası sadece bir hafta olduğu için büyük güncellemeler göremedik Çin’de ama Türkiye ile birlikte Avrupa ayağı başlayacağı için takımların bizim yarışımıza daha çok asılacakları kanaatindeyim.

Özellikle Ferrari için çok ama çok önemli bir yarış olacak, burada da aradaki farkı kapatamazlarsa işleri çok daha zor olacaktır.

Bakalım bu defa kim kumar oynayıp kazanacak? Hamilton bir kere daha galibiyet için sıralamaları feda eder mi? Ya Webber? O da ‘zaten çok da önemli değil’ deyip vaz geçer mi sıralamalara asılmaktan? Böyle olursa sezonun tüm polleri Vettel’e gidecektir.

Sanmıyorum, tek bildiğim mükemmel bir son olacak Türkiye GP’si için. Üzülüyorum, evet hem de çok… Kaybetmememiz gerek… Yazık, çok yazık…

About autochronicles

Otomobilleri ve müzik yapmayı bu dünyadaki varolma nedenlerim olarak gösterebilirim. Hayatımda okuyan değil yazan olmanın, dinleyen değil çalan biri olmanın peşindeyim. Burası bir günlük. Otomobille yaşayan birinin, otomobille yaşadıklarını gün be gün anlattığı bir yer. Günlük olduğu kadar benim yazılarımın da bir arşivi niteliğinde. Otomobiller daima beni hayata bağladı, hayatıma anlam kattı... Bu sevgiden öte, bir tutku, bir yaşam tarzı... Bu yüzden günlük olarak yazılmayı hak ediyorlar...
Gallery | This entry was posted in F1, Uncategorized. Bookmark the permalink.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s