21- 25. 03. 2011 Opel


Kullanılan otomobil: Opel Meriva

Model: 1.4 140 HP, Cosmo

Fotoğraflar: M. Murat Erçelebi

Bu kadar standartlaşmanın olduğu bir dünyada sıradışı olmak nasıl bir etki yaratır diye düşünmekten alıkoyamıyorum kendimi Meriva’nın ters açılan kapılarına bakarken. Aslında bir bakıma iyi bu durum çünkü farklı olmak akılda kalmayı garanti ediyor, tabii kullanıcılar üzerinde kutuplaşma yarattığını da söyleyebilirsiniz. Hanginiz eski Meriva’nın herhangi bir özelliğini aklında tutabildi? Sanırım ne demek istediğini anladınız…

Ama buradaki durum farklı biraz. Meriva kapı tasarımıyla standartların dışına çıksa da insanı zorlayıcı bir görüntü, kullanışlılık sunmuyor. Tersine bunu kolaylaştırdığını iddia ediyor, haklı da. Açıkçası yeni Meriva’yı sadece kapıları ters açılıyor diye sevmemezlik yapmazsınız ama sırf bu özelliğinden dolayı onu sevebilirsiniz, benim gibi.

Kapıda karşılama

Peki bir otomobil alırken ilk baktığınız yer kapıları olur mu? Olmaz ama Meriva’da oluyor, olması gerek. Opel’in bu tasarım (daha çok fonksiyon diyelim şuna) unsuruna bu kadar dominant bir rol vermesi cesur bir karar. Peki ters açılan (İngilizce’de ‘suicide doors’ olarak biliniyor) kapıların avantajı nedir ve neden geleneksel kapılara tercih edilmişler?

Nedeni basit; ters açılan kapıların arka tarafa geçişi kolaylaştırıyor. Yani bir ebeveynseniz ve arka koltuğa bir çocuk koltuğu yerleştirmek istiyorsanız bunu yapabileceğiniz en kolay şekli açı kapının ters açılması olacaktır. Böylece eğildiğinizde arka tarafınızda herhangi bir engel bulunmuyor ve rahat hareket ediyorsunuz. Ayrıca C sütunlarına monte edilen menteşelerden dolayı otomobilden indikten hemen sonra hiç adım atmadan arka kapıyı açabiliyorsunuz. Bu şekildeki bir kullanımda çocuğunuzla birlikte iki açık kapı arasında kalan ve Opel’in ‘Doğal Güvenlik Alanı’ olarak adlandırdığı bir alanda durmuş oluyorsunuz.

Akıllıca. Peki bu ters açılan kapılar yeni mi? Hayır, değil. 1961- 69 yılları arasında Lincoln, Continental modeliyle böyle bir tasarıma imza atmıştı. Modern otomobillerde çok tercih edilmemesinin nedeniyse tamamen güvenlik. Ancak ilk akla gelem otomobil tabii Mazda RX8 oluyor.

Opel güvenlik konusu üzerinde fazlasıyla mesai harcamış. Şöyle ki ‘Flexdoors’ adını verdikleri bu tasarımıın üzerinde 2005 yılından beri uğraşıyorlarmış ve kapıların herhangi bir şekilde araç hareket halindeyken açılmamasını garanti etmek, tüm kilit mekanizması, menteşe hareketlerini kontrol etmek için fabrikasında mekatronik doğrulama robotu geliştirmişler. Sadece kapılar için. Bir robot. Bu oldukça etkileyici, sizce de öyle değil mi?

 Kapılardan devam ediyorum, Flexdoors sayesinde ön kapı (normal açılan) çok geniş bir açıyla açılıyor (tam olarak 84 derece açıyla), klasik kapılarda bu açı sadece 67 derece. Bu kadar geniş açılması nerdeyse otomobilin gövdesine tamamen dik olacak bir açı anlamına geliyor. Kullanışlı ama otomobile bindiğinizde kapıya uzanmak bazen zor olabiliyor, tutacak uzakta kaldığı için.

Bana kalırsa bu fikir mükemmel çalışıyor ancak tek bir kusuru var, o da dar alanlarda (örneğin kapalı otoparklarda) ön ve arkadan inecek yolcular aynı anda kapıları açmaya çalıştığında ortadaki alanda biraraya gelmeniz nedeniyle sıkışıklık yaşanması. Tam da bu anda aklınıza kayan kapılar geliyor, mesela yeni Ford Grand C-Max. Hmm…

Bu arada ilginç bir de detay var bu kapılarla ilgili: Opel, Meriva’nın gelişim aşamasında Coventry Üniversitesi biomekanik araştırma takımıyla ortak bir çalışma yapmış ve ilginç sonuçlar elde etmiş. Buna göre araştırmaya katılan kullanıcılar günlük hayatta yapılan hareketleri standart olarak gerçekleştirmişler (çanta, torba taşıma, arka koltuğa eğilme, çocuk koltuğu takma gibi) ve Meriva kullanıcılarının, standart kapılı otomobil kullanıcılarına göre sırt kısımlarında %48 daha az eğilme olduğunu, kaslarınsa %58 daha az yüke maruz kaldığını sonucunu çıkarmışlar. Bu Meriva’nın insan sağlığına iyi gelen bir tasarıma sahip olduğunu gözler önüne seriyor.

Bu kadar kapı konuşmak yeter, biraz da kabine göz atalım. Bu arada Meriva’da ilk olarak bunlardan bahsediyor olmamın nedeni otomobilin domine eden özelliklerinin bunlar olması. Sürüş ve diğer taraflar birazdan değineceğim ama bir Meriva almayı düşünüyorsanız ilk olarak bunlara bakarsınız öyle değil mi?

‘Flexible’ kabin içi

Eski Meriva esneklik şampiyonu sloganıyla satışa sunulmuş ve değişken arka koltuk yapısı ‘FlexSpace’ yapısıya öne çıkan bir otomobildi. Küçük sınıfta bu kadar geniş ve değişken bir kabini başka otomobil sumuyordu ve Meriva bu anlamda ‘mini MPV’ sınıfının yaratıcısı oldu. Ardından Ford Fusion, Nissan Note, Renault Modus gibi modelleri gördük aynı konsepti barındıran.

Bir Meriva için kabin içi her zaman öncelik listesinin üst sıralarında yer almıştır. Burada da durum aynı. Eski modeldeki gibi arka koltukların yükseltilmiş oturuş pozisyonu yenimodelde de devam ediyor, kabin oldukça geniş ve ferah. Birçok noktada eşya koyma gözleri dikkat çekerken, Meriva’nın belki de en ilginç diğer özelliğine takılıyor gözüm: FlexRail.

Bu orta konsolda normal de el freni olması gereken yerden (elektronik olarak yer alıyor) arka koltukların ön tarafına kadar uzanan bir ray sistemi. Üzerinde hareketli bir eşya koyma ünitesi yer alıyor (aynı zamanda dirseklik olarak da kullanılabiliyor) ve bu raylar üç katlı olarak kullanılabiliyor. Orta katta cep telefonu için özel bir bölme yer alıyor, en alttaysa sabit olan kısımda iki bardaklık, AUX,USB bağlantıları dışında 12 volt soketler yer alıyor. Geceleğin buradaki ortam aydınlatmasıysa Opel’in detaylara verdiği önemin bir göstergesi.

En üstte yer alan kapaklı, hareketli dirseklik ünitesini raylardan çıkartıp ters taktığınızda ünite arka koltuklara hizmet etmeye başlıyor, ki bu çok pratik bir detay. Yerinden çıkartmak da oldukça kolay, alttaki klipslere basıyorsunuz ve kendinize çekiyorsunuz. Eğer daha da fazla kullanışlılık isterseniz arka koltukların orta kısmını yatırdığınızda ortaya çıkan yerlere bir adaptör takarak bu mobil üniteyi tamamen arka koltukların arasında da kullanabiliyorsunuz. Akıllıca. Ama adaptör opsiyon olarak sunuluyor.

Ancak rayların bir dezavantajı var; orta konsoldan başlayan raylar arka koltukların hemen önünde yer hizasında sonlanıyor ve arkada- ortada oturan kişinin ayaklarını açarak oturmasına neden oluyor. Burası çok sık kullanılmadığı için büyük bir sorun değil ama yine de rahatsız edebiliyor.

Söz kullanışlılıktan açılmışken daha çok aile kullanımı ve şehir içi sürüşleri ağırlıkta olan bir otomobilin 11.5 metrelik dönüş çapına sahip olması pek mantıklı değil.

Ön konsol, direksiyon, yol bilgisayarı gibi detayların hepsini Astra’dan hatırlıyoruz. Hatchback modeldeki gibi Opel burada da işçilik anlamında iyi bir iş çıkartmış. Malzemeler kaliteli ve üst sınıf görünüyorlar. Belirli bir ergonomik sorun görünmüyor.

Peki Meriva bir sürüş otomobili mi?

Tam olarak öyle olduğunu söyleyemeyiz ama bunu negatif almamak gerek. Kullandığımız versiyon 1.4 lt’lik 140 bg turbo motor, 6 ileri manuel şanzımana sahipti. Bu motoru daha önce Astra’da da kullanmıştım, dolayısıyla karakterine ve tepkilerine aşinayım.

Meriva’da da zaten çok farklı bir karakter sunmuyor bu güç ünitesi. Sadece alt devirlerde biraz tork eksiği hissediliyor bunun da nedeni ağırlık (1465 kg) olsa gerek. Şanzımanın kısa oranları otomobilin yeteri kadar esnek olmasını sağlıyor ama bunun için en az 2500 d/dak civarında olmanız gerek.

Meriva’nın sürüşü için söyleyebileceğimiz en uygun şeylerden biri olgun bir sürüşe sahip olduğu. Evet, eski modelde olmayan bir özellikti bu. Gayet sessiz, sakin, huzurlu bir sürüşü var. Otomobilin şasisi eski modeldeki gibi ne Corsa ne de Astra’dakiyle aynı ve Opel bunu Meriva için özel olarak geliştirmiş.

Otomobilin boyu 30 cm artmış ve 4.3 metreye ulaşmış. Bu artış Meriva’nın mini MPV’dense daha çok orta sınıf MPV sınıfına oynadığını gösteriyor çünkü en büyük rakiplerinden biri olarak görünen Ford C-Max’in boyu da 4.3 metre. Dolayısıyla Meriva daha çok eski Zafira’nın boyutlarına yaklaşmış ve bu sınıftaki otomobillerle rekabet edecek seviyeye gelmiş.

Söz konusu virajlar olunca Meriva’nın heyecan verici olmadığını görüyoruz, tabii bu sınıfta kim heyecanlı bi sürüşü arar orası da tartışılır. Gövde yüksek olduğu için virajlarda beklediğinizden fazla salınım var. Yine de tutuş oldukça iyi denebilir, ön taraf beklediğimden daha fazla tutuş sunuyor ama arka biraz oynak. Ön tarafın izinden çıkmak istemeyen yapısı arkanın durumunu etkiliyor, sert frenle ağırlığı öne attığınızda arka fazla hafiflediği için stabilite zaman zaman kaybolabiliyor. Bu gibi durumlarda ağırlığı gazla dengelemek istersiniz ama bunu istediğiniz gibi yapamıyorsunuz çünkü pedal biraz hissiz bu yüzden Meriva’yı sakin şekilde kullanmakta yarar var. Ağırlık fazla oynadığı için seri virajlarda yığılma olabiliyor. Yine de yüksek ve ağır bir otomobil için oldukça iyi ve kararlı bir yol tutuşu var.

Direksiyon da fena sayılmaz, ağırlığı yeterli (ne çok hafif ne çok ağır) tepkileri makul seviyede, otomobili yönlendirme konusunda sıkıntı yaşatmıyor. Çok akılda kalıcı olduğu söylenemez tabii ama dediğimiz gibi sürüş Meriva’nın konseptinden dolayı ikinci planda olan bir kriter.

Sonuç

Meriva ülkemizde üç benzinli (1.4 turbo motorun 100, 120 ve 140 bg’lik versiyonları), iki dizel (1.3 Cdti ve 1.7 dT) olmak üzere beş motor ve iki donanım paketiyle alıcı bekliyor. Şahsen şimdilik sadece 1.4 140 bg’liği kullandım ama oldukça iyi bir tercih olacağını söyleyebilirim çünkü performansı yeterli, ortalama tüketimiyse gerçek hayatta 8.4 lt/100 km civarında ki bu da makul.

Opel, başarılı satış rakamlarına ulaştığı Meriva’yı dikkat çekici bir halde ve çok daha iddialı şekilde sunuyor.

Ters açılan kapılar kesinlikle bu otomobili domine eden bir unsur ama sonuç olarak onlar sadece kapı, açıyor ve otomobile biniyorsunuz bu kadar. Yine de arkada oturanları, kısacası ailenizi bu kadar düşünen bir otomobil olması güzel bir detay.

Bence Meriva amacına çok iyi hizmet eden bir otomobil ve akılda kalıcı olmayı hak ediyor. Tabii bunun için 44.154 TL verir misiniz orası tartışılır…

About autochronicles

Otomobilleri ve müzik yapmayı bu dünyadaki varolma nedenlerim olarak gösterebilirim. Hayatımda okuyan değil yazan olmanın, dinleyen değil çalan biri olmanın peşindeyim. Burası bir günlük. Otomobille yaşayan birinin, otomobille yaşadıklarını gün be gün anlattığı bir yer. Günlük olduğu kadar benim yazılarımın da bir arşivi niteliğinde. Otomobiller daima beni hayata bağladı, hayatıma anlam kattı... Bu sevgiden öte, bir tutku, bir yaşam tarzı... Bu yüzden günlük olarak yazılmayı hak ediyorlar...
Gallery | This entry was posted in Opel, Opel Meriva. Bookmark the permalink.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s