Malezya GP- Değişen bir şey yok


Malezya’da da tablo değişmedi, pol ve galibiyet Vettel’e gitti  

Öyle görünüyor ki bu yıl yarışlar artık gerçek olarak sıralama turlarında başlıyor. ‘E her zaman öyle değil miydi’ diye sormayın. Değildi, bu kadar değildi. 

Nedenine gelince. Vettel polü kazandı evet, güzel de bir tur attı evet, buraya kadar herşey normal. Peki Alman pilot neden sıralama turlarının birinci seansında Ferrari’ler, McLaren’lar, Renault’lar ve Kobayashi’nin Sauber’inden yavaştı dersiniz? Bunun ardında yatan düşünce Pirelli lastiklerinin yarışın sonucunu nasıl etkilediğini çok güzel özetliyor. Sebastian bu seansta yumuşak lastiklerini kullanmak istemedi, çünkü yeni lastik kurallarına göre sıralama ve yarışlarda sadece altı set lastik kullanabiliyorsunuz. Bu da sıralama turlarında lastiklerinizi olabildiğince az kullanıp yarışa saklamanın büyük bir avantajı olduğunu gözler önüne seriyor. Yani Q1’de bir (bir hızlı tur) , Q2’de bir ve Q3’te iki set lastik ve olabildiğince az tur. Sebastian daha Q1’de Q3’ü düşünüyordu açık bir şekilde. 

Bu yüzden Q2’ye geçmek için yeterli bir tur çıkarttı, toplamda 3 tur attı (bir ısınma, bir hızlı ve bir yavaş). Aynı şey Q2 için de geçerliydi. Piste çık, bir hızlı tur at, geri gel ve Q3’e kal. Toplam 6 tur. İnanılmaz. 

Bu turuyla Webber’den hızlıydı ve Hamilton iki hızlı tur atarak Pazar günkü yarış için kritik bir hamle yapmış oldu. Kullandığı ekstra hamur, yarışını etkileyecekti. 

Q3 ise bambaşka bir hikayeydi Vettel için. Son ana kadar garajında bekledi, piste çıkıp ısınma turunu bitirip, hızlı turuna başladığında sadece 4 saniyesi kalmıştı. Mükemmel bir tur attı, öyle ki Hamilton’ın o ana kadar yapılmış en iyi bir ve ikinci sektörlerinden bile hızlıydı. Üçüncü sektörde ikinci en hızlı zamanı yaptı ve polü ele geçirdi. Bu arada lastiklerine de çok iyi bakmıştı. Sıralamalar bittiğinde Vettel toplam 12, Hamilton 19, Webber 17, Button 15 tur atmışlardı. Yani Vettel en az turu en hızlı şekilde atmıştı. İşte bu Malezya’da galibiyeti getiren faktör oldu. Muhteşem bir performanstı. 

Stratejiler konuşuyor

Bu noktadan sonra iş stratejiye kalmıştı. Görünen yumuşak (yarışa başlanan hamur) – yumuşak- yumuşak- sert şeklinde üç pit stoplu bir yarış olacağıydı. Eğer opsiyon hamuruyla (yumuşak) 12 tur atılabilirse 12- 24- 36. turlarda piste girip, son seansta sert lastikle 20 tur atılabilirdi. Yumuşaklar bir kaç tur korunabilirse sert lastiği de riske atmazdınız. Seb bu stratejiyi uygun görmüştü, aynı şekilde diğerleri de. 

Tabii bunu yapmak için iyi bir start gerekliydi, çünkü geçiş yapmak ciddi lastik ömrünü kısaltıyordu. Vettel temiz bir start aldı, bir ara aynasında McLaren’i görüp sağa kırdı ama ardından aynasındaki otomobilin rengi gümüşten siyaha döndü. Döndü çünkü Heidfeld Hamilton’ı geçmişti. Bu hamleyle birlikte Lewis’in galibiyet hayalleri Renault’nun difüzörüne gömülmüş oldu. 

Webber KERS’i çalışmadığı için kötü start aldı ve dokuzunculuğa kadar geriledi. Yarışın ilk bölümlerindeki Kobayashi ile olan mücadelesi KERS sisteminin ne kadar işe yaradığını gösterdi. Bu sırada Avustralya’lı üç pitten, dört pit stratejisine döndü.Yarışın tüm bölümlerinde iyi durumdaki lastiklerinin avantajını kullanma niyetindeydi. İşe yaradı mı? Yaradı, şöyle ki pitten çıktığı turlarda önündeki otomobillerle arasını çok kolay kapattı ve rahat ataklar yaparak önünü boşalttı. Eğer herkesin yaptığı gibi kısmen daha yavaş bir otomobille tur atmayı tercih etse olduğu yerden çok da yukarılara çıkamayabilirdi. Son anlarda Alonso ile Hamilton’un cezaları nedeniyle dördüncülüğe kadar çıktı ve Heidfeld’i sıkıştırdı. Renault’nun KERS’i çalışmasa podyuma bile çıkabilirdi kuşkusuz. Pit stop tercihi şöyleydi: 10 (y)- 22 (y) – 32 (s) – 43 (s). Riskli bir stratejiyi biraz da şansının yardımıyla iyi bir geri dönüşle tamamladı. 

McLaren cephesi

Hamilton’ın sıralamalarda bir set yumuşak lastiği üzerinde oluşturduğu yanık bölge yarışını fazlasıyla etkileyen bir unsur olacaktı. 

Buna kalkışta Renault’ya geçilmesi de eklenince yarışı beklediği gibi geçmedi. Heidfeld’i pitlere kadar geçmeyi başaramadı. Pitiyse beklendiği gibi 12. turda gelmişti. Vettel’se 13. turda pit yaptı, 23.019 sn süren bu pit Hamilton’a göre 0.5 saniye yavaştı. Ama önemli değildi çünkü McLaren ikinci pitinde sert lastikleri tercih edecekti. 

Bu sırada aynı tur içinde Button’da pite geldi. 22.400 saniye kaldı ve yumuşak lastikleri taktı. Kendisinden iki tur sonra pite giren Heidfeld’i geçen Hamilton Vettel’e yaklaşmaya başladı ve 9 saniyelik fark 23. turda 3.9 saniyeye kadar indi. Tabii bu lastiklerinin çabuk aşınması anlamına geliyordu. Vettel’se lider olmanın avantajıyla farkın kapanmasına izin veriyor gibi rahat kullanıyordu otomobilini.  

24. turda Hamilton’ın ikinci kez pite geldi. İngiliz sert hamuru tercih ederek yarışı bitirmiş oldu. Bunun nedeni sıralama turlarındaki o blokaja dayanıyordu. Hamilton bir set yumuşak lastiğinde yanık bölge oluşturduğu için elinde az yumuşak set kalmıştı. Dolayısıyla biraz da mecburiyetten sert lastikleri taktı. İlk turlarda aslında fena bir peformans göstermiyorlardı ve Vettel’in pitinden (yumuşak taktı) hemen sonra McLaren Red Bull’a göre biraz daha hızlıydı, ta ki RB7’nin lastikleri ısınana kadar. Bu noktadan sonra Vettel tur başına 1.0- 1.5 saniye kadar hızlandı Hamilton’a göre. Yarış bitmişti artık. Yapılacak bir şey yoktu. Üstelik bu kısımda Vettel’in KERS’i çalışmıyordu ve Alman pilotun buna rağmen en hızlı turları ardarda elde etmesine söylenecek çok şey olduğunu düşünmüyorum. 

Üstelik Lewis birkaç tur sonra sert lastiklerinin de bittiğinin farkına vardı. Sadece 13 tur atmıştı. Gereğinden daha az, hem çok daha az. Bu seanstaki lastik eritmesi daha sonra bir ekstra pit yapmasına neden olacaktı. 37. turda Alonso’nun arkadan çarpmasıyla tabanı hasar gören McLaren 52. turda tekrar pite geldi. Bu ne kadar doğruydu? Bitime dört tur kala Hamilton pistte kalsa 22 saniye (bir pit süresi) kaybeder miydi? Bu tur başına 5.5 saniye anlamına geliyor. Bunu bilemeyiz ama akıllarda soru işareti oluşturmuyor değil… 

Button’sa bir kez daha lastikler üzerinde ne kadar kibar olduğunu gösterdi. Sert lastiklerini 18 tur kullandı, ikinci pitinde, pist üzerinde geçildiği Alonso’yu geride bıraktı, üçüncü pitindeyse Hamilton’ı geçti. Üç pit stop stratejisini en iyi uygulayan isimlerden biriydi. Yarışın sonlarına dorğu Vettel’e yetişse de hiçbir zaman geçecek kadar yaklaşamadı ve çok kritik bir ikincilik aldı. 

Ferrari cephesi

Ferrari’nin en büyük dezavantajı sıralamalarda Q1’de yumuşak lastik kullanmaları oluyor. Bu Avustralya’da da aynı şekildeydi burada da. Böyle olunca üçüncü seans için bir hızlı tur şansları oluyor ve beşincilikten öteye gidemiyorlar. İtalyan takımı bir an önce bunun bir çaresini bulmalı. 

Yarış için iki Ferrari’de üç pit stratejisini uygun görmüştü. Alonso 14-26-41 ve 44. turlarda pit yaptı ama sonuncusu Hamilton’a arkadan çarptığı için zorunlu bir pitti. O ana kadar oldukça iyi bir yarış çıkartıyordu. İlk pitinden sonra Button’ı, Kobayashi’yi ve Heidfeld’i geride bırakarak üçüncülüğe çıktı. Bu esnada Hamilton’la arasındaki farkı kapatıyordu. 

İkinci pitinde de yumuşak lastikleri taktı ama Button kendisini pitte geçti. Üçüncü pitine 41. turda girdi. Bu normal şartlarda son piti olacaktı. Sert lastikleri taktı, 23.814 saniye kaldı ki bu Hamilton’un üçüncü pitinden (22.602) 1.2 saniye yavaştı. ama otomobili lastikleriyle iyi anlaşıyordu ve Hamilton’a yetişmeye başladı. Araları 3.9 saniyeydi ama iki tur sonra bu fark 1.2 saniyeye indi.

 

45. turda Alonso üçüncülük için atak yapmaya çalışırken Hamilton’ın arka lastiğine çarptı ve ön kanadının sol kısmını kırdı. Bu ekstra bir pit ve yarış sonrasında 20 saniye ceza anlamına geliyordu. Aynı cezadan Hamilton’a da verildi, savunma yaparken fazla yön değiştirdiği için. Mantığını anlamak zor, irdelemiyorum fazla… 

Böylece İspanyol pilot podyumu kaçırmış oldu. Massa ise daha sıradan bir yarış çıkarttı. Üç pit taktiğini uyguladı, risk almadı, yarışın sonlarına doğru Mark Webber’e geçilmesi normaldı çünkü lastikleri rakibine göre çok eskiydi. Beşincilik yapabileceğinin en iyisiydi. 

Sauber

Kobayashi daha doğrusu Sauber, Avustralya’da yaptığını yine yaptı ve rakiplerinden bir kere az, toplam iki kere pite girerek finiş gördü. Üstelik Kamui bunu kendisinden çok daha hızlı olan bir otomobil olan Red Bull ile kıyasıya bir mücadeleye girerek başardı. Yumuşak lastiklerle 17, sert lastikleriyle 20 tur atmayı ondan başka kimse başaramadı. Yarış sonunda Hamilton’un cezasıyla bir sıra yükseldi. 

Renault

Petrov uçana kadar iyi bir haftasonuydu, yine de kötü denemez. Heidfeld muhteşem bir startla ikinciliğe kadar çıktı ve bu çıkış ona podyum getirdi. Renault düzlüklerde en hızlı otomobildi, üç pit stop taktiği belirlemişti. İyi de uyguladı. Pist üzerinde kimseyi geçmemiş olsa da Massa’ya karşı yaptığı savunma taktire değerdi. İlk pitinde Button’a geçildi. Yarış sonlarında Webber’e yaptığı savunmada KERS’inin çok etkisi vardı tabii ama kendinen hızlı bir otomobili arkasında tutması açısından başarılıydı. 

Evet, sıralamalardaki lastik performansının yarışı direkt etkilediği bir yarış oldu Malezya GP’si. Vettel için bu bir sorun değil ama rakipler için çok büyük bir problem. Artık Red Bull’u geçmeleri için sıralamalarda lastiklerine iyi bakmak zorunda da kalacaklar. 

Özellikle Ferrari’nin daha Q1’de yumuşak lastiklerini kullanmayı bırakması gerek. Yoksa ancak bu şekilde beşincilikten öteye gidemezler. Çin’de çok büyük bir değişiklik beklemiyorum. Türkiye ise bana kalırsa birşeylerin değiştiğini gördüğümüz bir yarış olacak. Umarım.

About autochronicles

Otomobilleri ve müzik yapmayı bu dünyadaki varolma nedenlerim olarak gösterebilirim. Hayatımda okuyan değil yazan olmanın, dinleyen değil çalan biri olmanın peşindeyim. Burası bir günlük. Otomobille yaşayan birinin, otomobille yaşadıklarını gün be gün anlattığı bir yer. Günlük olduğu kadar benim yazılarımın da bir arşivi niteliğinde. Otomobiller daima beni hayata bağladı, hayatıma anlam kattı... Bu sevgiden öte, bir tutku, bir yaşam tarzı... Bu yüzden günlük olarak yazılmayı hak ediyorlar...
Gallery | This entry was posted in F1. Bookmark the permalink.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s