www.ajansotomobil.com- Tartışmalar devam ediyor


Avustralya’da başlayan F1 sezonu birçok bilinmezi de beraberinde getirdi. Bunların öne çıkanlarından biri Pirelli lastiklerinin performansıydı

Vettel’in pol pozisyonu turu öyle bir turdu ki herkesin ağzı açık kalmıştı. RB7, çok da yumuşak olmayan Vettel’in sürüşüyle, viraj ortasındaki düzeltmeleri ve gaza dokunuşlarıyla pol pozisyonuna uzanmış, uzanırken McLaren’a 0.7, Ferrari’ye 1.4 saniye fark atmıştı.

Vettel’in sıralama turlarından sonra KERS kullanmadık açıklamasıysa F1 dünyasına bomba gibi düştü. Hamilton’ın ‘KERS kullanmadıklarını söylüyorlar ki bu da farkın 1.3 sn’ye çıkması anlamına geliyor. Bu hiç normal değil’ sözleri İngiliz ekibinin umutsuzluğunu gözler önüne seriyordu.

Peki bu fark nereden kaynaklanıyordu? Herşeyden önce Red Bull’un aerodinamik yapısının farklılığından. Adrian Newey, RB7’yi tasarlarken en çok egzoz çıkışları üzerinde durmuş, egzoz gazlarının olabildiğince difüzörü besleyip downforce üretmesini sağlamaya çalışmıştı. Otomobilin sidepod ve ön kısmındaki tasarımlar da lastiklerin en iyi şekilde çalışmasını sağlıyor, RB7’nin hızını ortaya koyuyordu. Ama en belirgin fark arka taraftaydı.

Arka tarafın tutuşu ve çekişi çok verimli olduğu için Vettel hem virajlarda daha erken gaz açıyor, hem de virajlara daha fazla hız taşıyordu. Bu yüzden sadece üçüncü sektörde rakiplerinden 1 saniye çalıyordu.

Sıralamalardaki bu üstün performansın ne kadarının yarışa yansıyacağı en büyük merak konusuyken, Red Bull’un ilk turunun ölümcül derecede hızlı olduğunu gördük. Vettel ilk tur sonunda Hamilton’a 2.5 saniye fark atmıştı, ki bu da tek turda lastikleri ne kadar verimli kullandığını gösteriyor.

Ancak lastikleri bu kadar verimli kullanmak acaba kaç pit stop gerektirecekti ve lastikler yarıştan önce söylendiği gibi bir anda performans kaybedecekler miydi? Vettel yarış boyunca iki pit yaptı ama ilk pitinden önceki turu Hamilton’dan tam 1.2 saniye, kendi bir önceki turundansa 1.7 saniye yavaştı. Yani, evet Pirelli’nin yumuşak hamurunun performansı anlık olarak düşüş gösteriyordu diyebiliriz, daha önceki yıllarda optimum performans gösteren lastiğin performansı düştüğünde bu tur derecelerine 1 saniye gibi yansıyor, daha sonraki turlarda giderek düşüyordu. Buradaki gibi bir turda 1.7 saniyelik farkı hiç görmemiştik.

İlk üçü oluşturan Hamilton ve Petrov’da iki pit stop yapanlardandı. Ancak Ferrari’lerin aşırı lastik aşındırmalarından dolayı 3’er pit, diğer Red Bull pilotu Webber’in de kendisinin bile anlamadığı bir nedenden dolayı lastiklerini erken bitirip 3 pit yapması, takımların akıllarında soru işareti oluşmasına neden oldu. Avustralya’da bir pit stop yaklaşık 25 saniye sürdüğü için üçüncü kez pite girmek acaba pist üzerinde kalıp tutunma sorunları yaşayan lastiklerle yarışmaya çalışmaktan daha mı kârlıydı? Alonso üçüncü pitinden dolayı podyumu Petrov’a kaptırdı, acaba girmeseydi neler olurdu? Bunu bilemeyiz…

Ancak Sauber’in çaylak pilotu Sergio Perez’in tek pitle yarış tamamlayan tek pilot olması ve lastiklerini gerçek üstü bir şekilde yumuşak kullanması Pirelli’nin bile aklını karıştırdı. Bu nasıl olmuştu? Kasten çabuk bitmesi için üretilen lastiklerin yumuşak hamuru nasıl 25 tur dayanmıştı? Bunu Perez’de bilmiyor, sadece ‘lastiklerimi çok iyi kullandığımızı gördük ve ikinci pitten vazgeçtik’ diyordu.

1, 2 ve 3 pit seçenekleri. Pirelli’nin Formula 1 dünyasında, yasaklanan yakıt ikmali nedeniyle kaybolan stratejik hamlelerin yeniden öne çıkacağını gösteriyor.

Kesin bir şey var; o da yarışlarda geçen yıla göre daha fazla pit stop göreceğimiz, bu da daha keyifli yarışlar anlamına geliyor. Eğer diğerleri Red Bull’un hızına yetişmek istiyorlarsa lastikleri nasıl daha verimli kullanacaklarını çözmeliler.

Siz olsaydınız ne yapardınız? Tutunma sorunuyla devam edip şansınızı mı denerdiniz, yoksa pite girip 25 saniye kaybedip önünüzdekilere yetişmeye mi çalışırdınız?

About autochronicles

Otomobilleri ve müzik yapmayı bu dünyadaki varolma nedenlerim olarak gösterebilirim. Hayatımda okuyan değil yazan olmanın, dinleyen değil çalan biri olmanın peşindeyim. Burası bir günlük. Otomobille yaşayan birinin, otomobille yaşadıklarını gün be gün anlattığı bir yer. Günlük olduğu kadar benim yazılarımın da bir arşivi niteliğinde. Otomobiller daima beni hayata bağladı, hayatıma anlam kattı... Bu sevgiden öte, bir tutku, bir yaşam tarzı... Bu yüzden günlük olarak yazılmayı hak ediyorlar...
Gallery | This entry was posted in F1. Bookmark the permalink.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s