www.ajansotomobil.com- Chassis by Lotus, Powered by Renault


Aralık 2010’da www.ajansotomobil.com’da yayınlanan köşe yazımız…

2010 sona ererken belki de en çok dikkat çeken – en çok heyecan veren- noktalardan biri motorsporlarının en üst seviyesinde, Formula 1’deki Lotus – Renault birleşmesi oldu.   

Bildiğiniz gibi Lotus kısa bir süre önce Paris otomobil fuarında gelecekle ilgili planlarını sergilemiş ve tam 6 konseptle otomobil severleri bir hayli sevindirmişti. Konuyla ilgili yapılan araştırmalar sonucu firmaya 2009 yılında katılan Türk asıllı Dany Bahar, 5 yıl içerisinde tüm bu modelleri piyasaya çıkartacaklarını söylemiş ve tüm yarış serilerinde yer alacaklarını belirtmişti. ‘Tüm yarış serileri’ adı altında LeMans 24 saat yarışı, Formula 1 gibi üst düzey seriler ve yarışlar da mevcuttu. 

Her şey iyi görünüyordu ama F1’le ilgili sorunlar vardı. Formula 1’de zaten Lotus Racing adında bir takım yarışıyordu ve pilotları da Jarno Trulli ile Heikki Kovalainen’di. Bahar, mevcut Lotus takımıyla bir ilgileri olmadığını belirtti ve Renault F1 takımının yüzde 25’lik hissesini satın alarak takımın ana sponsoru olarak adını Lotus Renault olarak değiştirdi. Bu F1 gridinde bir Lotus savaşı başlaması anlamına geliyordu çünkü Lotus Racing patronu Tony Fernandes’de boş durmamış ve 1976 Dünya şapiyonu James Hunt’un oğlu, David Hunt’ın elindeki efsanevi Team Lotus isminin telif haklarını satın almıştı. Bu 2011 gridinde iki Lotus isimle takımın yarışacağı anlamına geliyordu. 

Her neyse bu bambaşka bir hikaye. Şimdi, bu karışık durumda bizleri ilgilendiren en önemli kısım, yeni Team Lotus’un yani 2010’daki Lotus Racing takımının, Paris otomobil fuarında 6 konsepti gösteren Lotus Group ile bir ilgisi olmadığı. Bundan dolayı Group Lotus’un ve bizlerin ilgi odağı Lotus Renault GP takımı olacak. Neden mi? İşte size cevabı; bu birlikteliğin otomobil sektörüne ne gibi yenilikler katacağını hayal edebiliyor musunuz?

En son ‘Designed by Lotus’ ibaresini bir otomobilin üzerinde gördüğümde tarih 2005 yılının Kasım ayıydı ve ben bir Formula 3 otomobilinin direksiyonundaydım. Şasi Lotus imzalıydı ve o sarı- yeşil logoyu orada görmek bile heyecanlamama neden olmuştu. Şimdiyse Lotus, Renault ile birlikte Formula 1 gridini sallamayı hedefliyor. 

Peki bu ikilinin potansiyel birlikteliğinden çıkacak mucizeleri düşünelim biraz. Lotus, uzun yıllardır sahini olduğu Proton markasının otomobillerinin şasi gelişimlerine imza atıyor ama bu birliktelik pek verimli değil ve bizim gibi otomobil severleri heyecanlandıracak bir model göremedik. Ama burada dünyanın en iyi hot hatch’lerini üreten Fransız firma ile dünyanın en iyi şasilerine imza atan İngiliz markanın birlikteliğinden söz ediliyor. 

Şöyle söyleyelim, bir önceki Megane’ın R26.R modelini hatırlıyor musunuz? Hani şu Nürburgring’deki dünyanın en hızlı önden çekişli otomobili unvanını alan otomobili? Yeni Megane’ın böyle bir ‘stripped out’ versiyonu olacağını ve şasisini Lotus’un geliştireceğini düşünün! ‘Chassis by Lotus.’ Hayal etmesi bile tüylerinizi diken diken etti değil mi? Peki şuna ne demeli: Lotus’un geliştireceği potansiyel bir küçük otomobilde Renault motoru; turbo, 250 bg gücünde ve Euro 5 normlarına uygun. Verimli ve hızlı. ‘Powered by Renault.’ Ne yazık ki henüz böyle düşünceler söz konusu değil çünkü Lotus’un Toyota ile olan motor anlaşması devam ediyor ama bunun bir gün olmaması için bir neden yok. 

Ya da başarılı bir Lotus- Renault birlikteliğini kutlamak için geliştirilen yepyeni bir model. ‘Chassis by Lotus, Powered by Renault’. İşte bu mükemmel olacaktır. Bir otomobil sever, bir F1 fanatiği olarak bu takımdan böyle bir sonuç bekliyorum. Bence bu otomobil dünyası için Formula 1’de şampiyon olmalarından bile daha önemli olacaktır. 

Lütfen, lütfen iyi bir sonuç alın, birlikte otomobil geliştirmeyi düşünün, öncelikle önden çekişli olmak üzere birçok güzel otomobil projesine imza atın, bizlerin bu mükemmel ikiliyi pist dışında da deneyimlememize bir şans tanıyın… 2011’den en büyük beklentim bu…

About autochronicles

Otomobilleri ve müzik yapmayı bu dünyadaki varolma nedenlerim olarak gösterebilirim. Hayatımda okuyan değil yazan olmanın, dinleyen değil çalan biri olmanın peşindeyim. Burası bir günlük. Otomobille yaşayan birinin, otomobille yaşadıklarını gün be gün anlattığı bir yer. Günlük olduğu kadar benim yazılarımın da bir arşivi niteliğinde. Otomobiller daima beni hayata bağladı, hayatıma anlam kattı... Bu sevgiden öte, bir tutku, bir yaşam tarzı... Bu yüzden günlük olarak yazılmayı hak ediyorlar...
Gallery | This entry was posted in Uncategorized. Bookmark the permalink.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s