Avustralya GP


Vettel kaldığı yerden

Son dünya şampiyonu geçen sezon bıraktığı yerden devam ediyor: Pol pozisyonu ve galibiyet…

 

Sezon öncesi o kadar çok şey yazılıp, çizildi ki herkesin beklentisi Avustralya’da çok farklı bir sonucun geleceği şeklindeydi. Ama öyle görünüyor ki değişen pek bir şey yok, hatta Avustralya’nın Abu Dabi 2010 ile olan benzerlikleri dikkat çekici seviyede. 

Sebastian Vettel sezon öncesi testlerde otomobilinden memnun olduğunu söylemiş ve asıl performanslarını sezonda göstereceklerini dile getirmişti. Böyle de oldu, pol pozisyonunu 0.7 saniye farkla kazanırken, Ferrari ile aralarında tam 1.4 sn fark vardı. 

Bu ilginçti çünkü aynı otomobille Mark Webber oldukça geride kalmış, üçüncü sırayı elde etmiş ve takım arkadaşının tur zamanı karşısında şaşkınlığını gizleyememişti. Aslında bu farkın temel nedeni sürüş tarzıydı; Albert Park genellikle düşük yol tutuş sunduğu için burada sürüş tarzı belirleyici bir unsurdur. Webber otomobili sert frenajla viraja sokup, elde ettiği momentumla virajdan çıkarken gaz vermeyi tercih ediyordu. Vettel ise biraz daha geç fren yapıyor, otomobilin momentumunu küçük direksiyon ve gaz hareketleriyle denge altına alıyor, erken apekse girip, viraj ortasında otomobille biraz daha çok oynuyor ve bu sayede biraz daha hız kazanıyordu. Kısacası Webber’in net tavrı, Vettel’in ‘daha oynak’ tarzı karşısında yenilmişti. 

Aynı şeyi Hamilton’dan da beklerdiniz çünkü genelde sert sürüşüyle dikkat çeken bir pioot kendisi ama Albert Park’taki sıralama turu kendinden beklediğimize göre çok daha yumuşaktı ve beklendiği gibi lastiklerine de sert davranmadı. Ancak ne kadar uğraşırsa uğraşsın Red Bull’un üçüncü sektördeki 0.6 saniyelik farkına engel olamadı. Burası en hızlı virajların olduğu sektördü, yani en çok yere basma gücüne ihtiyaç duyulan bölüm. Ayrıca takımın Barcelona testlerinden sonra ‘1 sn bulduk’ açıklamasının somut bir şekilde sonuç verdiğini gördük burada. Yine de daha bulunacak bir saniye daha var gibi görünüyor…

 

Alonso ise hatasızdı sıralamalarda ancak otomobili yeteri kadar downforce üretmediği için ilk iki seansta iki set yumuşak lastik kullanmak zorunda kaldı ve Q3’e rakiplerinin aksine bir set yumuşak lastikle girdi, Massa’da aynı şekilde. Bu nedenle son seansta bir hızlı tur atabildi ve beşinci sırayı elde etti. İspanyol pilot da ilk iki sektörde rekabetçi olsa da sadece üçüncü sektörde 0.9 saniye geride kaldı. 

Aslında bu sonuçlar yarışın nasıl devam edeceğini de aşağı yukarı gösteriyor gibiydi, tek bilinmeyen olarak arka kanat kuralının nasıl çalışacağı kalıyordu. Ancak sıralamalardan sonra Vettel’in basın toplantısında ‘KERS kullanmadık, gerek duymadık’ açıklaması şok etkisi yarattı padokta. Acaba KERS otomobilin ağırlık dengesini mi bozuyordu, KERS’siz bir otomobil daha dengeli olabilir miydi? Fazlasıyla komplike olan sistem beklenildiği gibi verimli değil miydi? Hamilton’ın basın toplantısından sonraki ‘KERS kullanmadıklarını söylüyorlar, bu farkın 1.3 sn olması anlamına gelir, ki bu da normal değil’ açıklamasıysa sır perdesini biraz daha artırıyordu. Ardından Red Bull’un sadece sıralamalarda kullanılacak, daha küçük, daha hafif bir KERS geliştrdiği haberi yayıldı. Tüm bunlar bilinmezlik oranını artırıyor, yarışı daha keyifli hala getiriyordu. 

Yarış

Gridin kirli tarafından kalkanlar biraz da KERS’lerinin yardımıyla çok da sıra kaybetmediler startta. Alonso ilk viraja Button’ın yanında girerken, yolun dışına taştı ve bundan sonra yarışı sadece pozisyonunu geri kazanma amacına döndü. Button ise bu savunmasından sonra içten atak yapan Massa’ya geçilmekten kurtulamadı. Bu İngiliz’in yarışı için büyük sıkıntı anlamına gelecekti. Petrov startın kazananlarından biri olarak dikkat çekti, geride kalan Alonso’yu ve Button’ı geçerek ilk turu Webber’in arkasında dördüncü olarak tamamladı.

Button ilk üç tur fazla denemedi geçmeyi ama DRS sistemini kullanmaya başladıktan sonra Ferrari’yi iyice sıkıştırmaya başladı. İlk birkaç denemesinde başarısız olan Button, giderek vakit kaybediyordu bu esnada. Bu arada sekizinci sırada önce Kobayashi sonra da Rosberg’i kolayca alt eden Alonso Button’a yaklaşmaya başladı. Arkasındaki Alonso’nun baskısını iyiden iyiye hisseden Button 12. turda atak yapmaya kalktı ve dışarıdan denedi bu defa, ancak Massa çizgisindeydi ve Button virajı kaçırıp kendine avantaj sağlayarak Massa’nın önüne geçti. Bu pitten geçme cezası alacağı anlamına geliyordu. Alonso’da bir tur sonra Massa’yı geride bıraktı ve böylece iki sıra birden kazanmış oldu. Button’ınsa neden Massa’ya yer vermediğini anlamak kolaydı; Massa’ya pozisyonunu vermesi Alonso’yo da geçilmesi anlamına geliyordu. Ancak bu yaklaşık 17 sn süren cezasından çok daha mantıklı olacaktı.

İlk pitler ne zaman yapılacak diye düşünülürken ön sıraları ilgilendiren ilk pit 11. turda Webber’den geldi. Bu beklenenden daha önce yapılmıştı ama Avustralya’lının yumuşak lastikleri hızlı bir şekilde erimişti. Yapacağı bir şey yoktu, pite girdi yine yumuşak lastikleri taktı. Çıkıştaysa 9. sıradaydı. 

Bir tur sonra Alonso pite yöneldi, stratejisi aynıydı. En azından şimdilik. Yumuşak lastikleri taktı, çıkışta 13. sıradaydı. 13. turdaysa Massa pite girdi ve o da yumuşak lastikleri seçti. 

Bu turda Hamilton lider Vettel’den 1.2 saniye hızlı bir derece elde etti. Red Bull’un lastikleri bitmişti, bir an önce pite girmeliydi. Red Bull pit duvarı durumun farkındaydı ve anında pite çağırdılar. Vettel oldukça hızlı bir pitle (22.603 sn) yarışa yöneldiğinde Button’ın ardında dördüncü sıradaydı. Her iki pilotta yumuşak lastiklere sahipti ama Red Bull’unkiler yepyeniydi. Vettel çok vakit kaybetmedi, otomobili çok iyidi, lastikleri yeniydi. Dışarıdan yaptığı atakla McLaren’i geride bıraktı. Bu bir anlamda mesajdı McLaren’a: ‘Aynı kulvarda değiliz, dışarıdan bile geçiyoruz sizi.’

Zaten Button’da iki tur sonra pitten geçme cezasını çekecekti. Bu arada Hamilton ise kalabildiği kadar pistte kalmış ve Vettel’den iki tur sonra (16. tur) pite girmişti. Pit süresi 23.227 sn’ydi, yani Vettel’den 0.6 sn yavaştı. 

Yumuşak lastiklerle devam etti, bu doğru karardı çünkü Red Bull’lara daha çok vakit kaybedemezdi, çıkışta Button’ın önündeydi ikinci sıradaydı. 18. tura gelindiğinde Vettel’le arasında 6 saniye fark vardı, arkasındaki Webber ise 15 saniye gerideydi. 

Vitaly Petrov ise yarışı bu bölümünde çok sürpriz şeyler yapmadı. Temiz ve hatasız sürüyordu, otomobili iyiydi, zaman zaman McLaren’ların tur derecelerine yaklaşabildiğini gözledik. 16. turda pite girdiğinde 24.535 sn kaldı. Çıkışta yine dördüncü sırada Webber’in arkasındaydı. Üstelik lastikleri ısındığı zaman Red Bull’a göre daha hızlı olduğunu gördü. Bunu korumaya başladı, fark kapanıyordu. 

19. turda Button bu defa lastiklerini değiştirmek için pite yöneldi. Kendisi yumuşak lastik kullanıcıları arasında son pite girendi. 

İkinci pitler

26. tura gelindiğinde Webber bir kez daha pite yöneldi çünkü artık iyice yavaşlamıştı, Petrov hemen arkasında daha hızlıydı ve birkaç tur içinde zorlayacaktı geçiş için. Webber’in yumuşak lastikleri bu defa 16 tur dayanmıştı. Sertlerti taktı, çıkışta Alonso’nun arkasında 6. sıradaydı ve bir tur sonra (27.tur) Ferrari’nin pite girmesiyle beşinciliğe çıktı. Alonso’nun ikinci piti Webber’e göre yavaştı: 22.520’ye karşı 24.733 sn. 

Ancak Alonso yumuşak lastiklerini takmış ve otomobili bunları iyi çalıştırmaya başlamıştı. Tabii bu bir kez daha pite gireceği anlamına geliyordu. 29.turda en hızlı turu elde etti: 1:30.097, bir sonraki tur bunu tekrarladı: 1:30.081. Webber’le aralarında sadece 1.8 saniye kalmıştı. 

Bu esnada Renault pilotu Petrov, Alonso’nun 21 saniye önünde üçüncü sıradaydı. Ancak 35. turda aralarındaki fark Alonso lehine tur başına 1.7 saniye kapanıyordu. Yani Renault’nun yumuşak lastikleri 19. turundaydı ve artık performansı düşmüştü, Fernando bunun farkındaydı, hızlanması gerekiyordu ki Renault pite girdi. 25.683 sn kaldı, sert lastiklere geçti. Aynı turda (36.tur) Vettel ile Hamilton’da pite girdiler. İkinci pitlerde Hamilton, Vettel’e göre neredeyse 1 sn hızlıydı. 

Bu pitlerden hemen önce Hamilton’ın ilk virajda yolun dışın taşması, otomobilinin splitter’ını kırmasına neden oldu ve böylece Vettel ile arasındaki farkı kapatması hayalden öteye gidecemeyecekti. 

Alonso Renault’yu şimdilik geçmişti ama Ferrari yumuşak lastikleriyle yarışıyordu, yani sertleri takmak için bir kez daha pite girecekti. Bir pit yaklaşık 24-25 saniye sürdüğü ve aralarında 12 saniye olduğu için, Alonso’nun tahmini pit stop turu için önünde 5 tur vardı ve bu kısa zamanda Petrov’a 12 saniye fark açması gerekiyordu. Ancak önünde Webber vardı ve farkları 0.7 saniyeydi, yani Ferrari’nin önü bu farkı açacak gibi boş değildi. 

Üstüne üstlük Petrov pitten sonraki turunda Alonso’dan 0.5 saniye hızlıydı. Yapacak bir şey kalmamıştı Alonso için. Pite girecek, çıkışta neler olduğuna bakacaktı. 

Webber 41, Alonso 42. turlarda pite girdiler ve Red Bull’un 2.1 saniye yavaş piti Webber’in pozisyonunu kaptırması anlamına geliyordu. Alonso böylelikle dördüncülüğe çıkmıştı ve 44. turda en hızlı tur zamanını yaptı. Ancak Webber’in yarış sonundaki bölüme bir set yumuşak lastik bırakması, Alonso’yu önünde sertlerle dezavantajlı olması anlamına geliyordu. Böyle olsa da beklenen olmadı ve Webber atak yapamadı, bırakın atak yapmayı hiçbir zaman Ferrari’yi zorlayamadı bile, ilginç. 

48. turda Petrov- Alonso farkı 7.8 saniyeydi ve Ferrari bir kez daha en hızlı turu yaptı. 49. turda fark 6.2 sn, 50’de 5.7, 51’de 4.6, 52’de 4.1, 53’teyse 2.9 saniyeye indi. Ama bu şekilde sona erdi yarış, daha fazla tur olsaydı Alonso geçermiydi bilinmez ama bu çekişme izleyenlere zevkli anlar yaşattı. 

Finiş

Bitmişti, yapacak bir şey kalmamıştı. Rus pilot kariyerinin ilk podyumunu kutlamaya hazırlanırken, Alonso bir kez daha Renault’nun arkasında kalmıştı ve bu durum kendisine Abu Dabi’yi hatırlatmıştı. Tabii buradaki hayal kırıklığı daha azdı, çünkü elinden kaçan bir podyum olmuştu, şampiyonluk değil. Webber’de Abu Dabi’deki gibi Alonso’nun arkasında kalmıştı. 

Aynı şekilde Hamilton, Vettel’e yetişememiş, Massa oldukça geride kalmıştı. Kısacası Avustralya 2011, değişen kurallara, lastiklere rağmen Abu Dabi 2010’un bir kopyası gibiydi. 

Dikkat çekenler

Tüm bunların dışında dikkat çeken bazı isimler ve olaylar da yok değildi yarışta. Mesela Sergio Perez; sıralamalarda takım arkadaşı Kobayashi’nin gerisinde kalsa da yarışı önde bitirdi. Üstelik pite girdikten sonra yumuşak lastikleriyle 25 tur atmıştı. 45. turda en hızlı tura imza atmasıysa lastiklerini ne kadar iyi kullandığını gösteriyordu. Her ne kadar yarış sonrasında iki Sauber’in puanları silindiyse de Sergio, Kamui’ye iyi bir mesaj vermişti. 

Di Resta’da iyi bir iş çıkarttı denilebilir. Sıralamalarda Sutil’in spin atmasıyla önde yer aldı ve onuncu olarak ilk yarışında puan alan 70. çaylak pilot oldu. Sakindi, çok göze çarpmadı, hata yapmadı ama yarış üzerinde hem Buemi hem de Sutil’e geçilmesi gözlerden kaçmadı. 

DRS sistemi belki geçiş sayısına doğrudan etki etmedi denilebilir ama arkadaki otomobilin öndekine bariz bir şekilde yaklaşması bile izleyicileri heyecanlandırmak için yeterliydi. Button’ın uzun bir süre Massa’yı geçememesi, sistemin eşit güçlerdeki otomobillerde pek işe yaramadığını gösterse de yine de keyifli bir mücadele gördük. 

Pirelli’lerse beklendiği gibi çabuk aşınma göstermedi ama aşındığı zaman optimum performansa göre yaklaşık 1.5- 2 sn yavaştı. Yarışın süresi geçen yıla göre 3 dakika kısaydı, ki bu yarış temposunun arttığını gösteriyor. Pol pozisyonu turu da geçen yıla göre 0.4 sn hızlıydı. Perez’in tek pitstop stratejisiyle yarışı tamamlaması işleri daha da karıştırdı. İlk üçteki pilotlar 2, dördüncü olan Alonso ise 3 kez pite girdi.

About autochronicles

Otomobilleri ve müzik yapmayı bu dünyadaki varolma nedenlerim olarak gösterebilirim. Hayatımda okuyan değil yazan olmanın, dinleyen değil çalan biri olmanın peşindeyim. Burası bir günlük. Otomobille yaşayan birinin, otomobille yaşadıklarını gün be gün anlattığı bir yer. Günlük olduğu kadar benim yazılarımın da bir arşivi niteliğinde. Otomobiller daima beni hayata bağladı, hayatıma anlam kattı... Bu sevgiden öte, bir tutku, bir yaşam tarzı... Bu yüzden günlük olarak yazılmayı hak ediyorlar...
Gallery | This entry was posted in Avustralya GP, F1. Bookmark the permalink.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s