www.turkiyef1.com_ F1’de ‘downsizing’


Downsizing F1’le buluşuyor, sihirli formül (V8) yok oluyor 

Önce downsizing nedir kısaca bunu açıklayalım. Bu terim 2007 yılında Avrupa’da yürürlüğe giren sıkı emisyon kurallarının (CO2) neticesinde ortaya çıktı. Kurala göre 2012 yılına firmaların ürettikleri modelleri tamamının egzozlarından çıkan CO2 miktarı ortalama olarak 120 g/km olacaktı. Ancak bu hedefe yaklaşılamadığı için kuralda küçük değişikliklere gidildi, ki bu apayrı bir konu.

Yine de bu kural üreticiler için büyük bir sorun haline gelmişti, özellikle de büyük otomobiller üreten firmalar için. Çünkü otomobillerin motor hacimleri ve ağırlıkları ne kadar artarsa CO2 emisyonları da aynı paralelde artıyordu. Çözümse basitti: Downsizing, yani hacim küçültme. Teorik olarak hacimler küçülünce CO2 ve tüketim değerleri de azalacaktı ama burada da güç unsuru devreye giriyordu; bildiğiniz gibi motor hacmi küçülünce gücü de azalıyordu. Buna çözüm olaraksa üreticiler küçük hacimli motorlara turbo ya da supercharger gibi ‘aşırı besleme’ olarak adlandırılan güç artırıcı sistemlere başvurdular. Bu gibi sistemler uygulanmaya başlandıkça sağladıkları bir yarar daha görüldü; turbo beslemeli araçlar atmosferik araçlara göre daha ekonomiktiler aynı zamanda. Neden mi? Gövdenin ağırlığını daha zahmetsizce kaldırıyorlardı da ondan.

Bu o kadar akıllıca bir çözümdü ki son yıllara otomotiv dünyasında bir çığır açtı ve Avrupalı Renault, Fiat, VW grubu, BMW gibi markaların 1.2, 1.4, 1.6 litrelik motorlardan hacimlerine göre yüksek güç üretip tüketim ve emisyon oranlarını %20, %30 civarında düşürdükleri görüldü. Rekabet rakip markaları da etkiledi ve hemen hemen tüm üreticiler aynı yola başvurdular. Günümüzde bir VW Passat’ta 1.4 litrelik turbo motor görebiliyoruz, bundan 10 yıl önce böyle birşey söylediğinizde herkes size ‘aklını kaçırmış’ gözüyle bakıyordu.

Yakın gelecekte de senaryo aynı olacak. BMW, artık M modellerinde atmosferik motor kullanmayacağını açıklarken yeni M5 modelinin hacmini 5.0 litre V10’dan 4.4 litre çift turbo V8’e indirecek. Aynı şekilde Porsche de yakın gelecekte 911 modellerinde 2.2 litrelik 4 silindirli motorlar kullanacak.

Peki bunun motorsporlarına etkisi nasıl olacak? Dünya ralli şampiyonası ‘downsizing’ uygulamasına bu yıl geçti bile. 2010’daki 2.0 litrelik turbo WRC otomobilleri artık tarih oldular ve yerlerini 1.6 litrelik turbo motorlarla bıraktılar. Tabii buradaki tek kaygı emisyon değil, maliyetler de büyük bir rol oynuyor bu kuralın yürürlüğe girmesinde. Nitekim WRC’lerde artık daha çok ‘standart’ modele yakın parçalar kullanılarak da masraflar düşürülmüş olucak.  

Kısa bir süre önce FIA, Formula 1’de 2013 yılında motor hacimlerini 1.6 litre turbo, 4 silindir olarak değiştireceğini onayladığını açıkladı. Buna bir itirazımız yok, keza F1’in ‘turbo era’ olarak adlandırılan zamanında 1.5 litrelik turbo motor uygulamalarını görmüştük. F1’in otomobil trendine ayak uydurup, teknolojik liderlik vasfıyla endüstriyi etkileyeceğinden de eminiz. Ancak bir durum var ki, çok sevdiğimiz Niki Lauda ile aynı düşünceleri paylaşıyoruz: F1’de 4 silindirli motor olmamalı. Motorsporlarının en üst seviyesinde en azından silindir sayısının daha fazla olması gerekiyor diğer serilere göre kanımca. Ferrari’nin tüm tarihinde 4 silindirli bir otomobil üretmediğini düşündüğünüzde sanırım ne demek istediğimi anlayacaksınız.

Turbo motorlar rekabeti artıracak, dayanıklılığı sorgulayacak (turbo sistemi yanma odalarının içerisinde aşırı hava üflediği için buna uygun oranda benzin püskürtülmesini de gerektirir, bu da motorların soğutma sorunları ortaya çıkartmalarına ve dayanıklılık problemlerine neden olur ki intercooler adı verilen parçaların ana görevi motoru verimli soğutmaktır), farklı sürüş teknikleri gerektirecektir. Turboyla beraber artan torktan dolayı viraj çıkışlarında daha çok spin atan pilot göreceğimizi düşünüyorum, aynı şekilde tahminen turboların boyutları büyük olacağı için pilotların turbo gecikmesi denilen durumla nasıl başa çıkacaklarını görmek hayli ilginç olacak.

Tüm bunlara evet ama 4 silindiri düşündükçe tüylerim diken diken oluyor. Fiat 500’de, Mini Cooper’da 4 silindir tamam ama Porsche 911’in sportif imajıyla bile uyuşmayan bu yerleşim F1’de olmamalı. Hacim aynı olsun ama en azından V6 görmek istiyorum, görmekten çok duymak istiyorum.

Bir otomobil sever olarak ‘V’ şeklinde dizilmiş silindirleri sihirli olarak tanımlıyorum çünkü dünyanın en güzel motor seslerinin tamamı ‘V’ motorlardan çıkıyor.

Bir F1 sever olarak da 4 silindir fikrini şiddetle kınıyor, bunun en kısa zamanda değiştirilmesi gerektiğini düşünüyorum. Hatta bir adım daha ileri giderek ‘F1’de 4 silindire hayır’ şeklinde bir grup bile kurabilirim! Eminim birçok destekçim olacaktır. Sihirli formül geri dönsün mü? Evet diyenler? Hayır diyenler? Dönsün…

About autochronicles

Otomobilleri ve müzik yapmayı bu dünyadaki varolma nedenlerim olarak gösterebilirim. Hayatımda okuyan değil yazan olmanın, dinleyen değil çalan biri olmanın peşindeyim. Burası bir günlük. Otomobille yaşayan birinin, otomobille yaşadıklarını gün be gün anlattığı bir yer. Günlük olduğu kadar benim yazılarımın da bir arşivi niteliğinde. Otomobiller daima beni hayata bağladı, hayatıma anlam kattı... Bu sevgiden öte, bir tutku, bir yaşam tarzı... Bu yüzden günlük olarak yazılmayı hak ediyorlar...
Gallery | This entry was posted in www.turkiyef1.com. Bookmark the permalink.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s