08- 11.03.2011 Nissan


Kullanılan otomobil: Nissan Juke

Model: Platinum, 1.6 lt, 4×2, CVT

Fotoğraflar: İlke Taşçı 

 

Juke’un ilk fotoğraflarını gördüğümde açıkçası çok ama çok şaşırmıştım çünkü böyle radikal bir tasarım beklemiyordum Nissan’dan, özellikle de bu kadar çok satması düşünülen bir modelde. 

Şu anda karşımda duran test otomobilini teslim alırken de aynı şekilde şaşkınlık içindeyim. Juke gerçekten etkileyici ve ilginç bir görünüme sahip. Özellikle de dar arka camları ve C sütunlarına eklenmiş kapı açma kollarıyla adeta coupe modelleri andırıyor. Zaten Nissan’ın bu global otomobili için söyledikleri de bunu destekler nitelikte: ‘Kompakt spor otomobillerin çevikliğini, bir SUV’nin güvenliği ve sertliğiyle birleştirmek.’ Bu iki kavramı birleştirip SPUV bile diyebilirmiş Nissan Juke için. 

E tabi spor otomobillerin tasarım anlamında bazı kusurları vardır; dar hacimleri, görüş problemleri gibi. Juke’da da bunlara rastlıyoruz, arka kapılar oldukça küçük tasarlanmışlar ve dar açılıyorlar, bu da arka tarafa geçişi zorlaştırıyor. 

Biraz inceledikten sonra Juke’un gülen yüzü ve aksiyona hazır haliyle ‘mutlu’ görünüşlü bir otomobil olduğu kararını veriyorum. Güne başlamak için ne kadar da iyi bir yol arkadaşı! Ah unutmadan, Juke’un ne anlama geldiğini merak edenler için söyleyeyim: Juke terimi Amerikan futbolunda koşan oyuncunun (adı neyse artık) defans oyuncusundan hızlı bir hamle ile kurtulmasına verilen isimmiş. Dolayısıyla evet, Juke’da günlük hayatın koşuşturması ve iş hayatının yoğunluğuyla baş ederken bu şekilde çevik olmalı diye düşünüyorsunuz ve görünüşü bunu destekliyor.

 

Daha bilindik kabin

Bana göre kabin tasarımı dış tasarım kadar ilginç değil yalnız, ilginçten çok sıradışı değil demeliyim. Nissan kabin içinde motosikletlerden esinlenildiğini söylüyor, bunu kırmızı renkli, motorsikletlerin benzin depolarına benzeyen orta konsolun tasarımında görüyoruz ve iki adet göstergenin konsola monte edilmemiş olması da ilginç bir detay. 

Kapı tutacakları, havalandırma ızgaraları gibi detaylar göze hoş geliyor ama bir detay var ki beni çok ama çok şaşırttı: Orta konsola yerleştirilen ve Nissan’ın ‘Intelligent Control Display’ adı verdiği ekran. Bu ekranda normal olarak havalandırma bilgileri gösteriliyor ve etrafındaki düğmeler de buna hizmet edecek fonksiyonlara sahip. Amaaa, yanda duran ‘D-mode’ yazılı düğmeye bastığınızda karşınızda bambaşka bir dünya görüyorsunuz. Bu dünyada söz konusu olan şey üç farklı sürüş modu. Üstelik düğmelerin fonksiyonları da değişiyor! Bu fazlasıyla beklenmedik bir durum. 

Eco, Normal ve Sport şeklindeki üç farklı sürüşten Eco’yu seçtiğinizde ekranda ne kadar tutumlu gittiğinizi gösteren bir grafik çıkıyor. Kendinizi ekonomik hissetmiyorsanız Normal’e geçmenizi öneririm, bu durumda ekranda tork bilgileri beliriyor. Eğer sportif bir ruh halindeyseniz ‘Sport’ seçin ve ekrandaki güç eğrisinin inip çıktığını takip edin. Piste çıkacak veya arkadaşlarınızı mı şaşırtmak istiyorsunuz? Sport modundayken bir kez daha düğmeye basın veeee hokus pokus! Karşınızda G-meter göstergesi. Her ne kadar değer yazmasa da hareketli grafiği takip etmek çok eğlenceli. 

Ancak ekran her ne kadar eğlenceli, kullanışlı (gerekliliği tartışılır) olsa da grafikleri Amiga 500 yıllarından kalma gibi, daha teknolojik olabilirdi bence. Yine de GT-R modelini andıran ve sürüş odaklı bir donanımı bu otomobilde görmek hoş. Üstelik bu modlarda şanzıman ve gaz tepkileri de değişiyor ama buna birazdan değineceğim. 

‘Peki tasarımı güzel evet ama sürüş pozisyonu da aynı şekilde sportif mi?’ diye soruyor İlke. 

‘Evet, şaşırtıcı şekilde iyi. Direksiyonda sadece yükseklik ayarı olsa da bir şekilde ideal sürüş pozisyonunu buluyorsun. Ön görüş ilginç, özellikle de fazlasıyla görünen kaput ve farlardan dolayı. Bu pek alışık olduğumuz bir durum değil ama farklı bir hava yartıyor ve ilginç bir otomobil kullandığınız izlenimini veriyor. Dar arka görüş ve kompakt boyutlarla birlikte dar camlar spor otomobil kullandığınız izlenimi veriyor.’ 

Kabindeki plastiklerin kalitesi harika değil, yer yer keyfinizi kaçırabilir. Bir eleştiri de yol bilgisayarı ekranına; hız sabitleme sistemini açtığınızda anlık yakıt tüketim bilgileri göremiyorsunuz. Gereksiz bir detay… 

Hızlı değil ama keyifli

Nissan’ın B platformuna sahip olan Juke, beklendiği gibi önde McPherson arkadaysa torsiyon çubuklu süspansiyon sistemine sahip. Bu tanıdık sürüş tepkileri anlamına geliyor. 

Amortisörler tatlı sert; iyi darbe emişine sahipler ve gövdenin gereksiz sallanmasını engelliyorlar ancak bu virajlarda yatma ve dalma hareketi olmadığı anlamına gelmiyor. Juke’u oldukça farklı zeminlerde ve hava şartlarında kullandığımı söylemeliyim. İstanbul içinde kuru zeminde Juke bu başarılı amortisörlerinin hakkını verecek şekilde iyi yol tutuyor. Direksiyonunun ultra tepkili, bir spor otomobilinine benzer olduğunu söylemek zor. Tepki konusunda biraz daha sürücüyle iletişime geçebilirdi diye düşünüyorum. Yine de sürüş odaklı konsepti çok baltalamıyor. 

Ani hareketlerde arkanın beklediğimden fazla kaydığını görüyorum ki fotoğraflarda da hafif kaygan bir zeminde nasıl yan gittiğini görebilirsiniz. Bunun nedeni ağırlık değişiminde arkanın fazla hafiflemesi. Kesinlikle kontrolsüz değil ve kolaylıkla toplanabiliyor, ESP’yi kapatırsanız buradaki gibi geniş kaymalarda bile sistem devreye girmiyor ama açarsanız da güvenli sınırlar dahilinde eğlenebiliyorsunuz. Viraja girerkenki frenajdaysa gövde fazlasıyla dalma yaptığı için ön taraf iyi tutunuyor, bu durumda yine iş arkaya konsantre olmaktan geçiyor. 

Kurtköy’ün karlı zemininde yaptığım sürüşteyse Juke başarılı gövde kontrolüyle dikkat çekti. Özellikle kaygan zemindeki kendinden emin yapısı güven vericiydi. Arka yine oynak görünse de üzerindeki kar lastiklerinden dolayı bu defa daha iyi tutunuyordu. 

Sürüşü baltalayan tek nokta CVT şanzıman bence. Evet ekonomik bir vites kutusu olduğu doğru ki Nissan daha küçük dişliler ve artırılan yağ direnci sayesinde sürtünmesinin geleneksel CVT’lere oranla yüzde 30 düşük olduğunu söylüyor. Uzun oranları ve sarsıntısız geçişleri de şanzımanın artıları arasında ancak işte o uzun oranlar ve motorun aşırı beslemeden muaf olması Juke’u virajlarda istediğiniz gibi gazla ayarlayamamanıza neden oluyor. 

Burada sürüş modları devreye giriyor. Ben genelde normal modda kullanmayı uygun buldum çünkü eco’da gaz çok ölü, şanzıman da cansızdı, sport’taysa gaz tepkili, şanzıman da daha atik hale geliyordu. Dolayısıyla günlük kullanım için en uygun tercih normal mod. Hee, bu arada sport’ta direksiyon da biraz ağırlaşıyor ama bunun sürüş üzerindeki etkisi tepkileri iletme konusundaki yetersizliği nedeniyle tam olarak hissedilmiyor. Gövdenin çevik yapısı Juke’da spor otomobili genlerinin ağır bastığını gösteriyor. 

Ancak bence Juke’un asıl potansiyelini görmek için 1.6 litrelik turbo motorlu 190 bg gücündeki motor seçeneğini kullanmak gerek. Neden mi? Juke’a atletik hareketle çok yakıştığını düşünüyorum, otomobil yana yattığında oldukça yakışıklı bir görünüm ortaya çıkıyor: Basık tavan, saklı kapı tutacağı, siyah camlar… Oldukça karizmatik, bunu performanslı motorla desteklemek gerek. 

İlke’de aynı şekilde düşünüyor ve yüzündeki gülümseme fotoğrafların güzel olduğunu gösteriyor. ‘Sadece bu kadar kolay şekilde kopuyor olmasına şaşırdım’ diyor. 

‘Evet, ben de aynı şekilde’ diye cevap veriyorum. 

Kısacası oldukça keyifli bir sürüşe sahip olduğunu söylemek gerek Juke’un, özellikle de değişken sürüş yapısı olumlu, insan her zaman aynı şekilde kullanmak istemeyebiliyor. 

Motorsa Nissan’ın açıklamalarına göre silindir başına çift enjektöre sahip ancak bunun direkt enjeksiyonlu bir motora göre pek de verimli olmadığını söylemek gerek. Biraz gürültülü çalışıyor ve kaba bir karaktere sahip. 

Sonuç

Juke, aslında Qashqai’ın başarısının bir getirisi olarak karşımızda. Qashqai olmasaydı Juke olur muydu, bu kadar sıradışı özelliklere sahip olur muydu tartışılır. 

Nissan sektörün bu kısmında kimsenin göremediklerini görüp bu açıkları mükemmel şekilde dolduruyor ve bu sınıfta benim gibi sürüşe önem veren sürücüleri de düşünüyor olduğunu görmek hem şaşırtıcı hem de de olumlu. 

Juke coupe ve SUV konseptlerini birleştiriyor ve bunu oldukça kompakt boyutlarda gerçekleştiriyor. Modern, keyifli, sıradışı ve canlı bir otomobil olduğunu söyleyebilirim. 

52.000 TL’lik fiyatı karşılığını kesinlikle veriyor. Kullandığım 4 gün boyunca toplam 570 kilometre kat ettim ve bundan kesinlikle keyif aldım, ortalama tüketimimse 8.7 lt/100 km’ydi; yani fena değildi… Çok daha iyisini kesinlikle elde edebiliyorsunuz. 

Yine de Juke’u turbo motorlu, dört çeker, manuel şanzımanıyla almayı tercih ederim. Onun karakterinde sportiflik var, o mutlu bir otomobil ve sizi mutlu etmek istiyor, bırakın bunu yapsın, ona izin verin…

About autochronicles

Otomobilleri ve müzik yapmayı bu dünyadaki varolma nedenlerim olarak gösterebilirim. Hayatımda okuyan değil yazan olmanın, dinleyen değil çalan biri olmanın peşindeyim. Burası bir günlük. Otomobille yaşayan birinin, otomobille yaşadıklarını gün be gün anlattığı bir yer. Günlük olduğu kadar benim yazılarımın da bir arşivi niteliğinde. Otomobiller daima beni hayata bağladı, hayatıma anlam kattı... Bu sevgiden öte, bir tutku, bir yaşam tarzı... Bu yüzden günlük olarak yazılmayı hak ediyorlar...
Gallery | This entry was posted in Nissan, Nissan Juke. Bookmark the permalink.

One Response to 08- 11.03.2011 Nissan

  1. verna says:

    juke tasarımı bu güne dek görmediğim bir tasarıma sahip ilk gördüğümde tereddütlüydüm ama şimdi yanından ayrılamıyorum gece nerdeyse birlikte yatacağım hastalık seviyesinde bir sevgi oluştu içimde yada aşk. nissana böyle bir tasarımı bize sunduğu için sonsuz teşekkürlerimi bir borç bilirim. sağol nissan,Nissan Forever

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s