20- 28.02.2011


Bir otomobilcinin Amerika yolculuğu

 

Bana Amerika’da en çok neyi merak ediyorsun diye sorduklarında ‘otomobillerini’ diye cevap verdim. Evet, bu doğru en çok bunu merak ediyordum çünkü yıllardır klasik Amerikan otomobillerini okuyorum, modellerini biriktiriyorum, motor parçalarından koleksiyon yapıyorum. Kısacası Amerikan otomobilleri benim tutkum, onları anavatanında görmek çok heyecan verici olacaktı, özellikle Volocars otomobil müzesine gidebilseydim birçok ikon otomobili görme fırsatım olacaktı. Ama olmadı işte, her zaman her istediğinizi yapamıyorsunuz… 

Volocars’a gidemedim ve orada kaldığım 10 gün boyunca bir tane bile göremedim ne yazık ki. Evet, belki bir Muscle Car ya da klasik göremedim ama bu elim boş döndüğüm anlamına da gelmesin. Şikago’ya indiğimiz günün sonrası, Şikago otomobil fuarının son günüydü, dolayısıyla biz de ayağımızın tozuyla gittik oraya. Bunun dışında daha farklı analizlerim de oldu tabii.

 

Bu, Detroit’in rüzgârlarının buraya neler getirdiğinin görmek, ABD otomotiv endüstrisinin neden büyük bir sıkıntı içinde olduğunu anlamak ve kullanıcıların ne gibi taleplerinin olduğunu görmek için eşsiz bir fırsattı benim için. Şimdi kısaca anlatayım isterseniz biraz fuarı ve otomobilleri… 

Şikago otomobil fuarı

Kuzey doğuşehirlerinden Şikago’nun otomobil fuarı Kuzey Amerika’nın en büyük ve en eski fuarı. Evet, sanıldığı gibi en büyük Detroit değil, burası. Ancak en büyük olmak en önemli olduğu anlamına gelmiyor. Bu yıl 102’ncisi yapılıyor olması da sanırım neden en eski olduğunu gösteriyor. 

Tarih olarak biraz garip bir programa denk gelmişti fuar global anlamda çünkü 1 ay öncesinde Detroit fuarı yapılmışken 20 gün sonra Cenevre’nin olması Şikago’nun arada sıkışmasına neden olmuştu. Bu birçok markanın standının olmaması (Ferrari, Maserati, Lamborghini, Bentley gibi), olan markaların da global yeniliklerinin burada yer almaması anlamına geliyordu. Uzun lafın kısası Detroit’te gösterilen gösterilmiş, gösterilmeyen de Cenevre’ye saklanmıştı. 

Yine de Hyundai VeraCruz coupe, BMW 6 Serisi cabrio, Porsche 911 GTS ve Speedster, Cayman R, Cadillac CTS-V station, Camaro ZL1 ve cabrio, Shelby GT 500, Nissan GT-R, Leaf, yeni Chrysler 300 C gibi ilk kez gördüğüm otomobillere rastlamak fena olmadı. Buraya sadece dikkatimi çekenleri yazdım çünkü Ford, GM ve Chrysler standında o kadar çok SUV ve türevi vardı ki hangisinin yenilendiğini bile bilmiyorum ve açıkçası çok da ilgilenmiyorum. Onları anlamak, bilmek için oralarda olmalısınız… 

Modeller

Bunların arasında en göz alıcı otomobillerden biri Hyundai VeraCruz’du. Yeşil rengi ve üretim öncesi prototiplerden biriyle fuarda yer alan coupe’de sol tarafta bir, sağ tarafta iki kapı bulunuyor. Tasarım olarak oldukça dikkat çekici olan otomobilin en çok aklımda kalan özelliği vites geçişlerinin mükemmelliği oldu. O kadar yumuşak ve zahmetsizce geçiyorlardı ki uzun bir süre bununla oyalandım. Eğer üretim versiyonunda da böyle olursa çok keyifli olacaktır.

Bunun dışında Camaro ZL1 için diyecek söz bulamıyorum. 550 bg gücündeki motoruyla adeta şov yapan Camaro’nun bodykiti’de çok güzeldi. Bir diğer yenilikse Camaro pace car’dı ama ben daha çok yanındaki 69 model Indy 500 Pace car’a takıldım kaldım. Bu kadar temiz ve kusursuz olamazdı. Sanırım müzeden buraya getirilmişti, evet aslında bir Muscle Car görmüşüm! 

Analiz

Bu arada fuarda dikkatimi çeken genel bir şey hiç mankene yer verilmemiş olmasıydı. İnsanların dikkatini çekmek için bu tip pazarlama taktiklerine ihtiyaç duyulmamıştı ve belki fuarın son gününden olsa gerek içerideki insan kalabalığı gerçekten şaşırtıcıydı. Markaların standları çok ama çok büyüktü ve genelde fuarı domine eden GM, Ford, Toyota, Chrysler gibi markalar modelleri için çeşitli test alanları oluşturmuşlardı. Bu alanlar o kadar büyüktü ki fuardaki marka sayısı az olsa da tüm alan kaplanmıştı. 

Ayrıca ziyaretçilerin bu test alanlarına olan ilgisine inanamazsınız. Yüzlerce kişi otomobillere binmek, kullanmak için sırada bekliyorlardı. En çok vakit geçirdiğim standlardan biri GM’inkiydi. Burada otomobilleri tanıtıan bayanlar GM çalışanıydı ve inanılmaz bilgiliydiler. Sorulan sorulara verdikleri yanıtlar, otomobilleri tanıtırkenki kusursuz, hatasız konuşmaları markanın fuarı ne kadar ciddiye aldığını gösteriyordu kanımca. Burada Volt modelinin tanıtımı yapılıyordu ve dakikalar boyunca bu otomobili anlattılar, ardından sürüş kısmı geldi. Ne yazık ki o sıraya girip otomobili kullanmadım ama GM’in adeta boy gösterdiği fuarda çok iyi bir şekilde otomobili pazarladığını söyleyebilirim. 

Bu değerlendirmelerden de anlayacağınız gibi Şikago fuarı daha çok satış amaçlı, kullanıcılara ‘böyle de bir modelimiz var’ demek içindi.

İlginçlikler

ABD’lilerin SUV ve çeşitli pick up’ları çok sevdiğini hepimiz biliriz ama bu kadar olacağını düşünmemiştim. Hemen her standta bir SUV türeci çirkinlik abidesi araç vardı. Üstüne üstlük bazıları o kadar büyük ki kadraja bile sığmadılar! Bazılarının arka tarafıysa çocuklar için oyun alanı olmuştu. Chevrolet Silverado modelinin kabinine oturduğumda plastiklerin kalitesi karşısında şaşkına uğradım çünkü berbattı! Bu kadar kötüsüne ne görmüş ne de duymuştum, çok ciddiyim. Ama aracın yalnızda 23.000 dolar olduğunu gördüğümde bu biraz anlam kazandı. Bu fiyata bu kadar geniş bir aracı ancak Amerika’da alırsınız… 

Bu arada dakikalarca Chevrolet Volt tanıtımının yapıldığı bir fuarda Avrupa’da yılın otomobili seçilen Nissan Leaf’in öylece, sönük şekilde sergilenmesi tuhaftı. Üstüne üstlük otomobilin hiçbir yerinde ‘Car of the Year’ ibaresi de yoktu. Etkileyici ve bir yunusbalığına benzer görünümüyle Nissan Leaf orada öylece duruyordu, kimse onun ne kadar önemli bir otomobil olduğunu bilmiyordu, tuhaf… 

Toyota fuarın en büyük standlarından birine yer verirken Prius’un yanında Prius V ve konsept olan Prius C modelleri de sergileniyordu. C ve V aslında teknoloji olarak Prius’la aynı sadece hibrid düşüncesini daha çok kullanıcıya ulaştırmak için farklı kıyafet altında sunuluyor. Japon üretici arazi araçları içinse iş makinelerinin de yer aldığı bir yol yapım çalışması konseptli toprak alan oluşturmuştu ve Sienna, Tacoma, Tundra, Highlander gibi modellerini burada deniyordu. 

Bunun yanında NASCAR pilotu Kyle Busch’un Camry’si de sergileniyordu. Hayatımda ilk defa bir NASCAR otomobili gören biri olarak çok, çok, çok şaşırdığımı söylemeliyim. Öncelikle rengarenk gövdesi ve büyüklüğünden. Bir yarış otomobilinin bu kadar büyük olacağı aklıma gelmezdi doğrusu, M&M branding’iyle adeta kocaman bir şeker gibiydi. Ancak bunun yanında kabin içi o kadar sert karakterliydi ki sanki zıtlıkları üzerinde bilerek toplamış gibiydi Camry. Kapılarının olması gereken yerdeki dört katlı takla barları, konsolun üzerinde duran distribütörleri, kolumdan daha kalın olan A sütunu barı… 850 bg gücündeki bloktan egzantrikli, karbüratörlü V8’inden bahsetmiyorum bile… 

Amerikalıların bazı noktalarda işleri çok abarttıklarını söylemeliyim. Abartma derken, aklınıza gelen 0’dan 160 km/s’ye en hızlı çıkan otomobil hangisi? Bugatti mi, 5.5 saniye değil mi? Amerikalıların fuarda sergiledikleri ve 7000 bg olduğu belirtilen ‘Funny Car’ sınıfına ait drag otomobili bu hıza sadece 0.8 saniyede çıkıyor ve Veyron 160 km/s’ye çıkarken 400 metreyi geçmiş oluyor! Dedim ya abartıyorlar diye… 

Üstelik bir aralar bu drag olayını fazlasıyla kurcalamış biri olarak Funny Car’ın NHRA’da ikinci en hızlı sınıf olduğunu söylemeliyim. En üstte Top Fuel dragster’lar var ki onların performansı bir zamanlar fizikçilerin ‘bir otomobil 400 metreyi 4 saniyenin altında geçemez’ iddialarını çürütecek kadar doğa üstü. 

Bir ilginçlik de US Army’nin fuarın ortasına stand kurması, askeri araçlarını sergilemesi ve gençleri orduya yazılmaları için ikna etmeye çalışmalarıydı… 

Şikago ve otomobiller

Neyse fuar hakkında yazacak çok şey var, biraz da şehirdeki otomobillerden bahsedelim… 

ABD otomotiv endüstrisinin yakın zamanda krize girmiş olması çok ama çok doğal çünkü hemen hemen herkes V8 motor kullanıyor. Evet spor otomobillerde bunun olması sorun değil ancak İstanbul’da yolda yürürken ancak bir Corvette’den duyacağınız sesi, atıyorum 82 model bir Chevy vandan duyunca ne demek istediğimi daha iyi anlıyorsunuz.

Verimsizliğiyle bilinen Amerikan V8’leri bunun gibi uygulamalarla birleşince anlamsızlaşıyor ve çevreciler için tam bir hedef haline geliyor. Bunu şöyle de düşünebilirsiniz: Bu tip araçlar oranın ticari araçları, yani bir Ford Transit (dolmuş mesela) düşünün ama içinde 5.7 lt V8 benzinli motor var! Durum bu kadar mantıksız ve saçma.

Taksileri söylemiyorum bile. Yüzde 90 oranında Ford Crown Victoria modellerinden oluşuyor ve hepsi V8. Bol bol benzin yakarak dolaşıyorlar. Ayrıca Şikago oldukça soğuk bir şehir olduğu için bu motorların optimum tüketimleri de kış aylarında biraz daha artıyor.

Ancak etrafta fazlasıyla hibrid otomobili de rastlamak mümkün. Prius’lar, Lexus hibridler çokca kullanılıyor. Birkaç adet Honda RCZ bile gördüm. Nissan Cube ve Toyota’nın gençlik markası Scion’un çeşitli modelleri de tercih edilen modeller. 

Büyük motorlu taksiler ışıkta durduğu sürede egzozlarından dumanlar atarken, arkasına gelen Prius’un stop/start sisteminin motoru durdurup, egzozundan duman çıkmasını engellediğini görmek ilginç. Bu kadar zıtlıkların olduğunu görmek de aynı şekilde aslına bakacak olursanız. Bir yerde savurganlık diz boyu, bir yerde tutumluluk… 

Amerikalılar kendi kendilerinin kuyusunu kazmışlar ve büyük motorların üretimini gereksiz araçlara yönlendirerek otomotiv endüstrisini çökertmişler. Şimdiyse diğerlerinden gördükleri teknolojileri kendilerine uyarlamaya çalışarak bundan kâr elde etmek istiyorlar ve bir yerde haklılar da. Sanırım bir süredir en çok satan pick-up’lardan olan Ford F150’nin fuardaki modellerinde Kore malı lastiklerin standart olarak sunuluyor olması Amerikan otomotiv endüstrisinin ne durumda olduğunu gözler önüne seriyordur. 

V8’leri ben de çok seviyorum ama artık bunları sadece spor otomobillerde görmenin tüm insanlar için daha iyi sonuçlar vereceğini düşünmeye başladım. SUV’lar dizel veya hibrid olabilirler bence, V8’de varsın sadece Muscle Car’larda olsun. Bu arada evet Muscle Car’lar burada çok satıyor, yenileri bile. 

Etrafta o kadar çok marka ve model otomobil varki bazen neyin ne olduğunu bile anlamıyorsunuz. Aynı modelden tekrar tekrar görmek gerçekten zor. 

Otomobilin Amerika için ne kadar önemli olduğunu şehir içindeki araç sayısından anlayabiliyorsunuz. Bu bir yaşam biçimi, bir tüketim aracı haline gelmiş, bizdeki gibi lüks ya da ihtiyaç değil. 

Bu arada model otomobil koleksiyonu yapıyorsanız Amerika’ya gelirken yanınızda boş bavul getirin derim çünkü modeller burada çok ucuzlar. Koleksiyonum için 4 adet model ve bir motor (350 cid Chevrolet V8) aldığımı söylemem gerek. Ancak şunu da unutmamak gerekir ki kimse bundan 50 yıl sonra hibrid bir motorun modelini almayacak… Dolayısıyla bu V8 merakı boşuna değil.

Kavram kargaşası

Ben Amerikalı tüketicileri pek anlayamadım. Çok mu bilinçliler yoksa çok mu bilinçsiz? Herkes V8 kullanıyor ama bunun yanında hibridde çok var. Bir taksi şöförünün söylediğine göre burada herkesin 4-5 otomobili varmış ve bunların biri hibridmiş. Bunun mantığını anlamak zor, sadece çevreci imajsa mesele diğer otomobiller niye? 

Sanırım alışkanlıklarından vazgeçemiyorlar ve galiba ben en uygun formulü buldum onlar için: V8 motorlu hibrid! Böylece iki farklı otomobil konseptini birarada kullanabilirler. 

Yoksa Lexus bundan dolayı mı çok satıyor? Galiba onlar daha önce çözmüşler bu formülü… 

Muscle Car’lar mı neredeymiş? Onlar kış uykusuna yatmışlar. Tüh, şimdi yazın da gelmek zorunda kalacağım buraya onları görmek için! 

 

 

 

 

 

About autochronicles

Otomobilleri ve müzik yapmayı bu dünyadaki varolma nedenlerim olarak gösterebilirim. Hayatımda okuyan değil yazan olmanın, dinleyen değil çalan biri olmanın peşindeyim. Burası bir günlük. Otomobille yaşayan birinin, otomobille yaşadıklarını gün be gün anlattığı bir yer. Günlük olduğu kadar benim yazılarımın da bir arşivi niteliğinde. Otomobiller daima beni hayata bağladı, hayatıma anlam kattı... Bu sevgiden öte, bir tutku, bir yaşam tarzı... Bu yüzden günlük olarak yazılmayı hak ediyorlar...
Gallery | This entry was posted in Chicago Auto Show, Uncategorized. Bookmark the permalink.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s