07-11.02.2011 Peugeot


Kullanılan otomobil: RCZ

Model: 1.6 THP 200 bg

Fotoğraflar: M. Murat Erçelebi 

Şubat ayının ilk günlerinde 5 gün boyunda RCZ’yi kullanma şansı elde ettim. Uzun zamandır beklediğim bir otomobildi çünkü Peugeot’dan iyi bir sürücü otomobili görmeyeli bayağı bir olmuştu: 205, 106, 306 GTI modellerinden sonrası tamamen hayal kırıklığıydı. Açıkçası o kadar uzun zaman olmuştu ki Fransız markadan sürücüleri tatmin etmeyen otomobil görmeyeli, geçen yılki ‘artık GTI bizim için yok’ açıklamasının ardından tüm umutlarım yok olmuştu. ‘Yok’ demiştim ‘bir daha böyle güzel bir sürücü otomobili üretemeyecekler…’  

Sonra Peugeot çıktı ‘GTI geri döndü’ açıklamasını yaptı. Bizler buna çok sevindik ama bu açıklamanın ardındaki otomobilin adı 308 GT olmuştu. Yani bir harfi unutmuşlardı. Yine de bir umut görmüştük markadan. 

Sonra 308 RCZ konseptini gördük. ‘Ne de olsa üretmezler’ dedik, ‘o iş bitti artık’ dedik, ‘TT’nin direkt rakibi mi? Hayatta olmaz’ dedik. Yanıldık. Hem de ne biçim!

 

Yoldaki konsept

Bir kere yukarıdaki açıklamaların sonuncusu olabilmesi için RCZ’nin çok iyi görünmesi gerekiyordu ve karşımda duran otomobil de tam olarak öyle. Benim için bazı otomobiller var ki onlara yürüyen konsept diyorum çünkü konseptleri kadar güzel ve çekici duruyorlar. Bunların arasında Audi R8, Alfa 8C, Chevrolet Camaro gibi fantastik modeller var ve artık RCZ’yi de onlardan biri olarak görüyorum. 

Çünkü bunu hak ediyor: Çift bombeli tavanı, tek parça alüminyum sütunları ve kapılarının ucundaki yükselen çizgisiyle bunu kesinlikle hak ediyor. Tek kelimeyle muhteşem ve çıkık çamurluklarıyla egzotik olduğu kadar cazibeli. İleri doğru tasarlanmış kabini nedeniyle ortadan motorlu gibi bile görünüyor diyebiliriz. 

Kabin

Dış tasarım çok etkileyici olsa da kabinde temelini aldığı 308 modelinden izler görüyoruz ama bu sakın stanadart olduğu anlamına gelmesin. Bir kere malzeme kalitesi bayağı geliştirilmiş, analog saat, altı düz direksiyon ve kafalıkları entegre koltuklar gibi ekipmanlarla kabin olabildiğince özelleştirilmiş. 

Sürüş pozisyonu oldukça iyi, hatta beklemediğim kadar iyi diyebilirim. Direksiyonun derinlik ayarı geniş, koltuğun yükseklik ayarı yeterli ve tavanın bombeli yapısı baş mesafesini artırıyor. Ön görüş oldukça iyi ama arka görüş dar yan camlar ve alçalan tavan nedeniyle sıkıntılı. 

Arka koltuklarsa şaka gibi! Buraya sadece 5 yaşındaki (6 değil) çocuklarınızı oturtabilirsiniz. Benim gibi 186 cm boyundaysanız dizleriniz ağzınıza çarpacak, başınız arka camdaki bombelerin bir parçası olacak ya da ayaklarınızı yan koltuğun alt kısmına uzatarak enlemesine oturuş pozisyonu belirleyeceksiniz. Bu da pek rahat değil tabii…

Sürüş

Buraya kadar herşey iyiydi, peki RCZ gerçekten bizi yanılttı mı? Açıkçası yanılttı, çünkü burada ciddi bir sürücü otomobiliyle karşı karşıyayız. 

Peugeot söylediğine göre RCZ’nin şasisinde 308’e göre bir takım değişiklikler yapmış. Bunlar neler mi? Buyrun: Gövde yüksekliği 20 mm alçak, ağırlık merkezi 40 mm düşük, ön iz genişliği 54, arka iz genişliği 72 mm geniş. 

Bu değişikliklere rağmen süspansiyon sisteminin temel yapısı aynı: Önde MacPherson, arkada torsiyon çubuğu. Yine de ince ayarlarda farklılıklar var ve kullandığım 200 bg’lik motor versiyonunda diğer modellerde olmayan viraj demirleri bulunuyor.

 

Tüm bunların nedeni otomobilin yol tutuşunu iyileştirmek ve RCZ ile 5 günde 1015 kilometre yol yapan biri olarak Peugeot’nun bu amacına çok iyi ulaştığını söyleyebilirim. 

Öncelikle RCZ’nin oldukça sert amortisörlere sahip olduğunu söylemek gerek ama bunun dozajı çok iyi ve diğer birçok sert karakterli otomobillerdeki o ‘at arabası’ kıvamı burada yok. Sert, fazla burulmuyor, dalmıyor ama aynı zmanda yeteri kadar konforlu da. Yoldaki en ufak çukurları hissetmiyor olmanız güzel bir şey üstelik 19 inçlik jantlara rağmen. 

Fransız markanın isminde rakam kullanmadığı ilk otomobil olan RCZ’de efsanevi model 205 ve 106 GTI’lardaki süspansiyon sistemi yer alıyor, tabii biraz daha geliştirilmişi. Ama o modeller gibi viraj ortasında lift-off yaptığınızda arka tarafın yanınıza gelip büyük kontralarla kendinizi kahraman gibi hissetmeyi falan beklemeyin. RCZ bunun yerine daha ‘neutral steer’ yani dört tekerlekten birden kayan bir sürüş karakteri sunuyor. Bunun anlamı ne önden kaymaya ne de arkadan kaymaya eğilimli olması. Yani daha güvenli bir karakteri var. Tonlarca yol tutuş kullanımınıza sunuluyor, otomobili izinden çıkarmak gerçekten zor. Ağırlık değişimlerine çok güzel tepkiler veriyor ve hiç bir zaman kopup gitmiyor. 

Çok ama çok zorlayıp mantık ve fizik kurallarını aşarsanız GTI’lar gibi arkadan kayıyorsunuz ama bunu kim, neden yapar, dener ondan emin değilim. Evet, ben denedim ama nedenini sormayın! Ama bunda bile kontrollüydü RCZ, kendini salıvermedi. 

Kapatılabilen ESP!

RCZ’nin sürüş karakterinde en çok sevdiğim nokta ne oldu biliyor musunuz? O büyük arkadan kaymayı yaşarken ESP sistemi kapalıydı ve ‘e birazdan girer devreye zaten’ diye düşünmeme rağmen hiçbir zaman girmemesi oldu. Bu çok güzel işte çünkü en son 207 RC LeMans Edition’ı kullandığımda kapatılamayan ESP sistemine çok sinir olmuş bunun için bir düğme yapmalarının mantıksız olduğunu söylemiştim. Ama burada mantıklı çünkü kapatılabiliyor bu da Peugeot’nun bu otomobil üzerinde titrediğinini bir göstergesi.

 RCZ’nin en iyi özelliklerinden biri direksiyonu. Tam istediğiniz ağırlıkta, spor bir otomobil kadar ağır, rahat kullanılacak kadar hafif. Bazen tepkilerinin yeterli olmadığını hissediyorsunuz ama genel olarak yeterli, en azından lastiklerinin tutuş kaybettiğini sürücüsüne iletiyor ve sizi işin için katıyor. Bu durumda kolay kontrol edilebilir olması pozitif.

Şanzımanın geçişleri de bu keyifli sürüşü destekliyor. Biraz kemikli bir yapısı var ve tam isteyeceğiniz kadar mekanik. 3 ve 5’inci viteslere geçirirken çıkan ses yüzünüzü güldürecek cinsten, ayrıca vites kaçırmıyorsunuz da. 

200 bg manuel şanzıman

RCZ ülkemizde iki motor ve iki şanzıman seçeneğiyle satılıyor. Aslında iki motor demek yanlış olacak, bir motorun iki güç seçeneği: 1.6 lt’lik turbo beslemeli motorun 156 ve 200 bg’lik seçenekleri var. 156 bg sadece otomatik şanzımanla, 200 bg ise sadece 6 ileri manuel şanzımanla alınabiliyor. Ayrıca 200 bg’lik seçenekte sadece siyah gövde rengi alabiliyorsunuz. 

Bu motor Mini Cooper S Citroen DS3’te kullanılanla aynı. Değişken geometrili turbo, değişken zamanlı supap mekanizması ve direkt enjeksiyon gibi teknolojik özelliklere sahip olan güç ünitesi performanslı olduğu kadar ekonomik olmasıyla da bu teknolojilerinin hakkını veriyor. Oldukça güzel bir ses çıkartan motor RCZ’nin 0-100 km/s hızlanmasını 7.5 saniyede gerçekleştirmesini sağlıyor. Bu aslında 200 bg’lik bir otomobil için pek yeterli gibi görünmese de tatmin edici. Ancak en büyük handikapı bunu hissettirmemesi. RCZ olduğu kadar hızlı hissettirmiyor maalesef, otomobilin performansını anlamak için diğer otomobillerle kıyaslama yapmanız gerekiyor. Maksimum torkun 255 Nm olması ve kickdown’la 275 Nm’ye çıkması otomobili çevik ve her devirde canlı bir hale getiriyor. 

Ortalama olarak 7.0- 7.5 lt/100 km değerlerine kolaylıkla ulaşabiliyorsunuz ki bence en büyük özelliği bu RCZ’nin.

 

 

Rakipler

RCZ’nin başlıca rakipleri arasında Audi’nni TT’si ve VW’nin yakışıklı Scirocco’su var. Her ikisi de birbirine benzer özellikler taşıdığı için RCZ orijinallik anlamında rakiplerini geride bırakıyor ama TT 211 bg’lik versiyonuyla kat kat daha hızlıyken, Scirocco’da 1.4 TSI 160 bg’lik motor seçeneğiyle RCZ’ye yakın performans gösteriyor. 

Yine de herkesin baktığı, dikkat çeken, ortadan motorlu, arkadan itişli gibi görünen bir coupe istiyorsanız RCZ’yi terch edebilirsiniz. Ayrıca 80.000 TL’lik fiyatıyla TT’nin hemen hemen tüm yaptıklarını çok daha ucuz bir fiyata da sunduğunu belirtmek gerekli aynı şekilde Scirocco’nun 211 bg’lik 2.0 lt TFSI (42.000 Euro) versiyonundan da biraz daha ucuz. 

Alıyor muyuz?

Eğer çok keyifli, seksi, hızlı ve müthiş yol tutan bir coupe istiyorsanız alıyorsunuz, hem de hiç vakit kaybetmeden. Gerçekten insana kendini özel hissettiriyor. Daha iyi bir kabine sahip olamaz mıydı, tabii olabilirdi ama burada biraz da maliyet kaygılarını düşünmek gerekli. Peugeot maliyet hakkını tasarımdan yana kullanmış ve bence iyi etmiş. 

Böyle iyi bir sürüşü olan bir otomobil sıradan görünseydi büyük hayal kırıklığı yaratırdı, aynı şekilde bu kadar güzel olan bir otomobil de kötü bir sürüşe sahip olamazdı. RCZ’de bu denge çok iyi yakalanmış, varsın kabini de beklediğiniz gibi olmasın. 

Şimdi hesap zamanı, 80.000 TL’yi nasıl biriktireceğiz?

About autochronicles

Otomobilleri ve müzik yapmayı bu dünyadaki varolma nedenlerim olarak gösterebilirim. Hayatımda okuyan değil yazan olmanın, dinleyen değil çalan biri olmanın peşindeyim. Burası bir günlük. Otomobille yaşayan birinin, otomobille yaşadıklarını gün be gün anlattığı bir yer. Günlük olduğu kadar benim yazılarımın da bir arşivi niteliğinde. Otomobiller daima beni hayata bağladı, hayatıma anlam kattı... Bu sevgiden öte, bir tutku, bir yaşam tarzı... Bu yüzden günlük olarak yazılmayı hak ediyorlar...
Gallery | This entry was posted in Uncategorized. Bookmark the permalink.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s