www.turkiyef1.com Vettel- Alonso- 15.11.2010


>Vettel mi kazandı, Alonso mu kaybetti?
Hani penaltı atarsınız da kaleci kurtarır ya, bu ona benzer birşeydi. Vettel yapacağını yaptı, herşey Alonso’nun ellerindeydi, İspanyol trafikte kaldı… 


Bilirsiniz işte; ben kaçırmadım kaleci kurtardı olayı bu. Vettel kazanmadı, Alonso kaybetti… Peki nasıl oldu? Hata Ferrari’de mi yoksa Alonso’da mı?
 
İlk turdaki güvenlik aracında pite giren altı isime dikkat etmek gerekiyordu: Rosberg, Petrov, Alguersuari, Senna, Di Grassi, Klien. Pek önemli gibi görünmüyorlar değil mi? Gerçekten öyle, aynı şeyi Ferrari duvarı da düşünüyordu sanırım. Aksi halde Webber’den iki tur sonra Alonso’yu pite çağırmalarının pek anlamı yoktu. Çünkü Fernando o sırada 1:45’li turlarla ön sıralardaki en hızlı pilottu, bu bir panik havasıydı, bu kontrolsüz bir içgüdüydü, gözden kaçırılmış bir durumdu.
 
Halbuki Webber’in olayı çok farklıydı, Red Bull pilotunun pite girme nedeni birkaç tur önce sağ arka lastiğini duvara sürtmesi ve otomobilinde vibrasyon oluşmasıydı. Fernando ile bir ilgisi yoktu bunun, o kendi yarışını kurtarmaya çalışıyordu ama bunu yaparken hem kendini hem de Alonso’yu bitirdi, tabii istemeye istemeye…
 
Peki Ferrari nasıl oldu da Alonso’yu bu kadar erken pite çağırdı? Herşeyden önce süper yumuşak lastiklerin kaç tur idare edeceğini bilmiyorlardı ve stratejilerinin tamamını Webber üzerine odaklamışlardı. Hata 1. Yani ‘ne olursa olsun Alonso’yu Webber’in önünde bırakmalıyız’ düşüncesi hakimdi kırmızı takımın stratejistlerinde, bu da oldukça basit bir matematik hesabını gözden kaçırmalarına neden oldu. 
 
Abu Dabi’de pitstop yaklaşık 20 saniye sürdüğü için Alonso’nun Rosberg’in ve Petrov’un arkasında yarışa dönem ihtimalini düşünmemişlerdi ya da düşünmüşler ama pek de önemsememişlerdi. Bu ikinci olasılık hayli ilginç, çünkü sadece onlar değil hiçkimse Alonso’nun Petrov’u geçemeyeceği ihtimalini düşünmemiştir. Hele ki böyle bir yarışta asla! Şöyle de diyebiliriz, Ferrari bu ihtimali görmüş olsa bile Renault’nun hızını küçümsedi ve ne de olsa geçeriz diye düşündü. Hata 2.
 
Belki de lastiklerin performansından endişelendikleri ve bunun Webber’in işine yarayacağından çekindikleri için bu hamleyi yaptılar. Bunu anlamak kolay ama bunu yaparken diğerlerini gözden kaçırmak gibi bir hata affedilecek gibi değil. Eğer Alonso, Hamilton gibi 10 tur daha pistte kalsaydı Rosberg’in önüne dönebilir, ihtiyacı olan dördüncülüğü ele geçirebilirdi.
 
Pitten çıktıktan ve hata yapıldıktan sonra iş tamamen Alonso’nun elindeydi. Bu esnada fazlasıyla rekabetçi görünen Renault’yu geçmesi gerekiyordu. Evet, sarı otomobil düzlüklerde hızlıydı, çekişi iyiydi, F-Duct sistemi iyi çalışıyordu ama direksiyonda bu yılın en ‘çaylak’ çaylağı Petrov vardı ve ‘şahlanan at’ın binicisiyse Fernando Alonso’ydu.
 
Buradaki eleştirim de Alonso’ya: Eğer 39 tur boyunca önündeki orta sıra pilotunu (takımı değil) geçemiyorsan şampiyon olmayı hak etmemişsin demektir. Vettel’in bu yarışı kazanacağını kendisi gibi hepimiz biliyorduk ve bu durumda şampiyonun kim olacağı tamamen Alonso’nun ellerindeydi.
 
Yapması gereken dördüncü olmaktı. Ama olmadı, bu yüzden yarışı kendisi kaybetti diyorum, Vettel kazanmadı. Vettel yapması gerekeni yaptı, özel bir şey değil. Peki Fernando olacakları görüp, stratejisini değiştiremez miydi? Demek istediğim bir zamanlar Schumacher’in yaptığı gibi şartlara göre oynayamaz mıydı? Sanırım en büyük eksikliği bu… Değişken ve esnek değil.
 
Aynı şekilde Webber’in de şampiyonluk için savaşacağı bir yarışta bu kadar silik bir performans sergilemesini anlayamadım. Hiç atak yapmadı, denemedi, en küçük bir zorlama ibaresi bile göremedik kendisinden. Demek ki Webber şampiyon olmayı hak etmedi bu sezon.
 
 
Peki kim hak etti? En çok hak eden Alonso’ydu bu gerçek. Çok çalıştı, yılmadı, yıldırdı, hızlıydı, hatasız değildi ama bunları telafi etti. Bu şekilde kaçırması çok ama çok kötü oldu çünkü gerilerden gelip şampiyonluğa oynamasındansa nasıl bir hatayla şampiyon olamadığı konuşulacak uzun süre. Formula 1 böyledir, nankördür, arkanızdan vurur…
 
Vettel hak etmedi mi? Kazandığına göre etmedi değil. Takıldığım tek nokta bu kadar saçma hataların (Türkiye ve Belçika’dakiler) olduğu bir sezonda şampiyon olması. Keşke farklı bir sezonda şampiyonluğa ulaşsaydı da bunları konuşmuyor olsaydık. Vettel’in şampiyon olduğu sezondaki istatistiklerine bakın: 10 pol pozisyonu, 5 galibiyet, 3 yarış dışı, 2 kaza. Hem de ne kazalar, istatistik ve jenerik olacak kadar büyük ve acemice. Geçen sene Button’ın nasıl şampiyon olduğunu anlamayanlar için iyi bir örnek bu, en azından pilotaj hatası yoktu ve bunu hızlı bir otomobille birleştirmişti…
 
Dolayısıyla Alonso yarışı stratejik hatalardan kaybetti, elbette ileride yenilerini kazanacaktır. Yeni şampiyonumuzu kutlama zamanı. Sakar dünya şampiyonumuzu…
 

 

About autochronicles

Otomobilleri ve müzik yapmayı bu dünyadaki varolma nedenlerim olarak gösterebilirim. Hayatımda okuyan değil yazan olmanın, dinleyen değil çalan biri olmanın peşindeyim. Burası bir günlük. Otomobille yaşayan birinin, otomobille yaşadıklarını gün be gün anlattığı bir yer. Günlük olduğu kadar benim yazılarımın da bir arşivi niteliğinde. Otomobiller daima beni hayata bağladı, hayatıma anlam kattı... Bu sevgiden öte, bir tutku, bir yaşam tarzı... Bu yüzden günlük olarak yazılmayı hak ediyorlar...
Gallery | This entry was posted in Fernando Alonso, Sebastian Vettel, www.turkiyef1.com. Bookmark the permalink.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s