14, 17- 12- 2010 Nissan


14, 17- 12- 2010 Nissan
Kullanılan otomobil: Nissan Micra
Model: 1.2 Tekna otomatik
Fotoğraflar: M. Murat Erçelebi
Sanırım bir otomobilin yeni modelinin kullanıcılar tarafından kabul edilebilmesi için eski modelindeki tüm özelliklere sahip olması gerekiyor. Dikkat ederseniz ‘tüm’ dedim, buna tasarım ve kullanım özellikleri dahil. Tabii bunlara sahip olmak yetmiyor, daha da iyisini sunmak gerekiyor.
Yeni Micra’nın en büyük sorunu bu, eski modeli gibi şirin bir otomobil değil. Bu öylesine büyük bir sorun ki eski kullanıcıları bile yeni modele sıcak yaklaşmıyorlar, ki bunun bir örneğini yazının sonundaki ek bölümde okuyabilirsiniz.
Eski Micra şirin, kullanışlı, sorunsuz, geniş ve kullanışlı kabiniyle dikkat çeken bir otomobildi ve bu görüntüsünden dolayı ‘bayan otomobili’ sıfatı almıştı. Tabi bu erkek kullanıcılar tarafından tercih edilmediği anlamına gelmiyordu. Dolayısıyla yeni modelden de böyle bir şirinlik bekliyorduk ki ilk olarak geçen yıl Cenevre fuarında gördüğümüzde büyük bir hayal kırıklığı yaşadık. Çünkü Micra bırakın şirin görünmeyi neredeyse yaşlanmış bir tasarıma sahipti.
Peki neden böyle sıradan bir görüntü tercih ettiler? Ellerinde Qashqai, Juke, Murano gibi ilginç ve güzel ürünler ortaya çıkartabilen bir tasarım ekibi var ama yeni Micra’nın gözü farklı yerlerde. Herşeyden önce yeni Micra global bir otomobil, yani 4 (Çin, Hindistan, Tayland ve Meksika) farklı ülkede üretilip 160 ülkede satılacak, markanın bel bağladığı kilit modellerden biri. Bunun için öncelikle tasarımının daha çok kişiye hitap etmesi gerekirken, motor şanzıman gibi özelliklerinin de çok dikkatli seçilmesi lazım. Bu anlamda sıradanlığı anlamak biraz daha kolay hale geliyor.
Yine de bana göre oldukça sıradan bir görüntüsü var ve sanki 3 yıl önce tasarlanmış gibi eskimiş bir yüzü var; evet daha otomobili ilk gördüğümde bile bunları söylemiştim ve şu anda karşımda dururken de bu etki değişmiyor. Özellikle rekabet edeceği sınıftaki rakipleri Ford Fiesta, VW Polo, Citroen C3 gibi otomobilleri göz önüne aldığımızda Micra’nın işi biraz daha zorlaşıyor. Fiesta gibi dinamik, Polo gibi oturaklı, C3 gibi modern değil maalesef. Tavanındaki hareketler bile bu duruşu değiştiremiyor.

Kabin içi
Belki kabinde işler farklıdır diyerek kapısını açıyorum, kapı oldukça hafif. Zaten otomobilin geneli bayağı hafifletilmiş durumda, fabrika verilerine göre bu versiyonun boş ağırlığı 940 kg olarak belirtiliyor ve bu sınıfının en hafif otomobili olduğu anlamına geliyor. Bu ağırlık tasarrufu için egzoz %27, yakıt deposu %19 ve süspansiyon sistemi %15 hafifletilmiş.
Hafif olması iyi ama kapının kapanma sesi pek güven verici değil, hafiflik bu konuda olumsuz bir etkiye sahip. Kabin oldukça geniş, tasarımda lastiklerin köşelere yerleştirilmiş olması bunun en büyük nedeni. Klasik Mcra özelliklerine burada rastlamak mümkün; birçok eşya koyma gözü, iki adet torpido ve eski modelin en karaktersitik özelliklerinden biri olan yolcu koltuğunun öne doğru katlanma özelliği. Gerçi bu eskisindeki gibi tüm koltuk yerine sadece minderi kısmını kaldırmanıza olanak veriyor ama olsun. Sadece minderi kalkınca da açılan göze büyük eşyalarınızı koyamıyorsunuz, çünkü koyunca minder kısmında yükselti oluşuyor.
Dijital klimaya sahip kabinin tasarımında genel olarak yuvarlak teması hakim ve oldukça şık görünüyor. Özellikle de orta konsol gece aydınlatıldığı zaman yuvarlak formu oluşturan düğmeleriyle güzel görünüyor, ergonomisi de sorunsuz, sadece sağ tarafta fazlasıyla aşağıda konumlandırılan çakmak, yolcunun dizini rahatsız edebiliyor, en azından benimkini etti.
Malzeme kalitesi konusu sanırım en büyük problemlerden biri. Ama bu sadece kabin için değil otomobilin tümü için geçerli. Plastikler çok sert olmasının yanısıra gereksiz şekilde sallanıyorlar. Ayrıca yalıtım da bir diğer problematik konulardan. Motor ve yol sesi fazlasıyla kabine sızıyor, ıslak zeminlerde lastiklerin drene ettiği suların çamurluklara çarptığı zaman çıkarttığı ses gereksiz şekilde kabine yansıyor. Hafiflik konusunun bu gibi noktalardan ödün verilmeden yapılması daha iyi olabilirmiş.
Hız sabitleme sistemi ve dijital klima gibi donanımların olması olumlu bir özellik çünkü bunlar rakiperlerde ekstra ücret karşılığında alınabiliyor.
Sonuç olarak Micra’nın kabini karakteristik özelliklere sahipse de pek öyle kalitesiyle öne çıkan bir yapıda değil; sade, kullanışlı ve geniş.
Sürüş karakteri  
Ülkemizde Micra’nın sadece bir motor seçeneğiyle satıldığını belirtmeliyiz: 1.2 lt 16V, 80 bg benzinli. Dizel seçenekse şimdilik yok. Bu motor isteğinize göre 5 ileri düz ya da CVT şanzımanla alınabiliyor ki tavsiyemiz CVT ile almanız yolunda. Manuel şanzımanlı versiyonu kullanmasam da CVT’nin geçişleri oldukça yumuşak ve pürüzsüz, manuel de böyle bir rafineliği yakalamak zor olacaktır.
3 silindirli bu motor Euro 5 normlarında uyum sağlıyor ve 940 kg’luk gövdeyi kaldırmakta zorlanmıyor. Üst devirlerde biraz gürültülü ama sarsıntısız yapısıyla dikkat çekiyor. Sağ ayağınızı dikkatli kullanırsanız inanılmaz değerlere imza atabiliyorsunuz. Otomobili Nissan’ın Altunizade’deki merkezinden teslim alıp Kozyatağı’na gelene kadar olan güzergahda 90 km/s sabit hızda elde ettiğim değeri görünce inanamadım: 3.1 lt/100 km. Üstelik çok da dikkat etmedim bu değere ulaşmak için, sadece hızımı sabitledim, hepsi bu. Fabrikanın belirttiği ortalama değerse 5.4 lt/100 km. Öyle görünüyor ki buna ulaşmak hiç de zor değil.
Ancak Avrupa’da Micra’nın en çok satması beklenen motoru bu değil, aynı motorun supercharger destekli versiyonu. Bu şekilde 1.2 litrelik ünite 98 bg güç üretiyor ve CO2 emisyonu sadece 98 g/km. Keşke bu motoru da ülkemizde kullanabilme imkanızım olsaydı. Türk kullanıcısı bu tip yeniliklere pek açık olan bir kullanıcı kitlesi değil, önyargılı ve geleneksel diyebileceğimiz bir yapıda. Ancak böyle yenilikleri deneyimleyerek, modellerde satışa sunarak bu yapının değişmesi sağlanabilir diye düşünüyorum.
Her neyse, Micra’nın sürüşü dış görünüşünü destekler nitelikte, yani sıradan. Öne çıkan bir özelliği yok. Direksiyonu fazla hafif ama sistemin hızlı olması Micra’yı sınıfının en dar açıdan dönen otomobili yapıyor; 9 metrelik dönüş çapı şehir içinde her yere girebilmenizi sağlıyor. Süspansiyonlar yumuşak sayılır, darbeleri iyi emiyorlar ve gövdenin gereksiz sallanmasını engelliyorlar ancak radyonuz açık değilse amortisörlerin çalışma sesini bile duyuyorsunuz. Ahh, şu izolasyon meselesi yine…
Süspansiyonlar yumuşak olduğu için gövde hareketi var sert kullanımda. Önden kayma eğilimi bir viraja istekli şekilde girdiğinizde ‘ben buradayım’ diyor. Böyle durumlarda direksiyonun bu kadar hafif olmaması gerektiğini düşünüyorsunuz. Virajların ortasındaki tümsekler şasiyi fazlasıyla zıplatıyor ve lastikleri yerden kestiğini hissediyorsunuz. Avrupa versiyonlarına yerleştirilen viraj demirleri bile bu durumun önüne geçememiş.
Tercih edilir mi?
Hmmm, kendi kendime sorduğum ilginç bir soru bu. Bolca alan sunsa da heyecan verme konusunda rakipleriyle boy ölçüşmesi pek olanaklı değil. Sadece kullanışlılığı ve ekonomik oluşu gibi özelikleriyle öne çıkıyor ve eski modelin şirinliğine sahip değil. Bu satışları için büyük bir kayıp olacaktır.
Sanırım Micra almak için eski modeli çok ama çok sevmiş olmak gerekiyor. Peki bu yeterli mi? Bunu öğrenmenin en iyi yolu bir Micra kullanıcısına sormak. En iyisi okumaya devam edin…

 Hande Vatandost- 8 yıllık Micra kullanıcısı

Micra’mı 2003 Eylül’de aldım, o günden beri aralıksız kullanıyorum ve 100.000 kilometreyi geride bıraktım. Tasarımı, mini minnacık duruşu ve pratik kullanımıyla beni adeta kendine aşık eden otomobilimden çok memnunum. 7 yılı aşkın süredir kullanmama rağmen beni hiç bir zaman yolda bırakmadı, büyük problemler başıma açmadı.
Kullandığım eski model Micra benim için 2011 Micra modelinden kat be kat daha iyi. Bir kere tasarımı çok daha başarılı. Bunun dışında kullanılan malzemeleri daha kaliteli ve direksiyonu daha şık duruyor. Görüş açıları da eski Micra’da çok çok daha iyi, çünkü camlar açık ve geniş; bu da her yere hakim olmanızı sağlıyor. Özellikle arka camın geniş olması çok işe yarayan bir özellik.
Eski Micra’mın en büyük özelliği sevimli bir tasarıma sahip olmasıydı, ama yeni modelde kesinlikle bu sevimliliği göremiyorum ve bu beni çok üzdü. Çünkü eğer yeni Micra da eskisi kadar sevimki görünseydi, kesin onu satın alırdım! Ama bu noktadan sonra Micra ile devam etmemeye karar verdim…
Yeni Micra’yı kullandım ancak pek içime sinmedi doğrusu. Özellikle görüntüsünden eski Micra’dan daha az kaliteye sahip olduğunu farkettim. Yeni Micra’nın tek iyi özelliği sürüşüydü, çok daha esnek kullanım sunuyordu ve konforluydu. 

About autochronicles

Otomobilleri ve müzik yapmayı bu dünyadaki varolma nedenlerim olarak gösterebilirim. Hayatımda okuyan değil yazan olmanın, dinleyen değil çalan biri olmanın peşindeyim. Burası bir günlük. Otomobille yaşayan birinin, otomobille yaşadıklarını gün be gün anlattığı bir yer. Günlük olduğu kadar benim yazılarımın da bir arşivi niteliğinde. Otomobiller daima beni hayata bağladı, hayatıma anlam kattı... Bu sevgiden öte, bir tutku, bir yaşam tarzı... Bu yüzden günlük olarak yazılmayı hak ediyorlar...
Gallery | This entry was posted in Nissan, Nissan Micra. Bookmark the permalink.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s