03-05. 11- 2010 Toyota


Kullanılan otomobil: Toyota RAV4

Versiyon: 2.0 Valvematic MultiDrive S

Fotoğraflar: Alişan Özkan, Toyota

 
Bu aralar şansıma bir çok SUV kullanıyorum birbirinden farklı. Bu da haliyle istemeden de olsa karşılaştırma yapmama olanak veriyor. Bu seferki misafirim yine Uzakdoğu’dandı, ama bu defa Kore değil Japonya’dan bir misafir.

RAV4’ün makyajsız versiyonunu Autocar dergisinde çalışırken kullanmış ve açıkçası pek de iddialı bulmamıştım. O otomobilde eksik bir şeyler vardı. Huzurlu değildi, sürüşü pek keyif vermiyordu… Satış anlamında bir sorunu olmasa da bizim gibi otomobil severler öne çıkan özellikler isteyebiliyoruz bu tip araçlardan.

Dolayısıyla merak ediyordum yeni RAV4’ü çünkü Toyota’nın son yıllarda en çok satan modelleri Corolla ve Auris’teki standartları çok yükseldi. Bu yükselen trendden RAV4 nasıl kendine pay çıkaracaktı? 15 yıl önce ‘keyifli sürüş sunan SUV’ konseptini yaratan aracın sürüşü sonunda gerçekten keyifli hale gelmiş miydi?

RAV4 ile olan maceram Autoshow fuarına gidip gelmek, trafikte kullanmak ve bolca aracın içerisinde vakit geçirme üzerine yoğunlaştı. Fuara giderken arkadaşlarımla birlikte gitmeye özen gösterdim, böylece hem birlikte fuar gezmiş olacağız, hem de RAV4 hakkında sadece sürüş değil yolcular açısından da farklı görüşler alabilecektim.

İlk izlenim

Otomobili Kartal’dan alıp yola çıkmadan önce şöyle bir göz atıyorum RAV4’ün içine.

Keyfim yerine çünkü hava çok güzel, bu keyifli durumum ota konsolda bulunan navigasyon sistemi, altı düz ve oldukça küçük çaplı direksiyon simidi, kaliteli deri koltukları görünce biraz daha artıyor. RAV4 sürücüsünü daha yola çıkmadan bile etkileyecek bir kabine sahip. Ancak bu etki el freninin arkasında konumlandırılan ayna ayar düğmeleri, direksiyonun sol alt tarafında bulunan çekiş sistemi özellikleri ve sürücüden hayli uzakta kendine yer bulan flaşör düğmesinin yerini fark edince biraz kaçıyor. Neden mi? Çünkü bahsettiğim tüm bu kumandaları bulmak için vakit harcıyorsunuz, ilk bakışta görünmüyorlar maalesef.

Her zamanki gibi önce sürüş pozisyonumu ayarlıyorum. Koltuk en aşağı konumunda, sırtlık olabildiğince dik, direksiyon yukarı? Yukarı, YUKARI! E ama biraz daha yükselmen gerek, fazla aşağıda kalmadın mı sence de? Peki, demek ki bu kadar çıkabiliyormuş… Şimdi en geriye çekmeliyim direksiyonu, evet bunda sorun yok. Tamam, hazır sayılırım hafif altta kalan direksiyonum, koltukta kaba tabirle ‘kaykılıp’ oturduğum zaman sorun olmaktan çıkıyor.

Yola çıkıyoruz. İlk metrelerde dikkatimi çeken nokta sessizlik. İzolasyonu çok başarılı RAV4’ün, sadece derinden bir lastik sesi geliyor kabine ama henüz müzik sistemini de açmadığımı söylemem gerek, onu açınca bu sorun ortadan kalkacaktır. Gayet akıcı bir sürüş var elimin altında. 2.0 litrelik motor RAV4’ü yerinden kaldırmakta sorun yaşamıyor ama gaza dibine kadar bastığınızda 2.0 litre değil de sanki 1.6 lt motor kullanıyormuş hissine kapılıyorsunuz. Hızlanma zayıf maalesef ama otomatik vitesin vites geçişlerini fark edince bunun hiç önemi kalmıyor.

Ne şanzıman ama!

Neden mi? Çünkü RAV4, son zamanlarda gördüğüm, tanık olduğum, kullandığım en sessiz, sarsıntısız vites geçişlerine sahip. Hatta dijital gösterge olmasa viteslerin geçtiğini kesinlikle anlamıyorsunuz. Yanılıyorum herhalde diyerek şanzımanı manuel konumuna getirip denemeye başlıyorum. Üst viteslerde zaten sarsıntı yok, önemli olan alt vitesler, yani şehir içi kullanım. Yok! Bunlarda da yok, nasıl bir pürüzsüzlik anlatamam size.

Son kullandığım Peugeot 5008’in her vites geçişince yolcularının kafalarını öne doğru hareket ettirmesinden sonra bu sanki gelecekten gelmiş bir vites kutusu gibi. Bu arada manuel modda direksiyonun arkasındaki + kulakçığına uzunca bastığınızda şanzıman otomatik moduna geçiş yapıyor. Dedim ya, motor gücünün eksikliğini unuttum bile. Zaten Toyota, böyle bir şanzımanla RAV4’te performansa odaklanmadığını göstermiş oluyor bize. Peki nasıl oluyor bu?


Şöyle, Toyota, RAV4’ü Optimal Drive teknolojisiye donatmış. Son zamanlarda üreticinin üzerinde sıklıkla durduğu bir paket aslında bu. Optimize edilmiş motor, şanzıman birlikteliği de diyebiliriz. Bu paket dahilinde ilk olarak Avensis modelinde kullandığı, 6 ileri oranlı CVT şanzıman RAV4’te de yer alıyor. Sürekli değişken şanzıman (Continuously Variable Transmission) olarak adlandırılan bu teknoloji, firmanın hibrid modeli Prius’da da yer alıyor. Sistemin standart otomatik vites kutularına göre en büyük farkı, normal şanzımanlarda vites geçişleri dişliler ve bir debriyaj (şanzımanın içinde) aracılığıyla yapılıyorken CVT’de bu, sonsuz oranlar, iki adet konik makara ve V şeklindeki çelik kuşakla yapılıyor. Böylece vites oranları yumuşak ve kesintisiz olarak geçebiliyor.

E haliyle performans beklentisi içinde olmamam gerektiğini anlıyorum ben de. E ama biraz daha iyi hızlan… HAYIR! Şanzımanı unutma, bak ne kadar yumuşak, ipeksi dokunuşlara sahip. Tamam, peki…

Sürüş

İşin ilginci sürüş de aynı şekilde pürüzsüz ve yumuşak. Daha önceki Kia Sorento ve Hyundai Santa Fe’de yaşamış olduğum o sarsıntılı sürüş, titreşim gibi şeyler burada yok. Sanki öyle şeyler otomobillerde yokmuş gibi düşündürüyor RAV4. ‘Niye, nereden çıktı ki o?’ diye soruyor size sanki.

Amortisörlerin darbe emişi de gayet başarılı. Büyük çukurların içinden geçtiğinizde bunlar amortisörlerde kalıyor, kabine mümkün olduğunca az darbe geliyor ki bence bir SUV’de insanların beklentileri bu olmalı. Üstelik yol tutuş konusu da hiç fena değil, ön tarafın tutuşu oldukça iyi, kullanıcı kitlesini düşünürseniz inanılmaz diyebiliriz. Herkes bizler gibi limitleri denemeycektir RAV4 ile. Arka taraf da stabil ve güven veriyor, viraj içinde lift-off yapsanız bile dağılmıyor, çizgisinden kolay kolay çıkmıyor. Ancak yumuşak karakterli şanzıman bu tip performanslı kullanımlarda gaz verip aracı hızlandırmak istediğinizde yetersiz kalabiliyor. Bence hiç gerek yok zaten, o yumuşak ve pürüzsüz olsun yeter…


Bunu söylemişken şanzımanın hemen yanında duran ‘sport’ yazan düğmeye bastığınızda aracın sürüş karakteri bir hayli değişiyor. Direksiyon ağırlaşıyor, vites geçişleri daha yüksek devirlerde gerçekleşiyor ve gaz tepkisi artıyor. Hatta gaz tepkisi o kadar keskin hale geliyor ki o huzurlu ve sarsıntısız sürüş, pedalın değişen tepkisine alışmayan sağ ayağınız tarafından sekteye uğruyor. Biraz fazla ezdiğinizde gazı, otomobil anında tepki veriyor ve sarsarak harekete geçiyorsunuz. Şanzıman, motoru yüksek devirlere çıkarttığı için motor gürültüsü biraz artıyor ve direksiyon da aşırı tepkili ve hızlı hale geliyor ki bu durumda otomobil canlı ve tetikte bir sürüş kazanıyor. Peki gerekli mi? Fark etmez, düğme orada duruyor, bulup da basmak sizin elinizde.

Motorsa yerini aldığı 2.0 litrelik güç ünitesine göre yüzde 20 daha az yakıt tüketiyor, yüzde 16 daha az emisyon oranına sahip, yüzde 4 daha güçlü ve yüzde 2 daha fazla tork sunuyor. Veriler anlamında sorun yok ama 2.0 litrelik benzinli motor tork anlamında geride kaldığı (aslında kalmıyor, araç ağır olduğu için öyle hissettiriyor) için sürüş özelliklerini dizelin tork gücüyle birleştirmek istiyorsunuz. Ama RAV4’ün dizeli ne yazık ki 2.2 litre. Avensis’teki 2.0 litrelik ünite bence en uygun seçenek olurmuş RAV4 için. Torklu, yeterince güçlü ve vergi anlamında daha avantajlı. Her neyse bu kişisel görüşüm tabii…


Aracın koltukları rahat olsa da biraz kayganlar. Özellikle arka koltukların yan yükseltileri pek olmadığı için yolcularım fazlasıyla samimi oluyorlar arkada. Evren için bir sorun yok çünkü yanında kız arkadaşı oturuyor ama Tan için aynı şeyleri söyleyemeyiz. Her virajda Evren’in kesilmemiş sakallarını görüyor.

Fuardan dönerken biraz da arkaya oturuyorum. Burası da gayet rahat ve geniş bir alan. Diz ve baş mesafesi gayet yeterli ama altımdaki koltuk gerçekten de kayganmış. Kemer takıyorum.

Direksiyondaki Murat’a ‘bir vites değiştir bakalım nasıl hissedilecek arkadan’ diyorum. Murat kulakçığı çekiyor ve aynı his… Sadece rakam değişiyor göstergede… Toyota şanzımana noktayı çözmüş, darısı diğer üreticilerin başına.

Prius bugüne kadar kullandığım en sessiz ve konforlu sürüşe sahip otomobildi ve öyle görünüyor ki Toyota o modelden öğrendiği bir çok şeyi buraya aktarmış. Muhteşem bir şanzıman ve elden geçirilen motor özelliklerini, keyifli direksiyon ve yol tutuşla birleştiren RAV4 gerçekten sürüşü keyifli bir SUV haline gelmiş.

Rafine, üst düzey ve konforlu. Bir SUV’den başka ne istersiniz ki?

About autochronicles

Otomobilleri ve müzik yapmayı bu dünyadaki varolma nedenlerim olarak gösterebilirim. Hayatımda okuyan değil yazan olmanın, dinleyen değil çalan biri olmanın peşindeyim. Burası bir günlük. Otomobille yaşayan birinin, otomobille yaşadıklarını gün be gün anlattığı bir yer. Günlük olduğu kadar benim yazılarımın da bir arşivi niteliğinde. Otomobiller daima beni hayata bağladı, hayatıma anlam kattı... Bu sevgiden öte, bir tutku, bir yaşam tarzı... Bu yüzden günlük olarak yazılmayı hak ediyorlar...
Gallery | This entry was posted in Toyota, Toyota RAV4. Bookmark the permalink.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s