>Kore GP


>

Güvenli başlangıç, sürpriz son
İlk 17 turu güvenlik aracı arkasında koşulan yarışı Fernando Alonso kazanırken, Red Bull’ların yarış dışı kalmaları İspanyol pilotun liderliğe yükselmesini sağladı

Antrenmanlar ve sıralama turu
Kore GP’nin ilk defa koşulacak olması bilinmezlik oranını artırdı. Pist ilk bakışta Silverstone, Şangay, İstanbul Park ve Valencia pistlerinin bir melezi gibiydi. Yani farklı karakterleri bünyesinde barındırıyor, bu da uygun ayar yapmayı zor hale getiriyordu.

Birinci sektör uzun ve hızlı düzlükler, ikinci sektör Silverstone- vari hızlı virajlar, üçüncü sektörse yavaş virajlardan oluşuyor ve Yeongam pisti F1’in en uzun düzlüğüne ev sahipliği yapıyordu. Herkes Red Bull’un birinci sektörde vakit kaybedeceğini ama iki ve üçüncü sektörlerde bunu telafi edeceğini düşünüyordu. Öyle de oldu gerçekten.

Takımlar Cuma günü ilk antrenman seansında piste çıktıklarında hiç beklemedikleri bir şey gördüler: Lastiklerden sprey çıkıyordu, yani genelde ıslak zeminde gördüğümüz bu durum kuru zeminde çıkıyordu. Nasıl mı? Pist o kadar kirliydi ki henüz devam eden inşaatın kiri pist yüzeyinde bulunuyor, bu da lastiklerden sprey olarak atılıyordu.


Dolayısıyla pistin yol tutuşu çok ama çok düşüktü. Bu nedenle birinci antrenman seansında tüm takımlar sert lastikleri kullanmayı tercih etti. Böylece yumuşak hamurları daha sonraya saklayacaklardı. Bu seansta McLaren’dan Hamilton birinci olurken Kubica ve Rosberg onu takip eden pilotlardı.

İkinci seanstaysa opsiyon lastikleri ortaya çıktı. Webber bu seansta sert lastikleriyle 1:38.839 yaparken, sadece 14 dakika sonra 1:37.942 elde etti. Bu iki hamur arasında 1 saniyeye yakın fark olduğunu gösteriyordu. Sert hamur bu tip düşük yol tutuş seviyesi olan zeminlerde optimum sıcaklığa ulaşmakta zorlanıyor, öte yandan yumuşak lastikler tek tur üzerinde oldukça iyi performans gösteriyordu. Geriye bir tek uzun soluklu yarış mesafesindeki performansları kalıyordu. Ayrıca sert hamurun gereğinden fazla olan ufalanma sorunu bu seansta birçok pilotun ortak şikayetiydi, eğer yol tutuş bu seviyede devam ederse yarışta iki pit stop bile gerekebilirdi. Bu seansın en iyi derecesi ile birinci seansın en kötü derecesi arasındaki 42 saniyelik fark daha önce görülmediği kadar büyüktü ve zeminin ne kadar değişken olduğunu gözler önüne seriyordu.

McLaren Cuma günü yeni ön ve arka kanadını denerken, Felipe Massa ilk seansta F-Duct’ı kullanmamayı denemiş ama uzun düzlüklerde fazlasıyla geri kalmıştı. Ayrıca Brezilya’lı arkadan kayma probleminden şikayetçiydi. Ferrari’nin yeni difüzörüyse oldukça iyi bir performans gösteriyordu ama bundan maksimum performansı elde etmek için F-Duct’ın mutlaka bulunması gerekiyordu otomobilde Alonso’nun gösterdiği gibi.

Cumartesi sabahındaki antrenmanlarda Renault birinci sıraya çıkarken Hamilton ve Alonso, Kubica’yı takip ediyorlardı. Red Bull’larsa dört ve onaltıncı sıradaydılar. Vettel bu seansta sadece 9 tur atabilmiş ve yeteri kadar data toplayamamıştı.

Ancak öğleden sonra bunun bir önemi kalmayacaktı. Sıralama turlarında lastik stratejisi çok önemli bir hal almış, tek tur üzerinde lastiklerini en iyi kullanan otomobil büyük bir avantaj elde etmişti. Lastiklerin olduğu gibi lastik basınçlarını doğru seçmek de buradaki bir diğer kilit noktaydı.

Q3’e gelindiğinde geriye sadece iki Ferrari, iki McLaren, iki Red Bull, iki Mercedes GP, bir Renault (Kubica) ve bir Williams (Barrichello) kalmıştı. Massa’nın Q2’de takım arkadaşına göre bir fazla yumuşak lastik kullanması, Q3’ün son anlarına kadar garajında beklemesine neden olmuştu. Brezilyalı pilot bu nedenle sadece iki zaman turu atabildi ve yarışa altıncı sıradan başladı. Button ise elde ettiği yedinciliği ön lastiklerindeki kilitlenme durumunun önüne geçememeye bağladı ve lastikleri yeterli derecede ısıtamadığını söyledi. Sonuç olarak takım arkadaşından 0.7 saniye yavaştı. Ayrıca Q2’de yumuşak lastikleriyle Alonso’nun sert lastikli Ferrari’sinin 0.4 saniye gerisindeydi. Kısacası dünya şampiyonu mutlu değildi, tünelin ucunda ışık görünmüyordu kendisine.

Vettel, Alonso, Hamilton ve Webber ilk set yumuşak lastiklerinden sonra tekrar pite girdiler ve yeni set lastikleriyle birer tur daha attılar. Alonso ilk zaman turunda 1:35.927 yaptı ve birinci sırayı elde etti. Bu turda ilk sektörde Red Bull’dan tam 0.5 saniye hızlıydı. Vettel 1:36.000, Webber’se 1:35.917 elde etmişti. Ferrari hızlı görünüyordu ama daha söylenecekler bitmemişti. İkinci set lasitklerine geçtiklerinde Red Bull’lar bir 0.5 saniye daha çıkardılar bu lastiklerden. Alonso ise ikinci setinden sadece 0.2 saniye çıkartabilmişti. Pol Red Bull’undu, daha da önemlisi ikinci sıra da Webber’e gitmişti. Hamilton ise 1:36.062 ile 35’li derecelere inemedi. Rosberg’de beşinci sırayı elde ederek Mercedes GP adına bir Ferrari bir de McLaren’i geride bırakmayı başarmıştı, üstelik takım arkadaşına 0.4 saniye fark atmıştı. Bu ‘sonunda ikimizin de bilmediği bir pistte yarışacağız’ diyerek Rosberg’e gönderme yapan Schumacher için bir cevap niteliğindeydi.


Yarış
Ancak tüm bu söylenenler, tüm bu stratejiler Pazar sabahı boşa çıktı çünkü yağmur başlamıştı Kore’de. Organizatörlerin bile endişelendiği bu durum zemindeki tozla birleştiğinde ortaya fazlasıyla kaygan ve tehlikeli bir durum çıkarmıştı. Tüm hazırlıklara, yetiştirme çalışmalarına rağmen yarışın yapaılamama riski vardı ve yarış yönetimi startı ertelemeye karar verdi. Yoğun yağış devam ediyor, bu şartlar her iki lastik hamurunu kullanma zorunluluğunu ortadan kaldırıyordu, diğer bir deyişle ufalanma sorunu ortadan kalkmıştı.

Nihayet yarışın startının verilmesi kararlaştırıldığında bunun güvenlik aracı arkasında olacak şekilde yapılması uygun görüldü. SLS AMG önde olacak şekilde atılan 17 tur sonunda yeşil ışık yandığında pist hâlâ fazlasıyla ıslaktı. Hata yapmak an meselesiydi ve yapılacak hatanın sonucuysa şampiyonayı bile belirleyecek kadar kritik olabilirdi.

İlk turun sonunda Rosberg oldukça iyi bir frenajla Hamilton’ı geride bırakıp dördüncülüğe çıkarken böyle giderse podyuma bile çıkabileceğinin sinyallerini verdi. 18. turda yarışın ilk firesini gördük; Webber sol arka lastiğini ıslak kerbin üzerine çıkartıp spin atarken arkasından gelen Alonso kendisini geçti ama Rosberg Ferrari pilotu kadar şanslı değildi. Webber’in kontrolsüz otomobili Rosberg’e isabet etti. Alman pilot çarpmamak için toprak alana kadar çıksa bile bundan kurtulamadı ve olası bir podyum, hatta biraz daha iddialı konuşmak gerekirse galibiyetten bile oldu.

Şimdi bu da nereden çıktı demeyin! Bunun üzerine bir tezim var: Rosberg, 17. turda Hamilton’ı kendi çabasıyla geride bıraktı. Alonso ise 33. turda Hamilton’ın yaptığı hata ile McLaren’i geçti ve bu şekilde Red Bull’ların yarış dışı kalmasıyla galibiyete uzandı. Yani: Hamilton’ı geçebilecek kadar hızlı olan galibiyete gidebilirdi, tıpkı Rosberg gibi. Ama olmadı, olamadı. Artık başka bir yarışa…

Güvenlik aracı kaza nedeniyle piste girdi ve üç tur sonra çıktı. Bu esnada sıralama şu şekildeydi: Vet- Alo- Ham- Mas- But- Sch- Kub- Hul- Sut.

Yarışın tekrar başlamasıyla Vettel’in daha ilk turda Ferrari’ye oranla 1 saniye hızlı olduğunu gördük. Düşen tempo kırmızı otomobile yaramamış, rakibinin en büyük avantajı olan çabuk lastik ısıtma durumunu ortaya çıkarmıştı. McLaren ise Ferrari’den 1 saniye yavaştı. Bu fark ancak 25. turda 0.3 saniyeye kadar indi, Ferrari kendine gelmişti. Alonso ritmini bulmuş, farkı sabitlemeye çalışıyordu.


Bu arada Button’ın sorunları bitmiyor, İngiliz pilot Schumacher’e geçiliyordu. 28. turda pite girmeden hemen önce attığı tur 1:58.354 ile Williams pilotu Hulkenberg’den bile 2 saniye yavaştı. Bunu gören McLaren ekibi hemen pite çağırdı pilotunu. Ama ne yazık ki erken davranmışlardı çünkü 31. turda güvenlik aracı bir kez daha piste gelecek ve bu durum tamamen bir dezavantaj haline gelecekti.

Massa, Hamilton, Schumacher ve Kubica 31. turda pite girdiler ve geçiş lastiklerini taktılar. Öndeki isimler Vettel ve Alonso ise bir tur sonra pit yapmayı tercih ettiler. Alonso’nun sağ ön lastiğindeki bijon sorun çıkarttı ve Hamilton kendisini geçti.


Liderlik el değiştiriyor
Ancak bu uzun sürmedi, keza güvenlik aracının pistten çıktığı turda Hamilton ilk virajda fenajı kaçırarak rakibine geçildi. Aslına burada sadece frenajı değil, galibiyeti de kaçırmıştı ama bundan henüz haberdar değildi.

Bu üçlü tam 12 tur boyunca birbirlerinin en hızlı tur derecelerine cevap vermekle uğraşırken olayların ilk habercisi 43. turda kendini gösterdi. O ana kadar 1:51.044’ün altına inmeyen Vettel 1:51.604 ile ikinci Alonso’dan 1.3 saniye, Hamilton’dansa 1.4 saniye fark yedi. Nedeni hemen anlaşıldı:

‘Zemin çok kötü, fren noktasını göremiyorum’ demişti telsizden takımına. Takım konsantrasyonunu kaybetmemesini söylerken, Renault motorunun henüz söyleyecekleri vardı. Bir tur sonra bu hatasını telafi etti ama kaçınılmaz sona bir tur kalmıştı. 45. tur, belki de 2010 sezonunun şampiyonunu belirleyecek turdu. Çünkü Renault motoru ‘benden bu kadar ben bu değişken tempoyu kaldıramıyorum’ dedi ve dumanlar eşliğinde sahneden çekildi. Tabii kendisiyle birlikte Vettel’i de söküp almıştı yarıştan. Bu Alonso için 25, Hamilton için 18 puan anlamına geliyordu. Button mı? Pit stoptan sonra 12. sıraya düşmüş, bir ara 15. liğe kadar inmişti. Şampiyonluk adayları içinde yarış bitirip puan alamayan tek isimdi kendisi.

Sonuç
Böylece Kore’de yapılan ilk yarışı kazanıp tarihe bir kez daha geçen isim Fernando Alonso oldu. Bu yarışı Alonso’nun eski günlerindeki yarışlarına benzettim. 2005 ve özellikle 2006’nın ikinci yarısındaki o ‘herşeyden uzak durup’ sonuca ulaşan tarzına. O zamanlar Alonso’nun otomobilinde sanki görünmez bir kalkan olduğunu düşünür, bunu nasıl yaptığını bir türlü anlamazdım, sanki hiçbir otomobil onun yanına belli bir mesafeden fazla yaklaşamazdı. Bu tarzını hatasız, sakin ve ölümcül derecede hızlı sürüşüyle birleştirip adını duble şampiyona çıkarmıştı. Red Bull’ların puan alamadığı bir hafta sonunda, sezonun bitimine iki yarış kala liderliği ele geçiren Alonso şampiyonluğu başkasına bırakır mı? Sanmıyorum ama belli de olmaz…

Bu fırsatı onun elinden almak için gereksiz hızlı olabilmeli, anlamsız riskler almaya hazır olmalısınız. Alonso’nun hata yapacağını beklemek aptallık, onun sürüşü hakkında iyimser düşünmek intihar olacaktır. Son iki yarışta bunları yapan isim Alonso karşısında galip gelir, aksi halde 2010 dünya şampiyonunu işini en iyi şekilde yaparken izleyemeye hazır olun ekranda.

About autochronicles

Otomobilleri ve müzik yapmayı bu dünyadaki varolma nedenlerim olarak gösterebilirim. Hayatımda okuyan değil yazan olmanın, dinleyen değil çalan biri olmanın peşindeyim. Burası bir günlük. Otomobille yaşayan birinin, otomobille yaşadıklarını gün be gün anlattığı bir yer. Günlük olduğu kadar benim yazılarımın da bir arşivi niteliğinde. Otomobiller daima beni hayata bağladı, hayatıma anlam kattı... Bu sevgiden öte, bir tutku, bir yaşam tarzı... Bu yüzden günlük olarak yazılmayı hak ediyorlar...
This entry was posted in F1, Kore GP 2010. Bookmark the permalink.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s