>Apeks Noktası- ‘evo’ dergisi Eylül 2010


>Bu sıralar yine trafikta bolca vakit geçiriyorum. Neyse ki yaz tatili olduğu için çok da sıkıntı çekmiyoruz, malum İstanbul boş. Bu çok iyi bir şey ve hep böyle devam etmesini bekliyorum.



Ancak yine de böyle rahat bir ortamda bile canımı sıkan bir grup insan var trafikte. Kimler mi? Cep telefonu köleleri. Onlara bu ismi taktım, ki uzun zamandır nasıl hitap etsem diye düşünüyordum.

Taktım çünkü telefonlarının himayesi altına alınmış, onu herşeyden önemli gören, ‘açmazsa olmaz’ olan bir grup kullanıcı bu. Kendilerinin otomobil kullandığını unutmuş, ehliyet alırken aldıkları eğitimde böyle bir madde olmadığının henüz farkına varamamış, nasıl oluyorsa kendilerini her türlü haklı gören bir grup insan. Bu tip kullanıcılar genellikle 18- 23 km/s arasında (otobanda 50- 60 km/s’ye çıkıyor, daha fazla değil) yol alıyorlar, bu gibi hızlarda otomobilleri dizelse turbo açmadığı için, benzinliyse de motorları fazlasıyla ölü bölgelerde olduğu için hareket etmek istemiyor ve sürekli silkeliyor. Hal böyle olunca arkasından gelen diğer ‘normal’ kullanıcılar onlara korna çalıp, selektör yaparak yol istediğinde suçlu oluyorlar ve başlıyor bir kavga gürültü. Nereden buluyorlar diğerlerine saldırma hakkı hiç anlamıyorum.

Bunu biliyorum çünkü bunu daha 3 gün önce yaşadım. Önümde 15 km/s ile yol alan BMW 1 Serisi sürücüsünün yanından geçmeye çalışırken elimle telefon işaret yapıp kendisini nazikçe uyardım çünkü biraz daha gaz vermese BMW’su stop edecekti. Ardından telefonun kapanmasıyla (zaten diğer türlü gaz pedalının yerini bulamıyorlar) 1 Serisi tüm hızıyla yanıma geldi ve gün yüzü görmemiş küfürler eşliğinde bir konçerto dinlemeye başladım. Aslında oldukça yaratıcı kelimler de vardı içinde, kendisini takdir etmedim değil. Her neyse o kadar çok küfür etti ki sürücüsü, otomobilimin camlarını gidip yıkatmak zorunda kaldım! Gerçekten, ciddiyim…

Bu tip kullanıcıların bir diğer özellikleri de sinyal vermemeleri. Şerit değiştirirken ya da bir tarafa dönecekken sinyal kullanmak zor geliyor bu kullanıcılara, bu şekilde olduklarını bildiğimden dolayı ben de ‘potansiyel cep telefonu kölesi’ gördüğümde (daha önce söylediğim gibi gidiş hızlarından bunu anlayabiliyorsunuz) aramızda güvenli bir alan bırakmaya çalışıyorum. Çünkü bir anda olmayacak bir şekilde döndüklerini ve otomobilinizin burnunu götürdüklerini çok rahat görebilirsiniz. Aslında haklılar, cep telefonuyla konuşurken sinyal kolunu indirmek kadar zor bir şey olabilir mi?

Ama hepsinden önemlisi bu köleler, şerit seçimleri konusunda da tamamen kararsız, şerit çizgileri üzerinde yol almayı kendilerine misyon edinmiş, otomobillerinin sağa-sola doğru umarsızca hareket ettiğinden bihaber kullanıcılar. Yani gerçekten ne kadar zor olabilir ki yerde çizilmiş olan çizgilerin arasında otomobili tutmak? Burada Loeb vari viraj girişinden falan bahsetmiyorum, yanlış anlaşılmasın, sadece düz yolda gidememekten söz ediyorum. Üstelik şunu da eklemek istiyorum, bu tip kullanıcılar bu hareketleri bilerek yapmıyorlar, yani iki işi bir arada yapmayı beceremediklerinden dolayı karşı tarafla konuştuklarını da anlamıyorlar. Bu da hem otomobil kullanamadıkları, hem de telefon görüşmelerinin verimsiz olduğu anlamına geliyor. Yani değiş bir taşla iki kuş vurma, iki taşla kuş vuramıyorlar!

Şimdi soracaksınız sen hiç mi telefonda konuşmuyorsun otomobil kullanırken diye, dürüst olmam gerekiyorsa evet konuşuyorum, konuşarak belki kurallara uymuyorum ama konuşmuyorum diyen doğruları söylemiyor demektir. Ama cep telefonu kölesi hiçbir zaman olmadım. Diğer sürücüleri rahatsız edecek hareketler yapmıyorum en azından, ya da yapmamaya çalışıyorum. Eğer yapacak gibi olursam (bu konuda ciddiyim) kenara çekiyorum ya da telefonu kapıyorum.

Geçen gün bir polis çevirmesine girmeden telefonum çaldı ve otomobili sağa çekip dörtlüleri yakarak konuşmaya başladım. İşim bitip çevirmeye girdiğimde polis memuru beni kenara çekti ve neden çevirmeden önce durduğumu sordu. ‘Telefon çaldı, ben de kenarda konuştum’ dedim. Memur şaşırmıştı, diyecek bir şey bulamadı. Bu olay bile birçok şeyi anlatmak için yeterli bence, polis bile buna alışık değildi, kenarda durup trafiği tehlikeye atmayan sürücülere.

Bir de bu aya özel olarak cep telefonu kölelerine ek olarak ramazan dolayısıyla karnı aç olan sürücüler eklendi trafiğe. Zaten köle olan grubun bir de 14 saat yemek yemediğini düşünebiliyor musunuz? Ramazanda genelde sürücüler agresif ve en küçük bir sözü bile kaldıramayacak kadar kırılgan olurlar, tamam bunu anlıyorum ama o sürücülerinde bazı şeyler anlaması gerekmiyor mu?

Bence ramazan ayı boyunca trafik polisleri alkol kontrolündense kan şekeri, tansiyon gibi sağlık kontrolü yapması çok daha iyi olacaktır.

Sanırım bir ay boyunca mümkün olduğu kadar az otomobil kullanacağım. Kendi sağlığım için buna ihtiyacım var. Kölelerden ve kullanılamayan otomobillerinden bıktım, usandım çünkü…

About autochronicles

Otomobilleri ve müzik yapmayı bu dünyadaki varolma nedenlerim olarak gösterebilirim. Hayatımda okuyan değil yazan olmanın, dinleyen değil çalan biri olmanın peşindeyim. Burası bir günlük. Otomobille yaşayan birinin, otomobille yaşadıklarını gün be gün anlattığı bir yer. Günlük olduğu kadar benim yazılarımın da bir arşivi niteliğinde. Otomobiller daima beni hayata bağladı, hayatıma anlam kattı... Bu sevgiden öte, bir tutku, bir yaşam tarzı... Bu yüzden günlük olarak yazılmayı hak ediyorlar...
This entry was posted in apeks noktası, evo dergisi. Bookmark the permalink.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s