>Belçika GP


> Doğal eliminasyon

Olaylı yarışı kazanan McLaren pilotu Hamilton olurken, şampiyonluk için güreşen Alonso, Button ve Vettel’in puan almaması farkın açılmasına neden oldu

Spa güzeldir, Spa bilinmezdir, Spa zordur… Spa’da ne zaman ne olacağı belli olmaz, Spa sürücü pistidir, zorlayıcıdır, süprizlere açıktır. Spa’da kazanmanın keyfi bambaşkadır. Spa her zaman iyi pilotların çok sevdiği, bolca yarış kazandığı bir pist olmuştur.

Bu anlamda F1’in verdiği aradan sonra Spa- Francorchamps pistinde geri dönmesi çok keyifli olacaktı. Buna bir de havanın bulutlu ve sürekli yağmur yağma ihtimalini ekleyince sezonun en keyifli yarışlarından biri bizleri bekliyordu beş kırmızı ışığın sönmesiyle birlikte.


Belçika GP’sinin bir diğer önemi de sezonun Avrupa ayağının sondan bir önceki yarışı olması ve gelişimlerin en net şekilde gözlemleneceği pistlerden biri olmasıydı. Verilen arada fabrikalar iki hafta kapalı kalmış, dolayısıyla yeni parça tasarımları ve gelişmeleri için çok da zaman bırakmamıştı. Bu ara sadece takımların yeniden bazı şeyleri ele alması için (takım içi durumlar, psikolojik durum v.b.) iyi bir fırsattı. Aradan önce hızlanan Ferrari, Alonso’nun ellerinde şampiyonluk için iddialı hale gelmiş, Red Bull’un icadı esnek ön kanat tartışmaları Macaristan GP’sine damgasını vurmuştu. McLaren ise Macaristan’da bu esnek kanat tasarımını pek de anlayamadığını dile getirmiş ve bu iki takımın gerisinde kalmıştı.

Dolayısıyla McLaren’e uygun olduğu düşünülen Spa çok ama çok önemliydi İngilizler için. Eğer Spa ve Monza’da birşeyler yapıp yarış kazanabiliyorlarsa yeniden Red Bull’a kaptırdıkları liderliklerini geri alabilirlerdi. Ancak yarış öncesi Woking ekibinin yaptığı açıklama ön kanat konusunda fikirlerinin değişmediği ve pek de ilerleme kaydedemedikleri şeklindeydi. Spa için üç farklı ön kanat getirmişlerdi. Bunlar Cuma antrenmanların denenecek ve performansına göre karar verilecekti. Bir diğer ilginç nokta da F-Duct sisteminimin bu pistteki durumuna göre Monza’da kullanılıp kullanılmayacağına karar vermelerini söylemeleriydi. Spa ve Monza’nın uzun düzlükleri olduğunu düşündüğümüzde F-Duct için uygun olduğunu düşünebilirdiniz ama McLaren’ın düşündüğü farklı şeyler vardı anlaşılan.

Ferrari Spa’ya yeni bir difüzör getirmişken, Renault F-Duct sistemini ilk olarak burada deneyecekti. Bu sistemin performansı, uzun düzlüklerdeki hızı artırdığı için Spa’da hayati önem taşıyordu, hatta en etkili olması beklenen pistlerden biriydi. Orta hızlı ve hızlı virajların çıkışlarında ve düzlüklerin sonunda arka kanadın sürüklenme etkisini minimuma indirmeyi sağlayan sistem, bu sayede düzlük hızını artırıyor ve bu da Spa gibi hızlı pistlerde maksimum hız konusunda 8 km/s’ye kadar avantaj sağlıyor takımlara. Force India ise ‘blown diffuser’ tasarımını ilk olarak burada deneyecekti. Ancak bunun için Cuma günü fazlasıyla data toplamaları gerekiyordu.

Yani aradan sonra birçok takımda yenilik vardı Spa’da, başka bir deyişle Spa sezonun geride kalan yarışlarını unutmak için iyi bir fırsattı kötü giden takımlar için.

Cuma antrenmanlarına hava şartları damgasını vurdu, ilk seanslar yoğun yağış altında koşulurken takımlar sadece yağmur lastiklerini deneme şansı bulmuşlardı. Ferrari’nin hızı fazla birşey anlatmıyordu çünkü ilk seansta hiçbir denenememiş, tüm lastik hamurları, ayarlar, benzin yükleri gibi yarışı etkileyecek unsurların denenmesi ikinci seansa kalmıştı. Dolayısıyla tüm takımlar farklı şeylere odaklandı Cuma gününde.

Cumartesi ise kısmen kuru bir zeminde koşulurken Red Bull’dan Mark Webber birinci sırayı elde ediyordu. Bu seans sıralamalardan hemen önce yapıldığı için öncekilere göre daha gerçekçiydi, yani bir kez daha Red Bull hızlı görünüyordu ama McLaren onlara biraz yetişmiş gibiydi.

Bridgestone haftasonu için yumuşak ve sert lastikleri uygun görmüştü, antrenmanlarda yumuşak hamurun daha hızlı olduğu ortaya çıkarken yer yer ıslak zeminde geçiş (intermediate) lastikleri iyi sonuç veriyordu. Ancak pistin tamamı ıslak değilse çok çabuk aşınıyor ve ufalanma sorunuyla karşılaşıyorlardı. Bu durumda pilotlar pistin ıslak bölümlerinde slik lastiklerle yarışmayı tercih edebilirler, kuruyan bölümlerde zaman kazanabilirlerdi. Ama bu da ayrı bir riskti, çünkü Spa 7 kilometre ile oldukça uzun olduğundan dolayı yanlış lastik seçiminin sonucu yarışı direkt etkileyecekti. Kısacası değişken hava şartları pilotların lastik tercihi zamanlarını etkiliyor, bu da yarışın sonucu için çok ama çok önemli bir hal alıyordu.



Tüm bunlar göz önüne alındığında oldukça zor bir haftasonu olacaktı Spa’da. Sıralamalar başladığında da bunu gördük, daha ilk seansın ilk dakikalarında Renault pilotu Petrov kaza yaparak seansın ertelenmesine neden oldu. Seans tekrar başladığında pist yarı ıslak durumdaydı ama geçiş lastikleri için yeterli miktarda su yoktu zeminde. Opsiyon lastikleri doğru seçim gibi görünüyor, geçiş lastikleriyle tur atan Vettel bu kararından vazgeçerek son anda Q2’ye kalıyordu. Böyle bir ortamda risk almak gereksizdi, pist kuruyken tur zamanı atılmalıydı.

Q2’de pist sıcaklığı 23’den 21 dereceye indi ama zemin biraz daha kuruydu. Hamilton 1:46’lara inen tek isim olurken Glock ve Kovalainen’in bu bölüme kalmaları şaşırtıcıydı. Aynı şekilde trafiği kalan ve yarışa grid pozisyonunun 10 sıra gerisine başlayacak olan Schumacher ve şanzıman değiştirdiği için 5 sıra ceza alan Rosberg’in de bu seansta elenmeleri de öyle. İkili sert lastiklerle yarışa başlayacaklar ve kalabildikleri kadar pistte kalacaklardı.

Q3’te pist sıcaklığı 26 dereceydi, yani opsiyon lastiklerinin çalışması için uygundu çünkü sert lastiklere göre daha kolay ısınıyorlardı. Seansın başlarında Webber’in attığı 1:45.778 oldukça güçlü görünüyordu, nitekim seans sonuna doğru zemin ıslanmaya başladığında bu dereceyi bırakın geçmeyi yaklaşmak bile zor görünüyordu. Ancak nasıl olduğu anlaşılamayan bir şekilde Hamilton son dakikada bu şartlarda yumuşak lastiklerini oldukça iyi çalıştırmış ve 1:45.863 ile ikinci sırayı elde etmişti. Aynı şekilde Button’da tur zamanını geliştiren tek isimdi son anlarda. Bu aynı zamanda Kubica ve Renault’nun üçüncülüğe inmesi anlamına geliyordu. Webber yaptığı açıklamada kendi pol turundan çok Hamilton’un bu turunun çok etkileyici olduğunu söyleyecekti.

Sıralamaların en ilginç olayıysa Q3’e kullanılmış yumuşak lastiklerle başlamayı tercih eden Alonso ve Ferrari’nin onuncu sıradaki yerlerini geliştirememesi oldu. İspanyol pilot sıralamalardan sonra yaptığı açıklamada son seansta kullanacağı iki set yumuşak lastiği olmadığı için bu şekilde tercih ettiklerini söyledi ve takımını eleştirdi. Halbuki diğer tüm pilotların iki set yumuşak lastiği vardı. Ferrari lastik konusunda hata yapmış ve bedelini ağır ödemişti. Massa ise altıncı olarak nispeten ‘kırmızıların’ yüzünü güldürdü.

Vettel dört, Button beşinci sırada başlayacaklardı yarışa. Bu da ilk beşte başlayan Kubica dışındaki pilotların hepsinin şampiyona sırasına göre dizildiği anlamına geliyordu. Kalkış çok önemliydi, iyi bir çekiş hayati önem taşıyordu.

Pazar günü beklendiği gibi yağmur bulutları yoktu Spa’da. Hava sıcak değildi ancak yağışlı da değildi. Zemin kuruydu, yağmur ayarı yaptığı açıklanan Ferrari ve Mercedes GP’nin işi zordu.

Temiz taraftan kalkan Webber startla birlikte tam altı sıra kaybederek çok kötü bir çıkış yaptı. Hamilton, Button, Kubica, Vettel ve Massa kendisini geçmişlerdi. İlk turda yaşanan Barrichello- Alonso kazası Brezilyalının 300. yarışında yarış dışı kalmasına neden olurken Ferrari bu sert kazadan yara almadan kurtuldu ama ilk turda pite girmek zorunda kaldı ve geçiş lastiklerine geçti. Geçti, çünkü pist yer yer ıslaktı ve her an yağmur yağabilirdi. Ama bu kötü bir karardı çünkü sadece 3 tur sonra yeniden piti ziyaret edip sert lastiklere geçecekti. İşte Spa’da karar vermeden defalarca düşünmeniz gerektiğine güzel bir örnek. İspanyol pilot ikinci kez pitten çıktığında 19. sıradaydı.

Bu kaza sonunda güvenlik aracı piste girdi. Güvenlik aracı ardındaki sıralama Hamilton- Button- Kubica- Vettel- Webber- Massa- Hulkenberg- Sutil- Liuzzi- Rosberg- Petrov şeklindeydi. Startın kazanan isimleri arasında Rosberg, Schumacher ve Petrov vardı. Schumacher de ilk tur sonunda 21’incilikten onüçüncülüğe çıkmıştı.

Yarış tekrara başladığında Vettel hemen ilk turun sonunda Kubica’yı geçerek önemli bir hamle yaptı ve önündeki Button’a yetişmeye başladı. İngiliz pilot ön kanadının kenarı hasar gördüğü için otomobilin içinden kanada maksimum açı vererek yarışmak zorunda kalmıştı. Bu da arka tarafın dengesini bozduğu gibi ön tarafa da çok katkıda bulunmuyordu. Kısacası İngiliz ikinciydi, Vettel’in önündeydi ama yaralı bir gemi gibiydi, su alıyordu ama ilerliyordu. Yine de takım arkadaşına göre tur başına bir saniye yavaş olsa da durumu oldukça iyi idare ediyordu ve Red Bull’u başarılı bir şekilde arkasında tutuyordu.

Vettel rakibini yavaş olduğunun farkındaydı ve Hamilton’a yetişmesi için geçiş yapması gerekiyordu. 15. turda istediği kadar yaklaştı McLaren’a. Button çizgisindeydi, herhangi bir yön değişikliği de yapmadı, erken fren falan da söz konusu değildi. Vettel önce Button’ın sağ arkasına, ardından çok sert bir şekilde direksiyonu kırarak sol tarafına geçmek istedi. Bunu yaparken çok yaklaştığını fark edip ayağını gazdan çekti içgüdüsel olarak; bu da ağırlığın ön tarafa yönlenmesine neden oldu. Direksiyon sola dönükken ağırlığın bir anda öne yönelmesi de arkanın hafifleyip tutuş kaybetmesine neden oldu. Sebastian durumun önüne geçmek için sağa doğru kontra verdi ama sağ tarafta McLaren vardı. Çarpışma kaçınılmazdı, hedefte radyatörü vardı gri otomobilin. Şiddetli çarpışma sonucu Vettel’in kanadı kırılırken Button yarış dışı kalıyordu.






Vettel sizi geçiyorsa kendinizi kollamalısınız

Bu olay hakkındaki yorumum çok eleştirel olacak ne yazık ki. Bir defa yıllardır böyle amatörce bir hareket görmemiştim F1’de. Daha çok alt serilerde tecrübesiz pilotların yaptığı hatalara benziyordu, hiç de F1’de şampiyonluğa oynayan bir isimin yapacağı türden değildi. Bu hatayı yapan biri şampiyon olmasın dedim F1 Kulübü programında yarıştan sonra. Evet, maalesef Vettel henüz geçiş yapmayı bilmeyen bir yarış pilotu. Bunu öğrenmesi için kendisine biraz daha simulasyon oynamasını öneriyorum.

Bu olay Kubica’yı ikinci, Massa’yı geride bırakan Webber’iyse üçünlüğe çıkarmıştı. Bu arada pist kurumuş, yumuşak lastikler optimum sıcaklığına ulaşmıştı. Arkalardan kalkan Mercedes GP pilotları da kendi aralarında yer değiştirmiş ve öndekilerin pitlere girişiyle ilk altıda yer bulmuşlardı kendilerine. Onların stratejisi yağmur yağması üzerineydi, bu şekilde yumuşak lastiklere geçmeyecek, direkt olarak bir kez pite girerek geçiş lastiklerini takıp yarışı noktalayabileceklerdi. Yeter ki yağmur yağsındı… Bu amaçlarına ulaşacaklardı. Ross Brawn eski günlerini anımsattı bizlere bu stratejik hamlesiyle, aynı şekilde Schumacher de.

Massa’nın dördüncülüğü pek konuşulmadı

23. turda Sutil ilk on içindeki pilotlar arasında ilk pite giren isim oldu. Yani yumuşak lastik kullanıcıları için pit zamanı geliyordu yavaş yavaş. Bu turda Hamilton en hızlı turu elde etti, bu önemliydi çünkü tur sonunda Webber pite giriyordu. Red Bull pilotu 20. 537 sn (3.6 sn lastik değişimi) ile pitini tamamladı. 24. turdaysa Kubica pite yöneldi; zamanı 20.727 sn (3.7 sn)’di. Yani hemen hemen Red Bull kadar hızlydı Renault pitte. Aynı şekilde pistte de. Çıkışta çok yaklaşmış olsa da ikili arasında bir geçiş olmadı. Red Bull nispeten daha iyi ısınmış lastikleryile soğuk lastikli Renault’ya üstünlük kuramadı, belki de kurarak risk almak istemedi.

Bir tur sonra Hamilton pite yöneldi. McLaren ikibi rakipleri kadar hızlı değildi pitte: 21.165 sn (4.2 sn). Ama pitten önceki hızlı turlar iyi bir fark yaratmıştı, burada kaybedilen yarım saniye çok da önemli değildi onlar için. Aradaki fark 10 saniyenin üzerindeydi.

Aynı turda sert lastiklere geçiş yapan Sutil, Schumacher’i geride bırakırken yarışın en hızlı turunu ele geçirdi ama hemen ardından Kubica hızlı turu attı. Bu da Renault’nun ne kadar hızlandığının bir kanıtıydı, Webber buna bir cevap vermekte zorlandı ve ikili arasındaki fark 1- 1.5 saniye arasında sabitlendi.

Yarış tam bu şekilde bitecek mi acaba derken yağmur beklendiği ve hatta start düzlüğünde birkaç damla yağmur yağdığı söylendi pilotlara telsizden. Aynı anda Vettel, Liuzzi’yi geçerken sol arka lastiğini patlatıp bir kez daha pite girerek ‘bir yarışta en çok pite girme rekorunu’ ele geçirmeye çalışıyordu. Alman pilot yarış sonunda 4 kez lastik değiştirmiş bir kez de ceza almıştı. Yani toplamda pit ekibinin önünden 5 kez geçmişti. Sanırım rekoru kırmıştır!

Yağmur biraz şiddetini arttırınca arkadaki pilotlar hemen pite yöneldiler. Ama Kubica ve Webber de aynı Hamilton gibi bir tur daha atmayı tercih ettiler. Eğer bu ikiliden biri 35 değil 34’üncü turda pite girip geçiş lastiklerini taksa, diğer bir deyişle daha akıllı oynasa liderliği ele geçirebilirdi. Nitekim Hamilton sekizinci virajda zeminin aziliğine uğradı ve pist dışına çıktı, İngiliz pilot yavaş bir şekilde kayarak duvara doğru yaklaşsa da yara almadan bu olaydan kurtulmasını bildi, üstelik yerini de kaybetmeden.

Ardından hemen pite girdi, aynı şekilde Kubica ve Webber de. Renault pilotu pite girerken biraz geç fren yapınca otomobilini uygun yerde durduramadı ve çok önemli saniyeler kaybetti. Yarış sonrasında bunun nedenini ‘ıslak zemin ayarlarına geçmek için direksiyonun üzerindeki butonlarla oynarken dikkati bozulduğu için’ olarak açıklayacaktı. İlginçti, acaba pitten çıkarken düzlükte bunu yapamaz mıydı?

Bunu değerlendiren Webber ikinciliği pitte elde etmiş oldu. Bu pit seansının ardından Alonso 38’inci turda kaza yapıp yarış dışı kalınca güvenlik aracı bir kez daha piste girmek zorunda kaldı. Aralar kapanmış, ıslak zeminde son 5 tur heyecanlı geçecek gibiydi. Ama güvenlik aracının çıkışından sonra herhangi bir olay ya da atak olmayınca yarış bu şekilde sona erdi. Bu esnada Webber, Hamilton’ı sıkıştırmak gibi bir düşünce içinde değildi. Belki bunu çok tehlikeli bulmuş ve elde edeceği ikincilikten olmak istememişti. Bana kalırsa doğru bir karar vermişti çünkü ne olacağı belli olmazdı bu ortamda. Liderliği kaptırmış olsa da en azından takım arkadaşının 0 puan aldığı bir ortamda 18 puanı cebine koymuş ve psikolojik olarak büyük bir rahatlık sağlamıştı kendisine.

McLaren ise zaten kazanacağı kesin gözüyle bakılan bir pistten, çok da sürpriz olmayan bir şekilde galip ayrıldı. Bu bana kalırsa çok da önemli değildi, çünkü asıl önemli olan kendi otomobillerine uygun olmayan pistlerde (mesela Singapur ya da Abu Dabi gibi) Red Bull’u geçebilmek. Çünkü Avrupa’dan sonra bu pistlerde ne yapacakları çok önemli olacak.

Webber rahat görünüyor, bakalım sezon sonunda da böyle olacak mı?

Bu yarışın aslında iki kazananı var: Webber ve Hamilton. Şampiyonadaki rakipleri Vettel, Button ve Alonso’nun puan almaması onlar için çok iyi oldu, bundan sonra geride kalanlar puan farkını kapatmak için çabalayacaklar, onlar da bu farkın kapanmaması için.

Kovalamak mı daha iyi yoksa kaçmak mı? Ben kaçan taraf olmayı tercih ederim, siz?

About autochronicles

Otomobilleri ve müzik yapmayı bu dünyadaki varolma nedenlerim olarak gösterebilirim. Hayatımda okuyan değil yazan olmanın, dinleyen değil çalan biri olmanın peşindeyim. Burası bir günlük. Otomobille yaşayan birinin, otomobille yaşadıklarını gün be gün anlattığı bir yer. Günlük olduğu kadar benim yazılarımın da bir arşivi niteliğinde. Otomobiller daima beni hayata bağladı, hayatıma anlam kattı... Bu sevgiden öte, bir tutku, bir yaşam tarzı... Bu yüzden günlük olarak yazılmayı hak ediyorlar...
This entry was posted in Belçika GP. Bookmark the permalink.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s