>Macaristan GP


>Red bull hızlıydı ama yine beklenen duble gelmedi…

Antrenmanlar ve sıralama turları

Macaristan’da haftasonu Cuma günkü antrenman turlarıyla başladığında herkes şaşırmıştı. Çünkü Ferrari’ler ortalarda görünmüyorken Red Bull’lar yine kendi aralarında tur dereceleri elde ediyorlardı.

İkinci antrenmanlarda Ferrari’ler daha toparlanmış göründüler ve yaptıkları açıklamalardan bunun neden olduğunu öğrendik. İlk seansta otomobillerini F-Duct’lı ve F-Duct’sız performansını kıyaslamışlardı ve F-Duct olmadan daha iyi bir performans gösterdiği ortaya çıkmıştı. Yani Ferrari Macaristan’da dahiyane arka kanadı olmadan yarışacaktı.

İlk iki antrenmandan çıkan bir diğer sonuç da yapılan yarış provaları sonucu Red Bull’ların dereceleri 1:24’lü derecelerin sonundayken, Ferrari’ler 1:25’lerin başında, McLaren’larsa 1:25’lerin sonundaydı. Yani bu şu anlama geliyordu: Yarış temposunda ve yakıt yükünde Red Bull’lar Ferrari’lerden tur başına 0.5, McLaren’lardansa 1 saniye kadar hızlıydılar. Üstelik sert ya da yumuşak lastikte olmaları fark etmiyordu.

Massa ise antrenmanlardan sonra ‘rakiplerimizin (Red Bull) en büyük avantajı tek turda lastiklerini iyi ısıtmaları. Buna dikkat etmemiz gerek, özellikle de ön tarafta biraz daha çalışmalıyız’ demişti.

Sıralama turlarındaysa beklendiği gibi Red Bull’lar kolaylıkla bir ve ikinci sırayı alırlarken, Vettel’in Alonso’ya 1.2 saniye fark atması farkın beklenenden de büyük olduğunu gözler önüne serdi. McLaren’larsa 1.7 (Hamilton) ve 2.5 (Button) sn gerideydiler. Yarış kolay gibi gözükse de hiçbir zaman kolay olmadığı herkesçe biliniyordu.

Q3’e kalan tüm pilotlar yumuşak lastikleri tercih etmişti. Bridgestone’un süper yumuşak hamuru burada iyi bir performans gösteriyor, ufalanma sorunuyla çok karşılaşmıyordu. Yani diğer yarışlara göre daha uzun ömürlü olacaktı. Ayrıca orta sertlikteki hamura göre tur başına 0.5 saniye daha hızlıydı. Beklenen senaryo yumuşak lastikleri olabildiğince kullanma şeklindeydi.

Flexi Wings

Ancak antrenaman ve sıralama turlarından bile daha çok konuşulan bir konu vardı Macaristan’da gündemi meşgul eden: Flexible front wing, yani esnek ön kanatlar. Red Bull’un (daha doğrusu Adrian Newey’in) buluşu olan bu kanat tasarımı, yüksek hızlarda alçalarak kanadın daha fazla downforce üretmesini sağlayan oldukça işlevsel bir tasarım. Ancak bildiğiniz gibi FIA’nın kurallarına göre esnek parçalar yasak. Ama buna da hazırlıklıydı Red Bull, otomobilin ön süspansiyonunu buna göre tasarlayarak kanadın yüksekliğini karbonfiberin kendinden değil, süspansiyondan alçalmasını sağlıyorlardı, yani kanat esnemiyor, otomobilin ön taraf komple alçalıyordu. Diğer bir deyişle buluşları dahiceydi… Bu tasarımın getirilerinden biri de ‘blown diffuser’ adı verilen, egzoz gazıyla çalışan (egzozun dışarı attığı yüksek hızlı havanın difüzöre gönderilip, buradaki basıncı düşürüp yere basma gücünü arttırması) difüzörün otomobilin ön tarafında yarattığı dengesiz durumu ortadan kaldırmasıydı. Getirileri söylenenlere göre tur başına 1 saniyeydi… Yani 70 turda 70 saniye, hiç fena değil…

Start

Hungaroring’de her zaman zemin sorun olmuştur, bu yüzden startta temiz tarafta kalkmak büyük bir avantajdır. Bu anlamda aslında Webber’in yeri Alonso’ya göre iyi değildi. Aynı şekilde dördüncü olan Massa’nın yeri de Hamilton’a göre iyi değildi. Kalkışta geçilecek olan yerini geri almak için varını yoğunu ortaya koymalı, Hungaroring’in dar pistinde fazlasıyla uğraşmalıydı. Bu anlamda tüm pilotlar ilk turu geçtikleri sıralamanın yarış sonunda değişmeyeceğini düşünüyordu. Ama unuttukları bir şey vardı: Güvenlik aracı…

Webber kalkışın en önemli isimlerindendi. Bunun nedeni şampiyonda Vettel ile aynı puanda olduğundan dolayı onu geçmesi gerektiği aynı zamanda da Alonso’nun gerisinde kalmaması zorunluluğuydu. Red Bull pilotu iki tarafı da kollamak zorundaydı. Ama kirli taraftaydı…

Alonso ışıkların sönmesiyle birlikte Webber’i geride bırakırken, Hamilton da kalkışta Petrov’a geçiliyordu. Ancak İngiliz pilot bir sonraki turda yerini almasını bildi, hem de oldukça güzel bir atakla. Vettel ise ilk virajda Alonso’nun önünde kalmayı başarmıştı. Bundan sonrası kolaydı çünkü ilk 6 tur boyunca Ferrari’lere kıyasla 1 saniye daha hızlıydı tur başına.

Hamilton ise Massa ile arasındaki 1.9 saniyelik farkı kapatamıyor, tam tersine fark tur başına 0.5, 0.6 saniye açılıyordu. Yapacak bir şey yoktu Ferrari hızlıydı. İşler pitlere kalmıştı…

Button başa güreşen pilotlar arasında ilk pite giren isimdi ve bu şaşırtıcıydı, çünkü İngiliz’in zarif sürüşü bile yumuşak lastiklerin beklendiği gibi uzun süre dayanmasını sağlamamıştı. Şampiyon ondördüncü tura pite alındı, aslında bu çok kritik bir pitstoptu çünkü bir tur sonra güvenlik aracı pisti ziyaret edecekti. Button büyük bir avantaj elde edebilirdi.

Güvenlik Aracı

Ama beklediği gibi bir çıkış yapamadı. Güvenlik aracının piste yönelmesiyle diğer takımlar da erken uyanmışlar, pilotlarını pite çağırmışlardı, hatta Vettel az kalsın pite giremiyordu son anda kerbleri üzerinden geçerek pite gelebildi. Bu arada Webber’in yoluna devam ettiğini gördük. Unutulmuş olamazdı. Stratejiler farklıydı, Avustralya’lı yumuşak lastiklerle yoluna devam ediyordu, kendi yolunu çizmişti, radikal oynuyordu. Ön tarafta bu gibi stratejiler konuşulurken Rosberg’in lastiğini pitlerde fırlaması ve Kubica ile Sutil’in pitlerdeki kazası farklı görüntüler oluşturdu. Mercedes GP bu fırlayan lastikten dolayı yarış sonrasında 50.000 dolar para cezasına çarptırıldı.

Güvenlik aracı pistteyken sıralama şu şekildeydi: Webber- Vettel- Alonso- Hamilton- Massa- Barrichello- Petrov- Hulkenberg.

Sebastian Vettel ise güvenlik aracı arkasında, aradaki farkı on otomobil boyundan fazla açtığı için pitten geçme cezasına çarptırıldı. Bu galibiyetin ellerinin arasından kayıp gitmesi anlamına geliyordu ama bir kez daha hata kendisinindi. Kuralları bilmeli, bu hatayı yapmamalıydı, şampiyonluk için oynayan bir pilotun bunu yapmaması gerekiyordu. Bir kez daha işler istediği gibi gitmemiş, yarışa güvenlik aracı müdahele etmişti. Neden şu yarışı başladığı gibi bitiremiyordu ki? Ne de olsa kazanması için beklenmedik birşeylerin olmaması gerekiyordu, olduğu zaman ne yapacağını bilemiyor, hemen hata yapıyordu.

Hamilton pitlerde Massa’yı geçerek büyük bir iş başarmıştı. Diğer yerlerdeyse değişiklik olarak bir tek Button’ın ondördüncülükten onunculuğa çıkışı görünüyordu.

Webber’den muhteşem sürüş

Bu noktadan sonra Webber için işler hiç de kolay olmayacaktı. Pite girip lastik değiştirmek için yaklaşık 20 saniyelik bir fark oluşturması gerekiyordu. Yarışın henüz yirminci turuydu ve bunun için 23 turu vardı. Başka bir deyişle tur başına 1 sn fark atması gerekiyordu. Evet, buna hazırdı, stratejisini buna göre kurmuştu. Daha önceleri gördük ki şampiyon olmak isteyen pilotlar zaman zaman böyle üstün pilotajlar gerçekleştiriyorlar, gerektiği zaman sıradışı şekilde hızlı olabiliyorlardı. Arkanızda Alonso varken ve bir Ferrari’nin direksiyonundayken tur başına bir saniye hızlı olmak kolay değildir. Bunun için Webber’i tebrik ediyorum. Yarışın bu bölümünde çok ama çok etkileyiciydi ve buradaki turları sayesinde yarışı rahat kazandı.

Vettel 31. turda pitten geçme cezası alınca Alonso ikinci sıraya yükseldi, Vettel ise hızlı turları sayesinde Massa’nın önünde kalabilmişti. 33. turda Webber- Alonso farkı 16 saniyeydi, bu 36. turda 18.6, 40. turdaysa 22.8 saniyeye çıkmıştı. 43. turda pite girdiğinde ikili arsaındaki fark 24 saniyeye kadardı ve 20 turun hiçbirinde Ferrari hızlı değildi.

Webber pite yöneldi, sert lastiklerini taktı, toplam 20.6 saniye pitte kalarak piste yöneldi. Kırmızı otomobil düzlükte hızla ilerliyordu ama aradaki fark 6 saniyeydi. Oyun bitmişti. Webber kumar oynamış, ya hep ya hiç demiş ve kazanmıştı.

Daha da etkileyici olan sert lastiklerle attığı ilk turu yarışın o ana kadar atılan en hızlı turuydu: 1:23.118. Bu Massa’nın yarıştan önce söylediklerini ne kadar doğru olduğunu gösteriyordu. RB 6 lastiklerini tek turda inanılmaz şekilde ısıtabiliyordu. Buradan sonra da Webber hızlı olan isimdi ve Ferrari’yle arasını 20 saniyenin üzerine tekrar taşıdı, yarış sonunda fark 17.8 saniyeydi. Neredeyse Red Bull bir pit stop yapacak kadar daha fark yaratmıştı kendine…

Bu arada Vettel’de 39. turda Alonso ile arasını 1 saniyeye kadar indirmişti. Ama geçecek yer bulmakta zorlanıyordu, ya da belki geçecek yer aramıyordu.

Yarışın sonuna kadar bu ikili arasındaki fark 1 saniyeden fazla olmadı ama Vettel herhangi bir hamlede bulunmadı, geçiş için zorlamadı, riske girmedi. Keşke girseydi, deneseydi en azından…

Button ise güvenlik aracı periyodundan (24. turdan itibaren) sonra arkasında kaldığı BMW Sauber piltu Pedro de la Rosa’yı geçemeyerek sekizinciliğe razı oldu. Şampiyonada ikinci sırada bulunan bir pilot kendinden çok daha güçsüz olan bir otomobili geçmek için biraz uğraşmalı diye düşünüyorum. Tamam, Button’ın risksiz pilotajını anlayabiliyorum ama bu kadar yerine razı, başını öne eğip otomobil kullanmak olmamalı… Yarışın sonlarına doğru kendisine tur bindirilirken neler hissettiğini merak ediyorum doğrusu…

Yarışın sonlarına doğru uzun yıllardan beri görmediğimiz şekilde gözü kara bir atak izledik. Yarışa sert lastiklerle başlayan Barrichello onuncu sıradaki Schumacher’e yetişti ve start finiş düzlüğünde geçmek için sağa doğru yöneldi ama Mercedes’in de direksiyonu sağa doğru dönmüştü. Barrichello duvara yaklaştı, yaklaştı, yaklaştı… Schumi’yi geçmenin kolay olmayacağını biliyordu ama kendisini bu kadar sıkıştıracağını tahmin etmiyordu. Ayağını kaldırmadı, bir an bile tereddüt etmedi. Lastikleri çime çıkmıştı, artık asfaltta bile değildi otomobilin bir kısmı ama değmişti işte: Almıştı onunculuğu ve bir puanı. Bu kadar uğraşmıştı bunun için, varını yoğunu ortaya koymuştu, kaderine razı bir şekilde yarışın bitmesini beklememişti bazıları gibi…

Hamilton’un 24. turda şanzıman arızasıyla yarış dışı kalmasıyla Webber’in bu galibiyeti kendisini şampiyonada liderliğe oturttu, daha da önemlisi gelibiyet sayısı açısından takım arkadaşı Vettel’e 4-2 üstünlük kurdu. Vettel açısından işler iyi gitmiyor, bir an önce yarış kazanmayı başarmalı yoksa takımdaki itibarı zedelenecek.

McLaren otomobilini hızlandırmak zorunda yoksa Ferrari’nin de gerisinde kalacaklar. Şu ‘blown diffuser’ meselesini bir an önce çözmeleri gerekiyor çünkü daha önlerinde ‘flexible wing’ var. Bunu anlamalarını da bu kadar uzun beklerlerse sezon biter.

Bir sözüm de Kobayashi’ye. 23. sırada start aldı ve dokuzuncu sırada yarışı noktaladı. Keyifliydi Japon pilot, uğraştı, geçiş yaptı, hatasız değildi ama ruhluydu en azından. Daha hızlı bir otomobille neler yapacağını merak ediyorum doğrusu…

About autochronicles

Otomobilleri ve müzik yapmayı bu dünyadaki varolma nedenlerim olarak gösterebilirim. Hayatımda okuyan değil yazan olmanın, dinleyen değil çalan biri olmanın peşindeyim. Burası bir günlük. Otomobille yaşayan birinin, otomobille yaşadıklarını gün be gün anlattığı bir yer. Günlük olduğu kadar benim yazılarımın da bir arşivi niteliğinde. Otomobiller daima beni hayata bağladı, hayatıma anlam kattı... Bu sevgiden öte, bir tutku, bir yaşam tarzı... Bu yüzden günlük olarak yazılmayı hak ediyorlar...
This entry was posted in Macaristan GP 2010, Mark Webber, Red Bull. Bookmark the permalink.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s