>Almanya GP 2010


> Uzun zamandır ilk defa bu kadar açık bir şekilde takım emri uygulandığını gördük

Cuma ve Cumartesi günkü antrenman turlarında Ferrari’nin hızı herkesi şaşırtmıştı. Kırmızı otomobiller Cuma gününün ilk seansında Massa ile ikinci sıradayken, Alonso sadece onaltıncı olabilmişti. Bu seansta yağmur vardı ve takımın önceliği lastiklerin nasıl çalıştığını anlamaktı, bu önemliydi çünkü tüm haftasonu boyunca yağmur bekleniyordu.

Birkaç saat sonra ikinci antrenmalardaysa kuru zeminde Ferrari’ler asıl yüzlerini gösterdi. Alonso 1:16.265 yaparken, Vettel’in elinden geldiğince zorlayıp 29 saliseyle geride kalması işlerin Red Bull’un beklediği gibi kolay olmayacağını gösteriyordu. Massa’da üçüncü olmuştu ve Webber’in önündeydi. Yani Almanya’nın ilk gününü Red Bull’un önünde en hızlı takım olarak kapatmışlardı. Ferrari’nin yeni difüzör tasarımı, F-Duct sistemiyle uyumlu çalışıyor, optimum ayar yapıldığında oldukça güçlü bir performans gösteriyordu.

Bu arada Bridgestone’un Almanya haftasonu için süper yumuşak ve sert lastikleri tercih etmiş olması ilginçti çünkü genelde aralarında az fark olan (süper yumuşak- orta sert ya da yumuşak- sert gibi) hamurları getiriyorlardı. Hızlı karakteriyle Hockenheim’da süper yumuşak lastiğin kısa sürede ufalanması takımların endişelenmesine neden olmuştu. Bunda pist sıcaklığını düşük olmasının da etkisi büyüktü. Sert lastikse bu pist için fazla sertti, yani bu kadar düşük sıcaklıklarda ısınma sorunu yaşayıp, tutunma kaybediyordu ama sert hamurundan dolayı kolay kolay ufalanmıyordu. Kısacası yumuşak lastik daha rahat ısındığı için tek tur için daha uygunken, sert lastikte uzun ömürlü olduğu için yarış kullanımı için elverişliydi. Yavaş yavaş stratejiler oturmaya başlıyordu.

Cumartesi sabahıysa roller değişmiş, Red Bull bu defa İki Ferrari’den hızlı görünmüştü ama aralarındaki fark 0.2 sn’ydi. Zemin önce ıslaktı, ardından hızlı bir şekilde kurudu, birkaç saat sonra sıralama turları yapılacağı için bu antrenman en önemlisiydi. Ferrari güçlü görünüyordu, özellikle ikinci sektörde iyilerdi. Red Bull ise daha çok yavaş olan üçüncü sektör için otomobilini ayarlamış gibi görünüyordu. Bu sıralamalar için avantajlı olsa da yarışın hızlı temposu göz önüne alındığında dezavantaja dönüşebilirdi.

McLaren cephesiyse yeni difüzör tasarımı nedeniyle otomobilin arka tarafında soğutma sorunlarıyla boğuşurken, birinci antrenman seansında Hamilton’ın kazası, ikinci antrenmanlarda sadece 10 tur atmasına ve takımın istediği kadar data toplayamamasına neden olmuştu. Button ise sadece ilk antrenmanlarda öne çıkarken, iki ve üçüncü seanslarda etkileyicilikten uzaktı ve son seansta Red Bull’dan 1.9 saniye yavaştı. Yani İngiliz cephesinde çalkantı hakimdi Almanya topraklarında.

Sıralamaların kuru zeminde koşulacak olması birçok takım için iyi oldu açıkçası. Çünkü bilinmezlik, değişken şartlar gibi faktörler ortadan kalkarken, lastiklerin performansı da beklendiği gibi olacaktı.


Q1’de tüm takımlar sert lastikleri tercih etti, bu yumuşak hamuru yarışa sakladıklarını gösteriyordu. Aynı şekilde Q2’ye de sert lastikle başladılar ama seansın bitimine 5 dakika kala yumuşak lastikler kendini göstermeye başladı.

Büyük süprizler çıkmadı ortaya sıralama turlarının ilk iki seansında, asıl mücadele üçüncü seansta gerçekleşecekti. Fernando Alonso seansın başında sert lastikle 1:14.664 yaparken, yumuşakları taktığında 1:14.081’e kadar inebilmişti. Yani yumuşak lastik tur başına 0.6- 0.7 saniye hızlıydı.

Son seanstaki tüm pilotlar bu datalar eşliğinde yumuşak lastikleri tercih etti. Ferrari yine hızlıydı ve Alonso’nun 1:13.793’lük derecesi sıralamaların bitimine bir dakika kala hâlâ geçilmemişti. İspanyol pilot ikinci sektörde en iyi dereceyi elde etmişti. Ancak bu bile Vettel’in, hatasız olmayan ama polü almak için yeterli olan 1:13.791’lik derecesinin önüne geçemedi. Alman pilot kendi evinde yarışa birinci sırada başlayacakken iki otomobil arasındaki binde iki saniyelik fark uzun zamandır görünen en yakın farktı. Massa üçüncü, Webber dördüncü olmuştu. Çalkantılar içindeki İngiliz ekibindeyse Button, Hamilton’ın geçerek beşinci sırayı almıştı. Sıralamaların bir diğer dikkat çeken takımı 8 ve 10’uncu sırayı alan ve haftasonunun gözde takımı Mercedes GP’yi geride bırakan Williams’dı.

Bu sonuçla Ferrari’nin hızı kanıtlanmıştı. İtalyan ekibi F10’un gelişimleri konusunda ileriye doğru büyük bir adım atmıştı. Aslında bu sadece Almanya için geçerli olan bir şey değildi. İngiltere’de de hızlıydılar ama şansızlıklar nedeniyle iyi sonuç alamadılar.

Durum böyle olunca start çok önemli bir hale geldi Vettel için. Kendi evinde yarışı kazanmak istiyorsa ne olursa olsun Ferrari’lere geçilmemesi gerekiyordu. Temiz tarafta kalkması bir avantajdı ama İngiltere’de temiz tarafın aslında daha kirli olduğunu görmüştük. Yani bu bazen beklenmedik sonuçlar doğurabiliyordu.

Bu arada McLaren’lerin de yarışı iyi bir şekilde bitirmeleri için mutlaka ilk bir kaç tur içinde geçişe en uygun yer olan altıncı viraj öncesinde düzlük hızlarını kullanarak bir ya da birkaç otomobil geçmeleri gerekyordu. Yarış öncesindeki yorumumda Hamilton’dan ilk turda böyle bir hamle beklediğimi söylemiştim ve bunu dediğim gibi ilk turda görmek çok keyifli oldu gerçekten.

Evet beklenen oldu ve startın verilmesiyle birlikte Vettel, Alonso’nun üzerine doğru sürerken Massa arkadan gelip ikisini birden geçti ve liderliğe oturdu. Üstelik Alonso’da ikinciliğe yükselmişti. Hamilton’ın altıncı viraj öncesi de atağı eklenince ilk tur içindeki sıralama şu şekilde oluştu: Massa- Alonso- Vettel- Hamilton- Webber- Button- Kubica.

Tüm bu pilotlar yumuşak lastiklerle yarışa başladıkları için (Schumacher kendinden beklendiği gibi sert lastikleri tercih etmemişti) ilk turlar çok önemliydi. Yumuşak hamurun erkenden ufalanmaya başlayacağından dolayı pite giriş turları büyük önem taşıyordu. Lastik değiştirmek için geç kalınan bir tur bile galibiyetin kaçmasına neden olabilirdi.

Önlerdeki pilotlar arasında ilk pit Vettel’den geldi. Onikinci turdaki bu pit stop toplamda 18.348 saniye sürerken lastikler 4.2 saniyede değişmişti. Bir tur sonra Alonso pite girdi. İspanyol pilotsa 19.024- 4.7 saniyeli derecelere imza attı. Lider Massa ise onbeşinci turda pite yönelirken 19.136- 4.7 saniye yaptı. Yani Ferrari’ler arasında o ana kadar ikinci pilot ayrımı yoktu, ama bu daha sonra olmayacağı anlamına gelmeyecekti. Red Bull ise pitlerde Ferrari’ye üstünlük kurmuş olsa da herhangi bir yer kazanamadı.

Pitlerin kazanan ismi McLaren’dan Button’ı. İngiliz pilot şampiyonluk savaşı içindeki pilotlar arasında en geç pite yönelendi. 22’inci tura pit stop yaptı, sadece 18.4 saniye kaldı ve 3.9 saniyede lastiklerini değiştirdi. Bu hızlı pitin ardından Webber’in önünde yarışa döndü şampiyon ve bir kez daha yumuşak sürüş tekniğinin meyvelerini yedi. Takım arkadaşı Hamilton ise ondördünci turda pit yapmış ve 19.204- 4.9 saniye ile pitini tamamlamıştı. Yani iki pilotun pitstopları arasında 0.8 saniye gibi ciddi bir fark vardı.

Webber ise otomobilinden pek memnun değildi, ilk 20 tur boyunda etkileyici bir performans gösteremedi ve bu pit stoplardan sonra da bu şekilde devam etti. Daha sonra Red Bull pit duvarından kendisine otomobilinin yağ yaktığı söylenecekti, dolayısıyla Avustralya’lı için Almanya sadece sağ salim finiş görme mücadelesine dönüştü.

Yarışın liderliğini elinde bulunduran Felipe Massa, sert lastiklerine iyi uyum sağlamış (yarıştan sonra sert lastiklere uyum sağlayamadım demeçleri gereksiz ve gerçekçi değildi, bunu Alonso’ya yol vermesini ört pas etme çabaları olarak yorumlamak mümkün) ve 24. turda üst üste ikinci kere en hızlı turu ele geçirmişti. Üstelik 24. turdaki 1:18.646’lık derecesi Alonso’dan tam 1 saniye hızlıydı. Massa 26’ıncı turda da 0.8 sn, 27’inci turdaysa 0.3 saniye daha hızlıydı Alonso’ya göre. İspanyol pilotun cevabı 28’inci turda geldi ama sadece 0.1 sn fark vardı ikili arasında. 30’uncu turda Massa yeniden hızlı olan isimken 31, 32’de Alonso, 33’de Massa, 36, 37, 38’deyse Alonso hızlıydı. 42’de ikili arasındaki fark sadece 40 salise Massa lehineyken, 43’te aynı fark bu defa Alonso lehine döndü.

Şimdi neden bunları yazıyorum diyebilirsiniz. Bu iki pilot arasında öyle büyük bir fark yoktu demeye çalışıyorum. 47’inci turdaysa Alonso 0.1 saniye ile hızlı olan isimdi. Ve 48’inci tur geldi.

Massa telsizinden ‘Fernando senden hızlı’ mesajını duydu. Mesajı almıştı, bu şifreli bir şekilde ‘ona yol ver’ demekti. Bir kez daha aynı şey oluyordu, Ferrari takım emirleri uyguluyor bundan yine zarar gören Massa oluyordu. Ama bu Ferrari pilotu olmanın bedeliydi değil mi?

Altıncı virajın çıkışında Alonso Massa’yı geçti hem de çok rahat bir şekilde. Bunun nedeni Massa’nın söylediği gibi lastiklerden verim alamaması ya da Fernando’nun kendinden hızlı olması değildi. Bunun nedeni açık bir şekilde ‘takım emri’ uygulamasıydı.

Burada az önce neden tur tur derecelerini yazdığımı anlamışsınızdır. Yani takım emri uygulayacak bir durum yoktu bana kalırsa. Eğer bir pilot diğerinden her turda 0.8- 0.9 sn kadar hızlıysa o zaman böyle bir emir mantıklı gelebilir ama bu… Bu açık bir şekilde Fernando’yu sana tercih ediyoruz mesajıydı.

Yarışın bundan sonrasında büyük bir olay da olmadı, olsaydı da zaten dikkat çekmezdi. Çünkü hemen herkes bu olayı konuşmaya başlamıştı bile.

Podyumda Ferrari pilotlarının inip tekrar podyuma gelmeleri, Ferrari’nin ‘biz yaptığımızın farkındayız, suçluyuz’ durumunu bir yerde kabul etmesi gibiydi. Olmadı, yakışmadı ‘Şahlanan At’a bu durum. Bizler Formula 1 severler, yorumlayanlar Ferrari’nin hızlı olmasını özledik ama yarışları böyle kazanmasını hiç mi hiç özlemedik. Bunlara daha önce Schumacher- Barrichello yıllarında şahit olmuş ve hiç sevmemiştik. Yıllar sonra bu kadar açık bir şekilde uygulanması hem ilginç hem de dramatik oldu. Schumacher’in yarıştan sonraki günlerde ‘Ferrari’yi anlayabiliyorum’ yorumu üzerine söylenecek pek bir şey olmadığını düşünüyorum. O anlamayacak da kim anlayacak bunu?

Her neyse böylece Alonso galibiyeti alırken, Massa’nın ikinciliği Ferrari’nin duble yaptığını anlamına geliyordu. Vettel kendi evinde üçüncü olurken Hamilton ve Button’ın McLaren’ların iyi olmadığı bir haftasonunda üç ve dördüncü olmaları kötünün iyisi olarak yorumlanabilir.

Her zaman hızlı olan kazansın diyoruz ama takım emirleri bu görüşümüzün önüne geçiyor. Bu yüzden sevmiyoruz, bu yüzden Ferrari’ye yakışmadı diyoruz. Bu yüzden bunu desteklemiyoruz, desteklemeyeceğiz…

About autochronicles

Otomobilleri ve müzik yapmayı bu dünyadaki varolma nedenlerim olarak gösterebilirim. Hayatımda okuyan değil yazan olmanın, dinleyen değil çalan biri olmanın peşindeyim. Burası bir günlük. Otomobille yaşayan birinin, otomobille yaşadıklarını gün be gün anlattığı bir yer. Günlük olduğu kadar benim yazılarımın da bir arşivi niteliğinde. Otomobiller daima beni hayata bağladı, hayatıma anlam kattı... Bu sevgiden öte, bir tutku, bir yaşam tarzı... Bu yüzden günlük olarak yazılmayı hak ediyorlar...
This entry was posted in Almanya GP 2010, Fernando Alonso, Ferrari. Bookmark the permalink.

3 Responses to >Almanya GP 2010

  1. >İkili arasında hız farkı yok demek istememiştim, sadece bana kalırsa Alonso'nun yararına, takım emri uygulamasının yapılmasına gerek kalacak kadar bir fark yoktu. 3.5 saniyeyi indirdi belki evet ama bu bile çok büyük bir fark değildi. 10 saniye farkı kapatır, her tur üstünlük kursa anlarım ama yazıda olduğu gibi tur zamanlarına bakarsanız (tek tek yazdıım) öyle büyük bir üstünlük olmadığını göreceksiniz. bu tip küçük farklar her yarışa her pilot arasında olur, olacaktır zaten. Sadece bu kadar göz göre göre takım emri yapılmasını gerektirecek bir durum yoktu bana kalırsa ortada. Kimsenin hızını küçümsemiyorum, sadece geçebilecekse kendisi geçsin, takıma bırakmasın işi diyorum, ki kendisinden de bunu bekliyordum…

  2. Anonymous says:

    >şimdi şöyle bir durum söz konusu. Önü boş olmayan pilot hızlı olsada zaman kaybeder. Fark 2 saniyenin altına indiği an downforce kaybetmeye başlarsınız. 1 saniyenin altındaysa durum daha vahimdir. Önü bomboş olan Felipe Massa farkı 3.5 saniyenin üzerine çıkaramamıştır. Bu farkıda tur zamanlarını incelerseniz Massa'nın hızından değil Alonso'nun resmen üst üste yavaş turlar atmasıyla elde etmiştir. Peki sonra ne mi olmuştur? Alonso üst üste en hızlı turları atmış, zaman ekranlarını mora boyayarak bir kaç tur içinde 3.5 saniyeyi 1 saniyenin altına indirmiştir, atak bile yapmıştır. Bu ben daha hızlıyım demenin bir başka yoludur sadece. O yüzden şu turda Alonso şu turda Massa hızlı tur atmış gibilerinden söylemler gerçekten mantıksız oluyor. Alonso'nun önü açık olsa, hemen hemen her tur Massa'dan uzaklaşabilecek kadar hızlıydı. Bu yüzden aralarında hız farkı yoktur demeyi uygun bulmuyorum ben. Yarış hızı olarak Alonso daha üstündü, peki neden mi geçemedi? Geçiş yapmak için 1 saniyeden fazla bir hız avantajınız olması gerek günümüzde. Ya da F-duct gibi sizi düzlükte diğerlerinin önüne çıkaracak düzlük hızınızı katlayacak bir şeyler olmalı. Bu iki avantajada sahip değildi Alonso. Belki trafikle beraber bir kaç şans daha elde edebilirdi. Fakat bunu asla bilemeyeceğiz. Gelen emir ile Massa'nın yol vermesi oyunun sonu demekti çünkü. Bu kesinlikle bir takım emriydi evet, fakat bu Massa ile Alonso arasında ki hız farkını küçümsemek ve aralarında hız farkı yoktur demeyi doğru bulmuyorum ben.

  3. İlbey says:

    >Acaba FIA buna karşılık ne yapacak ben bunu merak ediyorum. Taraflı veya tarafsız olduğu ortaya çıkacak

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s