>13- 05- 2010 BMW 7 Serisi


> Kullanılan otomobil: BMW 730d

Vay be! Bu kadar da zor olmamalıydı! 730d’nin direksiyonuna geçmek kolay olmuştu ama en sevdiğim CD’yi dinlemek bir hayli zor oldu. Hayır, ben de biliyorum CD’yi koyuyorsun ve çalıyor… Zor olan bu değil, zor olan BMW’nin muhteşem iDrive sisteminde ‘mute’ fonksiyonunun nerede olduğunu bulmaktı! Yaklaşık 15 dakika sürdü desem inanır mısınız? Hem de bulabilmek için otomobili kenara çekmek zorunda kaldım…

Eninde sonunda insanoğlu kazandı teknolojiye karşı olan savaşını tabii ki. Neyse ki 730d hakkında söyleyeceklerim bu kadar kötü değil. iDrive hala karışık bir sistem ama alışınca rahat kullanıyorsunuz, sadece biraz pratik gerektiriyor o kadar. Bunun dışında 730d’nin kabini muhteşem. İşçiliğinden bahsetmiyorum, malzemeler ve özellikle de seçilen renkler anlamında. Ahşap rengi, mat alüminyum (mat olması çok önemli), yumuşak, siyah renkli derinin uyumu muhteşem. Kapıyı açtığınızda sokaktaki meraklı gözlere güzel bir ziyafet veriyorsunuz adeta.


Sürücü koltuğu bu tip bir otomobilde olması gerekenden daha cezbedici yapıda. Hakkaten merak ediyorum, bir 730d alıp da otomobili şöförüne kullandıran var mıdır diye? Varsa lütfen benle iletişime geçsin bunun nedenlerini anlamak isterim… Görüş muhteşem, direksiyon muazzam, eskiden Amiga oynadığımız dönemlerdeki Quickshot Joystick’lere benzeyen vites kolu, bilim kurgu filmlerinden çıkmış gibi ama kullanımı bir o kadar da pratik… Arka koltuklarsa kullandığım modelin donanımsız olması nedeniyle sabit, yani diğer otomobilimiz Mercedes S400 Hibrid’deki gibi ayarlanamıyor. Diz mesafesi de 7 Serisi’nin boyutlarına göre vasat bana kalırsa, ki Merc’e bindiğinizde bunu çok daha net anlıyorsunuz.

Her neyse size 7 Serisi’nin arka koltuklarından ya da konforundan bahsetmeyeceğim, bunun yerine motoru ve şanzımanı üzerinde duracağım. BMW, Efficient Dynamics adı altında harikalar yaratıyor ve bunu 3.0 lt’lik dizel motorunda bir kez daha gördüm.
Bahadır’la aynı yerde, arka arkaya dururken ikimizde yol bilgisayarımızı sıfırladık.

Bahadır’da BMW’nin en büyük rakibi olan S Sınıfı’nın hibrid versiyonu vardı. S400 Hibrid’de 3.5 lt’lik içten yanmalı motor ve elektrik motoru birlikte çalışıyor. 275 bg’lik motora 24 bg’lik elektrik motoru yardımcı oluyor, ortalama 7.2 lt/100 km yakıt tüketimine ve 186 g/km’lik emisyon değerine sahip. Ayrıca stop/start sistemiyle donatılmış. BMW ise 192 g/km ve 7.2 lt/100 km verilerini gösteriyor. Yani anlayacağınız Merc, BMW’nin 245 bg’lik standart 3.0 lt’lik dizel motoruna göre çok daha teknolojik ve karmaşık bir yapıda. He bir de Mercedes dünyanın ilk lityum iyon aküsünü kullanıyormuş, çok farklı piston ve silindir kafalarına sahipmiş, miş, miş…

‘Tamam abi iyiymiş gerçekten. Hadi gerçek bir test yapalım’ dedim, elindeki broşürde yazanları okumaya dalmış olan Bahadır’a.

Ekranlarımızda ‘0’ ibarelerini görünce çıktık otobana 90 km/s’yle başladık yol almaya. 730d’nin göstergesi önce 9 lt’lerdeydi, ardından 8, 7, 6 lt/100 km… Yok artık dedim, koskoca 2 tonluk araba daha neler… 5.8, 5.7, 5.5, 5.4! 5.4 lt/100 km ortalama tüketim ile gişelere kadar gelmiştim! Biraz dur-kalk trafiğe girdik ve tüketimim 6.9 lt/100 km’ye çıktı. Olağanüstü, diyecek bir şey bulamıyorum. Bi dakka bu kadar heyecana gerek var mı? Merc ne kadar tüketti acaba?

‘Alo, evet abi dinliyorum. Önce ben mi? Peki… 6.9 lt/100 km.’
‘Nası yani? Gerçekten mi?’
‘Evet, bildiğin 6.9 lt/100 km. Seninki kaç?’
‘9.5 lt/100 km…’

İşte bu kadar oyun bitti! Bildiğimiz dizel, teknoloji harikası hibrid’i alt etti, hem de 100 km’de 2.5 lt daha az yakarak. Bi dakka Bahadır arıyor:

‘Peki yenildim, bi de hızlanma testi yapalım.’
‘Tamam, hadi bakalım’

Trafik açılınca yapıştırıyoruz gaz pedalını dibine kadar veeeeee… Güle güle Merc… Acı bi yenilgi oldu bu senin için…
http://www.youtube.com/get_player
Ne diyeyim, muhteşem bi motor, muhteşem bi sürüş keyfi, gayet oynak bi arka taraf, ayarlanabilir süspansiyon, her virajda drift yapma şansı, isterseniz ekonomi, isterseniz performans, güzel tasarım, kaliteli iç mekan, çok iyi bir ses sistemi…

Amaaaan böyle bir otomobilde arka koltukların hareketli olmasına gerek var mı? Ne de olsa oturan olmayacak oraya…

About autochronicles

Otomobilleri ve müzik yapmayı bu dünyadaki varolma nedenlerim olarak gösterebilirim. Hayatımda okuyan değil yazan olmanın, dinleyen değil çalan biri olmanın peşindeyim. Burası bir günlük. Otomobille yaşayan birinin, otomobille yaşadıklarını gün be gün anlattığı bir yer. Günlük olduğu kadar benim yazılarımın da bir arşivi niteliğinde. Otomobiller daima beni hayata bağladı, hayatıma anlam kattı... Bu sevgiden öte, bir tutku, bir yaşam tarzı... Bu yüzden günlük olarak yazılmayı hak ediyorlar...
This entry was posted in BMW, BMW 730d. Bookmark the permalink.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s