>02- 05- 2010 Land Rover


>

Kullanılan otomobil: Land Rover Discovery 3 TDV6 2005

Ah işte çok sevdiğim bir otomobili daha kullanma fırsatı doğdu bana! Neden seviyorum derseniz, benim tarzımda bir araç olduğu için. En azından neden yapılmış olduğu belli: Araziye girmek için. Sert bir imajı var, dayanıklı, boyutlarının büyüklüğü boşuna değil, yani bir BMW X6 gibi amaçsız, saçma sapan bir araç değil. Ben böyle safkan araçları seviyorum, ne idü belirsiz konsept karmaşası olanları değil.

Begüm, bu aracı almak istiyordu ve anlaşmışlardı sahibiyle. Almaya ise birlikte gittik, tabii ki otomobili olduğu yerden Begüm’lerin evine getirme şerefi bendenize aitti.


Aslında ilk Land Rover kullanışım değil bu. Daha önce Autocar’da tüm modellerini kullanmış ve en çok Disco’yu sevmiştim, her yere gidebilme özgürlüğü ve güveni sunan tam bir arazi aracıydı. Karşımda duran araç ta 2005 model, British Racing Green renginde, krem rengi deri koltukları ve HSE donanımıyla hayli güzel bir örnek. Üstelik bayağı da temiz kullanılmış, sahibinin söylediğine göre araziye hiç girmemiş, kazası yok. Sadece şanzımanda sorun çıktığı için değiştirmişler, o kadar.

Özlemişim Disco’nun içinde oturmayı. Direksiyondayım, işte o upuzun motor kaputu bir kez daha karşımda. Gerçekten ilginç bir deneyim kaputu önünüzde o kadar uzanırken görmek. Kabinde tonlarca hacim var, diz, baş, dirsek mesafesi için diyecek bir şey yok. Köşeli tasarıma sahip orta konsolda bir sürü düğme var ama kullanımları gayet kolay. Terrain Response sistemi de orada duruyor işte, bu düğme hakkında Autocar’da yaptığım yorumu yazayım da anlayın neler düşündüğümü: ‘Bu düğmeyi çevirip, otomobilde olan değişikliklere tanık olunca, neden Ferrari, Porsche, Lamborghini gibi markaların yanında Land Rover adının geçtiğini anlıyorsunuz…’ Bu yorumdan sonra teşekkür maili almıştım Land Rover’dan… Bu kısaca gireceğiniz araziye göre aracın süspansiyon, yükseklik ve diferansiyel ayarlarını yapan otomatik bir sistem.


Her neyse 2.7 lt’lik turbodizel motor da bir yerlerden tanıdık. Hmm, Jaguar’dan olabilir mi? Tabii ki, peki Citroen ve Peugeot desem? Evet bu markaların C6 ve 607 gibi büyük otomobillerinde de aynı motorun 207 bg gücündeki versiyonu kullanılmıştı, buradakiyse 190 bg gücünde. Bu motoru hem Peugeot hem Citroen hem de Disco’da kullanıp çok ama çok beğenmiştim. Beğendim çünkü hem rafine, hem sesi güzel, hem de gerektiği zaman performan, gerektiği zamansa arazi kullanımında ihtiyaçları çok iyi karşılıyor. Top Gear’da jeremy Clarkson’un Jaguar S Type dizel ile Nurburgring’e çıktığı bölümü hatırlıyor musunuz? Evet işte o Jag’de de bu motor vardı…

Disco’muz biraz kirlenmiş durumda ama böyle olması daha karizmatik bence. Motor gayet iyi durumda, koltuklar da öyle, herhangi bir yırtık, çizik yok, 150.000 km’deki bir araç için gayet diri durumdalar. Harmann Kardon Logic 7 ses sistemi tek kelimeyle muhteşem! Navigasyon da var araçta ama haritada Türkiye olmadığı için pek anlamlı değil, bu ekranda aracın durumunu gösteren grafiği takip etmek daha keyifli.

Trafikte büyük boyutlar için biraz alışkanlık gerekiyor. Sürüş alışık olduğunuz otomobillere göre biraz sallantılı ama bu normal, zaten bir yerden sonra alışıyorsunuz buna. Şanzıman altı ileri otomatik ve geçişler gayet temiz, bunda değişen şanzımanın 2010 model olmasının bir etkisi olabilir diye düşünüyorum. Yedi koltuk kapasitesi kullanışlı ve pratik. Bagaj o kadar genişki ‘evden eve taşıma şirketi’ açabilirsiniz bu araçla.

Yol bilgisayarını sıfırladım ve gideceğimiz yere gidene kadar ortalama 11.5 lt/100 km yakıt tükettik. Eh 2 tonun üzerindeki bir araç için fena değil di mi?

Begüm’ü dinliyoruz:
“Araziye gideriz di mi genç?
“Hhahah tabii ki gideriz, var ya çok zevkli olur hem de!”
“Yaa ben de öğrenmek istiyorum arazi kullanımını.”
“E ben bildiğim kadarıyla gösteririm sana.”
“Oley tamam o zaman.”

Yok aslında ben de çok bilmiyorum, yani ince tekniklerini ama en azından aracın sistemlerini tanıyorum. Neyin nasıl kullanıldığını yani…

Neyse canım görücez bakalım.. Disco’yu seviyorum, güzel, kaba, sert ve imaj bir araç. Amacına uygun, köşeli tasarımıyla sanki modern olmayı reddeden bir yapıda ve kullanıcısına çok güven veriyor.

Tam bir arazi aracı yani, diğer SUV’lar gibi süs bebeği değil…

About autochronicles

Otomobilleri ve müzik yapmayı bu dünyadaki varolma nedenlerim olarak gösterebilirim. Hayatımda okuyan değil yazan olmanın, dinleyen değil çalan biri olmanın peşindeyim. Burası bir günlük. Otomobille yaşayan birinin, otomobille yaşadıklarını gün be gün anlattığı bir yer. Günlük olduğu kadar benim yazılarımın da bir arşivi niteliğinde. Otomobiller daima beni hayata bağladı, hayatıma anlam kattı... Bu sevgiden öte, bir tutku, bir yaşam tarzı... Bu yüzden günlük olarak yazılmayı hak ediyorlar...
This entry was posted in Land Rover, Land Rover Discovery. Bookmark the permalink.

One Response to >02- 05- 2010 Land Rover

  1. Anonymous says:

    >Genç🙂 Ne güzel yazmışsın eline sağlık. Senden öğrenilecek çok seyim var hadi bitir şu F1 maratonunu da arazilere açılalım artık !Beg

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s