>09- 03- 2010 Fiat Punto


>


Kullanılan otomobil: Fiat Punto Evo 1.4 Multiair

Buradaki, şubat ayında ‘evo’ dergisinde Fiat Punto Evo için yazdığım yazı. Gerçekten çok güzel bir otomobildi:

Günümüzde kendini geliştirmek çok ama çok önemli. Özellikle de yer aldığınız sektörde ya da otomobiller açısından sınıfta diyelim, rekabet korkunç boyutlardaysa öne çıkabilmek adına diğerlerinde olmayan, yenilikçi bir takım özelliklere sahip olmalısınız. Bu, başarı adına şart olmasa da çok dikkat edilen bir konu haline geldi.

Dergimizin adı olan ve İngilizce ‘Evolution’ (evrim anlamına geliyor) kelimesinden türetilen ‘Evo’ ibaresi böyle bir gelişimi simgelemek için akıllı bir seçim. Her ne kadar Evo deyince hepimizin aklına Japon bir canavar (!) gelse de, Punto’nun gelişimi daha çok teknoloji ve rafine özellikler üzerine.

Fiat için, Punto’yu geliştirmek çok riskliydi. Çünkü, yerini aldığı Grande Punto modeli, Fiat markasının adeta yeniden doğunu simgeliyor; muhteşem, birçok kişi tarafından ‘Küçük Maserati’ olarak tanımlanan tasarımı, başarılı dinamik özellikleri ve genel anlamda bütün bir otomobil olması kendisine Avrupa’nın en çok satan beşinci otomobil unvanını getiriyordu. Bu başarının devam etmesi, sadece daha iyi bir model ortaya çıkarmakla başarılabilirdi. En güncel rakiplerini göz attığımızda Punto Evo’nun neden iyi değil ‘çok iyi’ olması gerektiğini kolaylıkla anlayabiliriz: Renault Clio (Yılın Otomobili 2006), Ford Fiesta (Yılın Otomobili yarışmasında 2. 2009) ve VW Polo (Yılın Otomobili 2010).

Şimdi gelelim Punto Evo’ya. İlk bakışta otomobilin ‘Küçük Maserati’ gibi görünmediğini belirtmek gerekli. Ancak bu, çekici ya da güzel olmadığı anlamına gelmiyor: Daha olgun, modern ve ‘taze’. Ön tarafta en büyük değişiklik tampon, farlar ve ızgarada. Logo, krom bir barla birlikte yukarı taşınırken, ızgara iki parçaya bölünmüş. Arka taraftaysa yine tampon, var farlar yenilenmişken, bu kısımdaki en çok sevdiğim tasarım oyunu, Punto logosunda bulunan ‘nokta’nın her motor seçeneği için farklı şekilde renklendirilmesi. Küçük bir detay ama ince düşünülmüş ve akıllıca. Bu tasarım değişiklikleri otomobilin uzunluğuna 30 mm ekleyerek 4060 mm’ye çıkmasını sağlamış. Diğer boyutlardaysa bir değişiklik yok.

Bu modern ve olgun imajın, kabin içinde de devam ettiğini görmek sevindirici. İki renkli ön konsol çok şık, özellikle de kırmızı renkli kaplama övgüyü hak ediyor ama konsolun üstündeki plastik için aynı şeyi söylemek mümkün değil. Orta konsol tasarım iki bölüme ayrılmış. Orta konsolun yolcu bölümünde iki malzemenin birleştiği noktadaki kırmızı gece aydınlatması, Fiat’ın Punto Evo’da detaylara ne kadar önem verdiğinin bir göstergesi.

Donanım özellikleri Punto Evo’yu neredeyse karşı gelinmez bir otomobil halibe getiriyor. Active ve Dynamic olmak üzere iki donanım seçeneği olsa da, özellikle Dynamic donanımı çok geniş, opsiyon olarak alınabilen ekipmanlarla rakiplere fark atıyorsunuz.

Test otomobilimizde bulunan TomTom navigasyon sistemi, orta konsola yerleştirilmiş ve seçildiği yer oldukça ergonomik. Navigasyon ve Blue & Me sistemleri ekstra ücret karşılığında alınabiliyor. Blue & Me sistemine entegre edilen ‘ecoDrive’ seçeneği gerçekten çok ilginç. Bu uygulama Fiat’ın sadece otomobillerini değil kullanıcılarını da ne kadar düşündüğünün bir göstergesi.

Sürücü koltuğuna oturduğunuzda geniş ayar seçenekleriyle kendinize uygun ayarı bulmak çok kolay. Kaliteli deriyle kaplanmış bir direksiyon tutuyor ve daha üst sınıf bir otomobil kullanıyormuş gibi hissediyorsunuz.

Ülkemizde iki benzinli, bir dizel motor seçeneğiyle satılan Punto Evo’nun motor seçenekleri yeterince geniş değil ve rakipleri karşısında 85- 95 bg’lik civarında güç sunan motor seçeneği eksikliği söz konusu.

Punto Evo testimize 1.4 lt Multiair 105 bg benzinli seçeneğiyle katıldı. Fiat’ın ilk defa yeni Punto’da kullanmaya başladığı bu motor, 6500 d/dak’da 105 bg güç ve 4000 d/dak’da 130 Nm tork üretiyor. ‘Multiair’ elektrohidrolik supap yönetim sistemi kullanarak silindirlerin içine giren havayı kontrol eden bir sisteme sahip. Bu sayede yanma daha verimli şekilde gerçekleştirilebilirken, yüzde 10 daha fazla güç, yüzde 15 daha fazla tork üretiliyor ve yüzde 10 oranında daha az CO2 çevreye salınıyor. 2009 yılında Technobest ödülüne layık görülen ve Euro 5 normlarına uyan bu motor 6 ileri manuel şanzımanla donatılmış. Start & Stop sistemi ve vites değişim uyarısıyla birlikte, Multiair ekonomi anlamında atılmış önemli bir adım. Fiat, Start & Stop sistemiyle şehir içinde CO2 emisyonunu yüzde 15, yakıt tüketiminiyse yüzde 3.5 oranında azaltıldığını belirtiyor.

1.4 lt Multiair güç ünitesi oldukça modern teknolojiler içerse de ortalama yakıt tüketimi olarak belirtilen 5.7 lt/100 km’lik değeri elde etmek çok zor. Ne kadar dikkatli kullanırsam kullanayım ortalamamı 7.4 lt/100 km’nin altına indirmeyi başaramadım.

Sürüş özellikleri Punto Evo’nun en çok öne çıktığı özellikler arasında, bu konuda belki Ford Fiesta kadar iddialı değil ama diğer rakiplerinden bir adım önde. Önde MacPherson, arkadaysa çok noktadan bağlantılı süspansiyon sistemi çok çevik ve dinamik bir sürüş sunuyor. Üstelik 17 inç jantlara ve düşük yanaklı lastiklerine rağmen konfor konusunda da taviz vermiyor. Amortisör sistemi darbeleri absorbe etme özelliği oldukça iyi, tatlı sert süspansiyon hem sportif hem de konforlu olmayı başarıyor. 205’lik lastiklerle yol tutuş başarılı. Önden kayma yok denecek kadar az, lift-off’ta ise keyifli bir arkadan kayma söz konusu ama hiç bir zaman tehlikeli boyutlarda değil. Direksiyon, burada da kendini gösteriyor ve tepkileriyle sürüş keyfinize keyif katıyor. Bana kalırsa bu sürüş özelliklerinin yurt dışında satılan 1.4 Multiair turbo 135 bg’lik motor seçeneğiyle desteklenmeli.

Punto Evo adının hakkını verecek şekilde evrim geçirmiş bir model, her ne kadar herhangi bir konuda sınıfının en iyi olarak görünmese de bütün olarak gerçekten başarılı bir paket sunuyor.

Teknoloji, dinamik özellikler, sürüş, konfor, ekonomi ve rafine özellikler konularının hepsinde somut gelişmelere ulaşılmış. Bu gibi zorlu bir sınıfta kendini geliştirmek daha önce de dediğimiz gibi başarının kilit noktalarından biri. Fiat, bu kilidi açacak anahtarı bulmuş…

About autochronicles

Otomobilleri ve müzik yapmayı bu dünyadaki varolma nedenlerim olarak gösterebilirim. Hayatımda okuyan değil yazan olmanın, dinleyen değil çalan biri olmanın peşindeyim. Burası bir günlük. Otomobille yaşayan birinin, otomobille yaşadıklarını gün be gün anlattığı bir yer. Günlük olduğu kadar benim yazılarımın da bir arşivi niteliğinde. Otomobiller daima beni hayata bağladı, hayatıma anlam kattı... Bu sevgiden öte, bir tutku, bir yaşam tarzı... Bu yüzden günlük olarak yazılmayı hak ediyorlar...
This entry was posted in evo dergisi, Fiat, Fiat Punto. Bookmark the permalink.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s