>Padok F1.com- Transfer senaryoları


>Transfer senaryoları
Beklenmedik olaylarla başlayıp, ilginç bir şekilde devam eden 2009 sezonunda pilot pazarı yeni pilotların gelmesiyle renkli bir hal aldı. Peki gelecek sezon için alternatifler neler?

Bu sezon oldukça farklı isimleri F1’de görmeye başladık. Özellikle Toro Rosso ve Renault takımının sezon ortasındaki pilot değişikliği gride yeni isimler katılmasına neden oldu. GP2 gibi yardımcı bir serinin olması bu gibi durumlarda pilot bulma alternatifleri konusunda çok pratik çözümlerin gelmesini sağladı. Bu tip olaylar hakkında eskiden daha fazla konuşulur, hemen herkes transfer haberleri yapardı. Ancak bu sezonda süregelen politik tartışmalar bu konuların ikinci plana atılmasına neden oldu.

Yine de son birkaç haftadır politikanın çözüme ulaşmış olması yeniden pilot transferlerini gündeme oturttu. Biz de bu fırsattan yararlanarak yavaş yavaş takımların çekilmesi, takım patronlarının yaptığı açıklamalar, kendi tahminlerimiz gibi etkenleri ortaya koyarak çeşitli senaryolar geliştirdik. 2010’da 3 yeni takımın (USF1, Manor ve Campos Racing) gride yerleşecek olması bu konuyu daha da önemli bir hale getiriyor.

İşte takımlar ve pilotlar üzerine olan senaryolarımız:

Öncelikle McLaren- Mercedes’ten başlayalım. McLaren takımının Hamilton’la yola devam edeceğini bilmek için F1 ile özel olarak ilgilenmeniz gerekmiyor. İngiliz pilot hem Mercedes’in pilot geliştirme programının bir parçası hem de takımın şu ana kadarki tek galibiyetine imza atan isim. Ancak takım arkadaşı Heikki Kovalainen’in durumu bu kadar net değil.

Avrupa GP’si haftasında Martin Whitmarsh’ın ‘Heikki’nin iyi sonuçlara ihtiyacı var, şu ana kadar beklediğimizi veremedi’ şeklindeki demeçleri, eğer bu şekilde devam ederse Finli pilotun sezon sonunda gönderilme olasılığının olduğunu ortaya koydu. Peki, Kovalainen başka bir takıma giderse yerine kim gelir? Bu soru için düşünülen en yakın isim Nico Rosberg olarak görünüyor. Rosberg’in McLaren’a gelmesi oldukça mantıklı, çünkü hem Mercedes’in takımda bir Alman pilot yarıştırma konusuna olumlu yaklaşacağını hem de Rosberg’in bu sezondaki performansıyla çok daha hızlı bir otomobil hakkettiğini düşünüyorum. Alman pilot sadece bir yarıştan puan alamadı ve son beş yarıştır ilk beşte finiş görüyor. Ayrıca puan olarak da hem Hamilton hem de Kovalainen’den önde olduğunu hatırlatmak gerekli. Hamilton- Rosberg oldukça güçlü ve uyumlu bir ikili olacaktır. Bu ikilinin GP2 yıllarında da güzel bir rekabet içinde olduğunu biliyoruz.

Kovalainen’i her nedense Toyota koltuğuna yakıştırıyorum. McLaren’dan ayrılması durumunda elinde çok alternatif kalmıyor ve Japon üreticinin son yıllardaki en büyük sorunu olan yıldız pilot eksiği için de gayet mantıklı bir transfer olarak görünüyor.

Bu arada Toyota Trulli ile gelecek sezon için anlaşmayacaklarını ima etmeye başladı. Üstelik Glock’un da geleceği belli değil ancak takımda kalması daha muhtemel. Yani 2010 için Toyota’nın bir koltuğu boşta gibi diyebiliriz.

Sezon sonunda F1’den ayrılacağını açıklayan BMW- Sauber takımı pilotları sanırım pilot pazarını biraz karıştıracak. Özellikle Kubica herhalde birçok takım patronunun aklında olan bir isimdir. Polonyalı geçen sezon takımlar şampiyonasında bir ara liderliğe kadar yükselmiş ve BMW’nin ilk galibiyetine imza atmıştı. Kubica için en iyi alternatifin Rosberg’den boşalan Williams koltuğu olduğunu düşünüyorum. İngiliz takımı Rosberg’den sonra hem hızlı bir pilot arayışı içine girebilir hem de Williams Kubica’nın beklentilerini en iyi şekilde karşılayacaktır. Ancak edindiğimiz bilgilere göre Kubica Renault’ya daha yakın görünüyor.

Heidfeld ise gerek yaş, gerekse performans söz konusu olunca işi biraz daha zor olan taraf. Yine de özellikle Manor ya da Campos Racing gibi yeni bir takımda ya da Force India’da (Sutil’in daha iyi bir takıma geçme ihtimali olduğunu ya da Fisichella’nın artık emekliğe ayrılma vaktinin geldiğini düşünerek) kendine bir yer bulabilir. Heidfeld’in tecrübesi yeni yapılanma içinde olan takımlar için çok önemli bir kriter.

Williams demişken, takımın sezon sonunda Toyota ile motor anlaşmasının sona ermesi beklendiği (KERS kullanımı konusunda sıkıntılar var) için Japon pilot Kazuki Nakajima’nın da koltuğu sallantıda. Bunun dışında Rosberg 29.5 puan toplamış ve takımın elde ettiği tüm puanlara imza atmışken Nakajima’nın henüz sıfır puanda olması inanılacak gibi değil. İkilinin performans farkı gerçekten çok büyük ve ortada birçok potansiyel isim varken böyle vasat bir ismin takımda barınması çok zor.

Bu da diğer Williams koltuğunun da boşalacağı olduğu anlamına geliyor. Peki Frank Williams Kubica- Heidfeld ikilisini olduğu gibi takıma çağırır mı? Zannetmiyorum. Bu koltuk için GP2 gridine de bir göz atmak gerek, ki burada en güçlü isim olarak Nico Hulkenberg görünüyor. Alman pilot şu ana kadar GP2’de 4 galibiyete imza attı ve şampiyona liderliğini elinde bulunduruyor. Üstelik Williams’ın test pilotu olduğunu da hatırlatalım. Bu arada Hulkenberg, Bourdais ile Ferrari’nin büyük hayal kırıklığı yaşatan Badoer’in koltuğu için yarıştığı da kulağımız gelen diğer haberlerden biri.
Tabii ki ortalığı en çok karıştıracak olay Alonso’nun Ferrari’ye geçmesi olacaktır. İspanyol pilot bu söylentileri doğrulamasa da bu senaryo uzun zamandır ortalarda. Üstelik Alonso’nun, Renault’dan sonraki F1 kariyeri için Ferrari’den daha mantıklı bir alternatif bulunmuyor. Renault’da 2 kez şampiyon oldu ve McLaren’daki kredisini bitirdi. Eğer yarış kazanan bir takım istiyorsa (Brawn GP’yi pilotlarını açıkladığı için saymıyorum) kırmızı tulumlar bunun için en iyisi.

Peki Alonso’nun Ferrari’ye geçmesi kimin İtalya’dan sınırdışı edilmesi anlamına gelecek? Bana göre Massa’nın yeri sağlam; takım performansından memnun, Schumacher ile arası çok iyi ve menejeri Jean Todt’un oğlu olan Nicolas Todt, takımla uzun zamandır birlikte olan isimlerle birlikte. Raikkonen ise 2007’deki şampiyonluğundan beri kendinden söz ettirmedi; tabii Massa’yı kazasından sonra ziyaret etmediğini saymazsak. Finli pilotun bu sezonki performansı fena değil ama sürekli mutsuz ifadesi ve soğuk tavırları Ferrari’ye yakışmıyor. Bana göre Alonso’nun gelme ihtimali karşısında giden taraf Raikkonen olacaktır. Ancak Alonso’nun 2010’da Ferrari’ye geleceğini hiç sanmadığımı da söylemeliyim.

Eğer bu olasılık gerçekleşirse Kubica- Renault transferinin gerçekçiliği artacaktır. Yani Kubica’nın Fransız temsilcisine gitme planları Alonso’ya bağlı diyebiliriz.
Renault ise yine Alonso’nun kararına göre hareket edecek. Peki Ferrari ile yapılabilecek Raikkonen- Alonso değiş tokuşu nasıl olur? Böyle bir şey çok heyecan verici olur ama biraz uzak bir alternatif gibi. Çünkü nedense Finli pilotun Ferrari’den sonra motorsporları kariyerine F1’de devam etmeyeceğini düşünüyorum. İkinci pilot olaraksa büyük ihtimalle Grosjean ile devam edeceklerdir. Kubica olmazsa Sutil ismini Renault’da görmek de keyifli olabilir. Adrian Sutil 2010’da olmasa bile daha ileriki sezonlarda butlaka kendine daha iyi bir takımda yer bulacaktır.

Red Bull pilotlarıyla sözleşmelerini uzattığı için bir süre daha onlardan transfer hamleleri göremeyeceğiz.

Sezonun flaş takımı Brawn GP’nin patronu Ross Brawn’ın ‘Pilot değişikliği düşünmüyoruz’ açıklaması bu sürpiz takımda otomobil kullanmayı bekleyen diğer pilotlar için hayal kırıklığı oldu. Dolayısıyla Button- Barrichello ikilisi 2010 sezonunda da bizlerle olacak.

Toro Rosso içinse bir şey demek çok zor. Buemi zaten bu sezon başında F1 kariyerine başlarken, henüz 2 yarışlık bir F1 geçmişi olan Alguersuari’nin performansından da bir şey anlayamadık. Bana göre takım bir defa daha pilot değişikliğine gitmeyecek, oturmaya çalışan kadrosuyla yoluna devam edecektir. Eğer böyle bir karar alırlarsa 2 sezon içinde 3 pilot değiştirmiş olacaklar ki bu F1’de pek sık görülmeyen bir şey.
2010 sezonu için Manor F1 Team, Campos GrandPrix ve USF1 takımları kesin olarak onaylanırken, Epsilon Euskadi ve Prodrive’ın akıbeti belli değil.

Bunlardan Campos takımının adı uzun zamandır McLaren’in test pilotu olan İspanyol Pedro de la Rosa ile anılıyor. Diğer koltuk içinse GP2’de Campos’la yarışan Rus Vitaly Petrov söylentileri var. Petrov, arkasında yüklü bir ekonomik gücü barındırdığı için bu isme kesin gözüyle bakılıyor. De la Rosa ise bir İspanyol takımında yarışacak İspanyol pilot birlikteliğinden dolayı uygun görünüyor.
Manor F1’den henüz ses seda çıkmazken, USF1 tamamen Amerikan bazlı bir takım olacaklarını belirtti. Ancak takımın kurucularından biri olan Peter Windsor, 5 kez Dünya Ralli Şampiyonu olan Sebastien Loeb ile ilgilendiklerini açıkladı. Bu konuda Loeb’de ‘takvimler çakışmıyorsa neden olmasın’ gibi bir yanıt verdi. Ancak ne olursa olsun bu transferin pek umut vaat ettiğini söyleyemeyiz.

Spekülasyonlar, söylentiler, doğrular, yanlışlar, tercihler, yeni gelenler, ayrılanlar gibi etkenler transferleri etkileyecek olan kriterlerden bazıları. Her nasıl olursa olsun sanırım bizleri oldukça renkli ve farklı takım arkadaşlarıyla geçecek bir sezon bekliyor.

About autochronicles

Otomobilleri ve müzik yapmayı bu dünyadaki varolma nedenlerim olarak gösterebilirim. Hayatımda okuyan değil yazan olmanın, dinleyen değil çalan biri olmanın peşindeyim. Burası bir günlük. Otomobille yaşayan birinin, otomobille yaşadıklarını gün be gün anlattığı bir yer. Günlük olduğu kadar benim yazılarımın da bir arşivi niteliğinde. Otomobiller daima beni hayata bağladı, hayatıma anlam kattı... Bu sevgiden öte, bir tutku, bir yaşam tarzı... Bu yüzden günlük olarak yazılmayı hak ediyorlar...
This entry was posted in F1, takımlar. Bookmark the permalink.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s