>Padok F1.com- Adrian Sutil


>Yükselen Yıldız
Force India’da yarışıyor olsa da Adrian Sutil’in yaptıkları gözlerimizden kaçmadı. Alman pilot sezonun yükselen isimlerinden, sadece biraz daha şansa ihtiyacı var

Bizim gibi yarış meraklılarının gözüne çarpmak için mutlaka iyi takımlarda yarışmak gerekmiyor. Arka sıralardaki iyi sürüşler ve tesadüf eseri olmayan iyi sonuçları analiz etmek bizim görevimiz. Dolayısıyla yarışları da bu gözle, sadece kazanan isimlere odaklanmadan izlemek gerek. Arka ve orta sıralardaki pilotların kendilerini ileriye taşımak için ellerinden geleni yaptıklarını görmek gerçekten çok keyifli.
Sezonun şu ana kadarki bölümünde bu tip rekabetler sıkça yaşandı ve yaşanmaya devam edecek. İşte sizlere bahsedeceğim isim de böyle bir rekabetin içinde buldu kendini. Üstelik hayli güçlü bir takım arkadaşına karşı.

Adrian Sutil ilk kez 2007 yılında, Formula 1’e ilk geldiği sezon dikkatimi çekmeyi başarmıştı. Henüz çaylak sezonuydu ama buna rağmen Spyker gibi iddiasız bir otomobille iyi işler çıkarıyordu. O zamanlar dünya Hamilton’ı konuşuyor, İngiliz’in performansı karşısında şaşkına uğramış görünüyordu. Ancak Sutil, 2006 yılında Formula 3’te Lewis’e karşı yarışmış ve kaybetmiş olsa bile ona en yaklaşan pilot olmuştu. Yani saf hız anlamında oldukça iyiydi.

2007’nin ilk 10 yarışın sıralama turlarının tamamında takım arkadaşı Christijan Albers’i geride bırakmış, üstelik yarışlarda da sadece 1 yarışta Hollandalı pilota geçilmişti. Bu olay Albers’in F1 kariyerinin noktalanmasına neden olmuştu.
Bu olanlar tesadüf değildi; ardından diğer kurbanlar da geldi: Sadece bir yarışlığına Markus Winkelhock ve Saton Yamamoto. İkisi de Albers ile aynı kaderi paylaştılar; takım arkadaşlarına geçilmek. Üstelik Sutil sezonun son yarışında takımının tek puanını kaydeden isim oldu.

2008 sezonunda Spyker’ın, Force India adıyla yarışlara katılması, Sutil’in burada kendine çok daha güçlü bir takım arkadaşı edinmesi anlamına geliyordu: Muazzam CV’si ve 3 yarış galibiyetiyle Giancarlo Fisichella. Eğer burada da aynı başarıyı tekrarlarsa kendini tam anlamıyla göstermiş olacak ve büyük ihtimalle yine yeni bir takım arkadaşı edinmek zorunda kalacaktı.

Bu tabii ki geçen sezonlar kadar kolay olmadı. Sezon sonunda yarış sonuçlarına baktığımızda Fisichella’nın geriside kalmış olsa da (her ikisi de puan kaydedemedi ama İtalyan pilotun 2 kere ilk ona girdiğini görüyoruz) asıl etkileyici olan sıralama turlarındaki performansıydı. Sıralama turları savaşında Fisichella ile 9-9 berabereydi. Unutmayın ki, 2008 Sutil’in Formula 1’deki sadece ikinci sezonuyken, Fisichella 13. sezonu ve 200 küsuruncu yarışını çıkartıyordu.

Ancak o sezon bir yarışı vardı ki gerçekten çok etkileyiciydi. Evet, Monako’dan bahsediyorum. Monako’dan önce tüm yarışlarda Fisichella’nın gerisinde kalmıştı ancak o yarışta yaptıkları gerçekten inanılmazdı.

Sıralama turlarında on sekizinci olmasına rağmen, yarışta dördüncü sıraya kadar çıkmıştı. Üstelik arkasında bir Ferrari ve dünya şampiyonu unvanı taşıyan Raikkonen vardı. Yarışı bu şekilde bitirmesi hem Force India’nın ilk puanları hem de takımın elde ettiği en iyi derece olacaktı. Damalı bayrağa 6 tur kalmıştı ve Monako’nun geçişe izin vermeyen yapısını düşündüğümüzde bu pozisyonunu koruyacak gibiydi.
Ancak şansızlık kendini Alman pilota ilk defa burada gösterdi. Raikkonen liman şikanı frenajında otomobilinin kontrolünü kaybetti ve Alman pilota arkadan çarparak yarış dışı kalmasına neden oldu. Bu olayda Sutil’in hiçbir hatası yoktu. Yaptığı şey muhteşem bir sürüş ortaya çıkarak otomobilin limitlerinin üzerine çıkmak olmuştu.
Ardından Belçika’da on üçüncü olarak kendisinin sezondaki en iyi sonucunu aldı. Ama bunlar boşuna yapılmış değildi, dünya artık onu tanıyordu.

2009 sezonu Sutil için iyi başladı. Avustralya’da sıralamalarda 16. olsa da yarışta dokuzuncu olarak takımını umutlandırdı ve Fisichella’yı da yarışta geçti ama bu ilk dokuz yarış itibariyle İtalyan pilotu geçtiği tek yarış oldu.

Alman pilotun asıl etkileyici yanıysa yine sıralama turları olarak görünüyor. Fisichella otomobilini sadece 2 kere ikinci seansa bırakabilirken, Sutil Monako ve Türkiye’de on beşinci sırayı alarak her iki yarışta da McLaren’den Hamilton’ın önünde yer alıyordu. McLaren’in Force India ile aynı motor ve şanzımanı kullanıdığını da hatırlatalım. Almanya’da elde ettiği yedincilik ise takımın bugüne kadar görmüş olduğu bir başarı değildi. Bu çok büyük bir şeydi çünkü Fisichella sadece on sekizinci sıradaydı. Üstelik Sutil bu dereceyle her iki Ferrari’yi bile geride bırakırken, VJM02’si 678.5 kg ile ilk 11 içindeki en ağır otomobildi. Yani bu, deponun boşluğuyla değil, pilotajla elde edilmiş bir dereceydi.

Bu anları bir de Fisichella’nın ağzından dinleyelim: “Adrian’ı bu sonucundan dolayı tebrik etmek istiyorum. Bu gerçekten inanılmaz bir derece.” Evet, o kadar iyi ki bana kalırsa yakın zamanda Fisichella’yı şaşırmış gözlerle padokun bir ucundan, bir zamanlar kendi kullandığı otomobile bakarken bile görebiliriz.

Yarışa başladığında Sutil’in oldukça iyi bir şekilde pozisyonuna tutunduğunu gördük. Alman pilot ilk pitstopunu yapmadan önce ikinciliğe kadar yükselmişti ve oldukça istikrarlı turlar atıyordu.

Ancak 24. turda pitten çıkan Raikkonen yine Sutil’in puan almasına izin vermeyecekti. Finli pilot ilk virajda Force India’nın ön kanadına çarparak kırdı ve Sutil’in yarışının tam anlamıyla sonunu getirdi. Raikkonen’in bu hamlesi yarış kuralları dahilinde olarak değerlendirildi ve herhangi bir cezaya sonuçlanmadı. Alman pilotsa yarışı ancak 15. sırada bitirebildi.

Şansızlık yine Sutil’in yanındaydı ancak hepimiz Sutil’in ne kadar iyi bir iş çıkardığını gördük. O olay olmasaydı puan kazanacağı kesin gibiydi, hem de ilk beşte kendine yer bulsa şaşırmazdım. Ayrıca bu yarışta elde ettiği en hızlı tur derecesi her iki McLaren’den, Raikkonen’in Ferrari’sinden, her iki Toro Rosso’dan ve Glock’un Toyota’sından daha hızlıydı. Evet şu ana kadar takım arkadaşını bir kez (2009’da) geride bıraktı ama hanginiz Fisichella’nın “şu sürüşü çok iyiydi” (Monako’yu saymıyorum) diyebiliyorsunuz? Söyelemeye çalıştığım şey, Sutil biraz daha şanslı olabilirse kendine kolaylıkla daha yukarılarda yer bulacaktır.

Çin’de de on sekizinci başladığı yarışı altıncı sırada götürürken otomobili ıslak zeminde kaymış ve Alman pilotu bitime 6 tur kala bir kez daha puanlardan etmişti.
Son zamanlarda Sutil adı daha fazla telaffuz edilmeye başlandı ve Force India otomobili kadrajda daha fazla görünmeye başlandı. Bundan sonra da büyük ihtimalle böyle olacak. Force India’nın da otomobilini geliştirmesiyle genç pilotun hızlanışını görmek gerçekten çok keyif verici.

Almanya’nın F1’e kazandırdığı son isimlerden biri olan Adrian Sutil’i gelecek sezon başka bir takımda görürseniz şaşırmayın. Bu performansla mutlaka daha iyi bir takımda kendine yer bulacaktır.

About autochronicles

Otomobilleri ve müzik yapmayı bu dünyadaki varolma nedenlerim olarak gösterebilirim. Hayatımda okuyan değil yazan olmanın, dinleyen değil çalan biri olmanın peşindeyim. Burası bir günlük. Otomobille yaşayan birinin, otomobille yaşadıklarını gün be gün anlattığı bir yer. Günlük olduğu kadar benim yazılarımın da bir arşivi niteliğinde. Otomobiller daima beni hayata bağladı, hayatıma anlam kattı... Bu sevgiden öte, bir tutku, bir yaşam tarzı... Bu yüzden günlük olarak yazılmayı hak ediyorlar...
This entry was posted in Adrian Sutil, F1, Force India. Bookmark the permalink.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s