>Moto GP San Marino 2008


>Rossi: Fazla hızlı
Sanırım İtalyan pilotun hızı diğerlerine fazla geliyor; Stoner üst üste üçüncü kez düşerek galibiyeti Rossi’ye hediye etti. İki pilot arasındaki fark sezonun bitimine beş yarış kala 75 puana çıktı

Cumartesi yapılan antrenman turlarında Stoner’ın sol elinde küçük bir kırık çıkmıştı. Neden olduğu belli olmayan bu sorunu, yarış doktorları eskiden olan bir kazanın etkilerinin yeniden ortaya çıkması olarak yorumlamışlardı. Avustralyalı kendisini pek de rahatsız etmeyen bu küçük problemi çok önemsemeden konsantrasyonunu bozmamaya çalıştı.

Cuma ve Cumartesi antrenmanlarında en hızlı isim olan Stoner, sıralama turlarında üst üste yedinci kez pol pozisyonunu kazanarak bir rekora imza atıyordu, üstelik bu tur sıralama lastikleriyle bile atılmamıştı. Ancak ardında yine aynı isim vardı: Rossi.

Ducati’nin çok üstün performansı karşısında üçüncü kez üst üste ikinci sırayı alan İtalyan, yapabileceğinin en iyisini yapmış, yarışa ön sıradan başlama hakkı kazanmıştı. Takım arkadaşı Lorenzo da sonunda sorunlarından kurtulmuş gibi bir görüntü çiziyor, güçlü bir tur ile üçüncü sırada yarışa başlıyordu. İspanyol, en hızlı Michelin pilotu olarak da dikkat çekti. Onun ardındaysa sırasıyla Elias ve Pedrosa vardı. Nicky Hayden sıralama turlarında yer alıp 16. sırayı elde etse de sağ bacağındaki kırıklar nedeniyle yarışa başlamama kararı aldı.

Önde orta, arkadaysa sert lastik seçimi yapan Rossi, kalkışta, bundan önceki yarışlarda olduğu gibi Stoner’ın kopup gitmesini engellemeyi aklına koymuştu. Ancak muhteşem bir çıkış yapan Pedrosa karşısında fazla bir şey yapamadı ve üçüncü sıraya geriledi. Bu büyük bir sorun değildi, asıl sorun önde arayı giderek açan kırmızı motorsikletti.

Stoner daha ilk turda 1.5 saniye fark açarak haftasonunun en hızlısı olduğunu ispatlıyordu. Böyle giderse büyük bir farkla yarışı kaybedeceğini bilen Rossi, kendi seyircisi önünde bir galibiyet kazanma isteği içerisindeydi. Üstelik daha önce hiç yarış kazanmadığı pistlerden birinde…

Michelin’leri ile iyi bir iş çıkaran Pedrosa, Rossi’nin Bridgestone’ları gerekli performansı vermeye başlayınca ikinciliği bırakmak zorunda kaldı. Bunun nedeni Bridgestone’un buraya yeni bir ön lastik hamuru getirmiş olmasıydı. Japon üreticinin belirttiğine göre yeni hamur, eskisine oranla ön tarafta daha az yük ile optimum performansını verebiliyor. Bu da virajlarda ön tarafa daha az yük bindirerek, yani daha az frenajla gerekli performansı alabileceğini anlamına geliyordu. Önemli olan bu oranı tutturabilmek ve ön lastiğin gerekli performansı yakalamasını sağlamaktı. Japon üretici ön lastiğin bu şekilde kullanılırsa motorun arka tarafının daha çok önem kazanacağını belirtmiş, yola aktarılacak bir kaç beygir fazla gücün yarışın kaderini belirleyeceğini söylemişti.

Rossi, Pedrosa’yı geçtikten sonra Stoner’ın en hızlı turlarına karşılık vermeyi başardı ve Ducati ile aynı tempoyu tutturdu. İtalyan ikinci sektörde farkı kapatsa da üçüncü sektörde bu fark biraz olsun artıyordu. Beşinci tura gelindiğinde aralarındaki fark 2.6, 2.9 saniye arasında değişiyordu.
ABD’de Rossi’nin hızına ayak uydurmakta zorlanan Stoner, son virajı dönemeyerek çakıl havuzuna girmiş ve yarışı ikinci sırada tamamlamıştı. Çek Cumhuriyeti GP’sinde yarışta lider giderken Rossi ile arasını açmaya çalışırken motorunun ön tarafını kayberek düşmüş ve yarıştan sıfır puan alarak şampiyona için büyük bir yara almıştı. Dolayısıyla Stoner, bu yarışta mutlak birincilik hedefliyor, en hızlının kendisi olduğunu bir kez daha kanıtlamak istiyordu.

Geçen sene oldukça rahat bir şampiyonluk alan ve gridin geri kalanından çok daha hızlı olduğu gözlenen Avustalyalı nasıl olur da en hızlı olamazdı? Gününde bir Desmosedici ve Stoner’ı kim zorlayabilirdi? Elindeki kırık mı? Onu hissetmiyordu bile…

Ancak yarıştan önce kafasını kurcalayan bu soruların sonucu bir kez daha çakıl havuzuna yapılan bir ziyaret ile kendini gösterdi.

Yüksek yarış temposu ve baskı altında olmanın getirdiği gerginlik Avustralya’lının viraja fazla hızlı girmesine neden oldu ve Stoner yine motorunun ön tarafını kaybederek yarışı çakıl havuzunda bitirdi.

Kaza sonrasında takımın ve takım patronunun gösterdiği tepki herşeyi anlatıyordu. Değil sadece bu yarış, belki de şampiyonluk kaybedilmişti. Geçilmez denilen, Ducati- Bridgestone- Stoner paketi büyük bir hayal kırıklığına uğramış, şampiyonada 75 puan geriye düşmüştü. Üstelik Pedrosa’nın elde ettiği dördüncülük Stoner’ın ikinciliğini de tehlike altına soktu. İkili arasında sadece 2 puan fark kaldı.

Jorge Lorenzo da sezon başındaki etkileyici performanslarından birine imza attı. Takım arkadaşıyla teması kaybetmemeyi başardı ve en iyi Michelin kullanıcısı olarak kürsünün ikinci basamağında finiş gördü. Yarışın sonlarına doğru Rossi’ye baskı uygulamaya çalışsa da farkı 2 saniyenin altına indiremedi. İspanyol’un bu sonuca fazlasıyla ihtiyacı vardı.

Yarışın en etkileyici isimlerinden biri de bir diğer İspanyol pilot Elias’tı. Sıralamalarda beşinci sırayı elde eden pilot, iyi bir çıkışla yarışın başlarında Pedrosa’nın temposuna ayak uydurdu. Daha sonraysa arayı kapattı ve güçlü rakibini geçerek üstünlük kurmayı başardı. Üstelik Repsol Honda’yı geçtikten sonra açtığı fark da bunun şans değil saf hız sonucunda elde edildiğini kanıtlıyordu. Elias Çek Cumhuriyeti’ndeki ikinciliğini San Marino’daki üçüncülükle devam ettirerek üst üste ikinci podyumunu elde etti. Bu çıkış henüz 2009 sezonu için koltuk bulamayan İspanyol pilot için çok olumlu.

Yarışın bir diğer göze çarpan ismi de Vermeulen’di. Suzuki pilotu yarışı beşinci sırada bitimesinin yanısıra Doviziosa ve Toseland ile giriştiği mücadeleden galip ayrıldı. Rizla Suzuki bu görüntüsüyle Honda ve Yamaha ile yarışan özel takımlar ve Kawasaki’den daha hızlı görünüyordu ve genç pilot yarışın en hızlı yedinci turuna imza attı.

İyi bir sezon geçiren Avustralya’lı son dört yarışta 53 puan toplamayı başararak şampiyonada Dovizioso’nun 8 puan arkasında altıncı sıraya yükseldi ve tecrübeli takım arkadaşına (Loris Capirossi) göre 24 puan fazlası var. Ayrıca son dokuz yarıştan puanla ayrılarak istikrarlı bir çıkış yakaladı. Biraz daha güçlü bir motorla onu daha yukarılarda podyum ve galibiyetler için savaşırken görebiliriz.
Sezonun bitimine beş yarış kaldı ve Rossi 75 puanla liderlikte çok rahat. İtalyan pilot üç yarışta puan alamayıp, Stoner kazansa bile puanları ancak eşitlenebiliyor. Böyle bir durumda Stoner galibiyet fazlasıyla liderliği ele geçirecektir ama şampiyonanın bu safhalara varacağını düşünmüyorum.

27 nolu motorsiklet, Rossi ile aralarındaki yarış temposu farkının nedenlerini araştrırmalı ve kendiyle olan psikolojik savaşı sonlandırmalı. Herkes onun ne kadar hızlı olduğunu biliyor, yeni öğrendiğimiz şeyse Rossi’nin yarış hızına ayak uydurmakta zorlandığı. Bu psikolojik savaştan galip çıkarsa bizleri çok keyifli bir altı yarış bekliyor demektir…

About autochronicles

Otomobilleri ve müzik yapmayı bu dünyadaki varolma nedenlerim olarak gösterebilirim. Hayatımda okuyan değil yazan olmanın, dinleyen değil çalan biri olmanın peşindeyim. Burası bir günlük. Otomobille yaşayan birinin, otomobille yaşadıklarını gün be gün anlattığı bir yer. Günlük olduğu kadar benim yazılarımın da bir arşivi niteliğinde. Otomobiller daima beni hayata bağladı, hayatıma anlam kattı... Bu sevgiden öte, bir tutku, bir yaşam tarzı... Bu yüzden günlük olarak yazılmayı hak ediyorlar...
This entry was posted in Moto GP, San Marino 2008. Bookmark the permalink.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s