>F1 Türkiye GP 2008


>Massa’dan hat-trick
İstanbul’da bu sezonki ikinci galibiyetini alan Brezilyalı, İstanbul Park’taki üst üste üçüncü birinciliğini elde ederek hat-trick yaptı

Ferrari, Massa ile pol pozisyonunu elde ettiğinde, arkalarındaki Kovalainen ve Hamilton hakkında endişe duymaya başlamıştı bile. Acaba McLaren’lar daha mı hafifti yoksa otomobilde bir ilerleme mi kaydetmişlerdi? Yarışa başlamadan buna cevap vermek olanaksızdı ancak doğru olan tek şey oldukça rekabetçi bir yarış çıkartacaklarıydı.

Raikkonen, sıralama turlarında takım arkadaşının gerisinde kalma alışkanlığını bu sezon sadece İspanya’da bozabildi. Massa’nın burada hızlı olacağını zaten biliyorduk, ancak dünya şampiyonunun daha iyi bir sıralama turu derecesi elde edeceğini düşünüyorduk. Takım arkadaşından daha ağır bir benzin yüküyle yarışa başlayan Raikkonen, pit stoplar sırasında Massa’yı geçebileceğini planlıyordu. Ancak bu planları startta Kovalainen ile yaşadığı küçük temas sonrasında sona erdi. Finli yarışa devam edebilse de otomobilinden istediği kadar yükse bir performans elde edemedi.

Raikkonen’in ön kanadındaki hasar küçük çaplıydı ancak bu durum ikinci pitstoplarda taktığı sert lastiklerle iyi bir uyum yakalamasını engelledi. Finli yumuşak lastiklerden daha fazla verim aldığını yarışın en hızlı zamanını elde ettiği yirminci (ilk pit stopundan hemen önce) turda kanıtlamış oldu.

Sıralamalarda takım arkadaşını geçerek iyi bir iş çıkaran Kovalainen, McLaren’ın galibiyet hayallerini gerçeğe taşımak için hazır olduğunu basın toplantısında dile getirmişti. Ancak kötü başlangıcın yanına, Raikkonen ile yaşadığı temas da eklenince McLaren’ın sol arka lastiği hasar gördü ve Finli yarışın henüz ikinci turunda, güvenlik aracı periyodunda pitstop yapmak zorunda kaldı. Bu tek bir şey anlamına geliyordu: Kovalainen için yarış orada bitmişti.

Erken gelen pitstop, takımın taktik değiştirmesine neden oldu ve Kovalainen’i oldukça uzun bir süre pistte tutmaya karar verdiler. Ancak bu da otomobilin ağır benzin yüküyle yoğun trafiğin içinde olması demekti. Finli, özellikle Renault’dan Piquet’nin arkasında kaybettiği zamanlar nedeniyle 12. olarak puan alamadı.
Hamilton ise temiz bir start aldı ve ilk turlarda Massa’dan kopmamaya gayret gösterdi. İngiliz’in ilk pitstopuna onaltıncı turda girmesi, Ferrari’den daha hafif bir otomobille yarışa başladığını gösteriyordu. Hamilton, ik pitstopundan sonra oldukça iyi bir tempo tutturdu ve yarışın ortalarında Massa’yı yakaladı.

Her turda rakibi ile arasındaki farkı kapatıığının farkında olan Lewis, dokuzuncu virajda oldukça geç bir frenaj sonrasında erken gaz açarak Ferrari’nin avantajını biraz olsun azaltma düşüncesindeydi. Hamilton kokuyu almıştı, bu noktadan sonra sadece sollama manevrası onu tatmin edebilirdi. Arka düzlüğe rakibinin hava koridorunda girdi ve atağını yaptı. Massa neredeyse çimlere kadar çıkan rakibi karşısında agresif davranmayıp, oluşacak herhangi bir kazadan kaçınarak, liderliğin ellerinden alınışını izledi.

Bu esnadan sonra fark giderek açıldı ve herkes McLaren’ın sonunda bir yarış kazanacağını düşünmeye başladı. Ancak Massa’nın telsizine gelen haberi şaşkınlık içinde olan Brezilya’lıyı rahatlattı: “Lewis üçüncü kez pite girecek, rahat ol ve konsantrasyonunu kaybetme.”

Üçüncü pitstop fikri, takımın aldığı bir karar değildi. Bridgestone’un McLaren’e tavsiyesi üzerine bu kararı aldılar. Geçen sene burada lastiğini patlattığı için yarışı kaybeden Hamilton, bunun tekrarlanmasını istemiyordu ve yarış esnasında otomobilinde bir titreme olduğu konusunda takımını uyardı. Bunun üzerine düşük yakıt yükü ile yarışan Hamilton, kısa sürecek üçüncü pitstopunu 45. turda gerçekleştirdi.
Yarıştan sonra Bridgestone’un yaptığı açıklamalara göre böyle bir sorun başka bir otomobilde görünmedi. Bu, sadece Hamilton’a özgü bir durumdu ve nedenini tam olarak açıklayamadılar.

Yarıştığı ilk yıl olmadı, ikinci denemede de lastikler izin vermedi, ancak öyle sanıyorum ki Hamilton üçüncü denemesinde İstanbul’da galibiyet alacaktır.

Üçüncü pitten sonra lastiklerinden istediği performansı alamayan McLaren pilotunun görevi arkasındaki Raikkonen’i tutmak ve ikinci cepte yarışı bitirmekti. Zaten Finli de kendine motorunu korumak gibi pek de iddialı olmayan bir görev edinmişti. Dünya şampiyonu sessiz geçen haftasonunda üçüncü olarak 6 puanı hanesine yazdırdı.
Massa ise Hamilton’ın piti nedeniyle yarışı kazanacağını anlamıştı. Rahat bir şekilde, aradaki farkı sabitleyerek İstanbul’un havasının tadını çıkardı ve buradaki üçüncü, sezonun ikinci galibiyetine imza attı.

BMW’den iyi bir performans bekliyorduk ancak yalnız bir yarış çıkardılar. Kubica önündeki Massa, Hamilton ve Raikkonen’in temposuna ayak uyduramadı. Polonyalı ilk pitstoplara kadar Raikkonen’i arkasında tutsa da pitlerde rakibine geçildi ve yarışın ilerleyen zamanlaraında da farkı kapatamadı. BMW Sauber pilotu, en hızlı tur zamanlarında da dördüncü sırada yer aldı. Heidfeld ise dokuzuncu başladığı yarışı, güçlü bir performansla beşinci sırada tamamladı. Tek turda sezonun geride kalan yarışlarında sorun yaşayan Alman pilot, İstanbul’da da bu şekilde bir sıralama derecesi elde etti. Toyota’dan sıralama performanslarıyla ünlü pilotu Trulli’nin bile gerisindeki dokuzunculuk büyük bir hayal kırıklığıydı. Ancak yarışta iyi bir yol tutuş, güçlü motor ve elde ettiği en hızlı beşinci tur zamanı kendisi için hayli önemli olan puanları toplamasına yardımcı oldu.

İstanbul’da dikkat çeken diğer isimlerse Alonso ve Webber’di. Her iki pilot da sıralamalarda elde ettiği derecelere yakın bir finiş gördüler. Özellikle Webber’in BMW’lerin arkasında, altıncı sıradaki grid pozisyonu oldukça etkileyiciydi. Avustralya’lı yarışta aynı motoru kullanan rakibi Alonso’ya göre biraz yavaş kalsa da, bu sezon daha şimdiden geçen yıl topladığı kadar puan alde etmeyi başardı. Bu, Red Bull’daki gelişim konusunda bir fikir verecektir.

Alonso bu yıl sessiz ve derinden ilerliyor. Birşeyler yapmıyor gibi görünse de onun sürüş tarzı bu. Şampiyon olduğu yıllarda da bunun gibi olaylardan uzak duran ve göze çarpmayan performanslarına şahit olmuştuk.

Ancak Fernando sonuç almayı çok çok iyi biliyor. İstanbul’da elde ettiği altıncılık Renault’nun Ferrari, McLaren ve BMW’den sonraki en hızlı otomobil olduğu anlamına gelmeli. Sezonun sonunda doğru Alonso ve Renault’yu belki podyum için savaşırken görebiliriz. Yarışa muhtemelen griddeki en hafif otomobille başlama stratejisini uygulayan Renault ve Alonso, oldukça uzun bir ikinci bölümle rakipleriyle arayı kapatmaya çalıştı. Daha önceki yazımda belirttiğim ve dikkat çekmeye çalıştığım Renault’nun en hızlı tur derecesinin yarışta elde edilen en hızlı tura olan farkı Bahreyn’de 2 saniyeyken, Barselona’da 1 saniyenin biraz üstündeydi, ancak İstanbul’da ise bu fark sadece 0.774 sn idi. Yani Renault hızlanıyor, Alonso’nun gözden ırak ilerleyişi sürüyor.

Massa İstanbul’da elde ettiği birincilikle, şampiyona yarışında ben de varım dedi. Artık şampiyona lideri takım arkadaşıyla arasında sadece 7 puan var ve pilotlar şampiyonasında ikinciliğe çıktı. Ancak onun için önemli ve kilit olan nokta, kendinin değil Raikkonen’in iyi olduğu pistlerde alacağı sounçlar olacak. Eğer sıralamalardaki üstünlüğünü yarışlara da taşıyabilirse şampiyon olmaması için bir neden yok.

Hamilton, Raikkonen ile arasındaki farkı kapatmaya çalışırken kendini bir anda Massa’nın arkasında buldu. İngiliz her iki Ferrari ile oldukça iyi mücadele ediyor ancak takım, markalarda BMW’nin arkasında üçüncü sırada. Kovalainen’in bir an önce sonuç elde etmesi gerek, yoksa değil şampiyonluk ikincilik bile hayal gibi görünüyor.

Artık sırada Monako GP’si var. Geçen sene burada McLaren’lar çok iyiydi ve ilk iki sırayı paylaşmışlardı. Burada sıralama çok önemli, pol pozisyonunu alan yarışı kazanacaktır. Tahminim McLaren’ların kazanacağı yönünde.

About autochronicles

Otomobilleri ve müzik yapmayı bu dünyadaki varolma nedenlerim olarak gösterebilirim. Hayatımda okuyan değil yazan olmanın, dinleyen değil çalan biri olmanın peşindeyim. Burası bir günlük. Otomobille yaşayan birinin, otomobille yaşadıklarını gün be gün anlattığı bir yer. Günlük olduğu kadar benim yazılarımın da bir arşivi niteliğinde. Otomobiller daima beni hayata bağladı, hayatıma anlam kattı... Bu sevgiden öte, bir tutku, bir yaşam tarzı... Bu yüzden günlük olarak yazılmayı hak ediyorlar...
This entry was posted in F1, Türkiye GP 2008. Bookmark the permalink.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s