>F1 Monako GP 2009


>Brawn GP’den üçüncü duble
Sezonun altıncı yarışında da sonuç değişmedi: Brawn GP hem pol pozisyonu kazandı hem de yarışı ilk iki sırada bitirdi. Ancak Ferrari’nin hız olarak eski günlerini hatırlatması gerçekten güzeldi

Monako’da galibiyet için pol pozisyonunun ne kadar önemli olduğunu herkes bilir. Bu nedenden dolayı pilotların her şeylerini ortaya koyup pol pozisyonu için savaşması beklediğimiz bir şeydi. Ama sonuçların bu kadar yakın olacağını tahmin edemiyorduk. Ferrari’ler sıralamalarda oldukça güçlü görünüyorlardı ve Raikkonen’in 2., Massa’nınsa 5. olması iyi bir yarış sonucu için umut vericiydi.

Barrichello, Raikkonen’in gerisinde kalıp üçüncü sırayı elde ederken, yeni tasarlanan çift katmanlı difüzörüyle Vettel dördüncü sırada start alacaktı. Alman pilot bu sırayı gridin en hafif (631.5 kg) otomobiliyle almıştı. Vettel, hafif ama hızlı bir otomobille pist üzerinde daha az kalmayı tercih etti. Bu, eğer güvenlik aracı girerse ki, Monako’da çok görülen bir durumdur, çok işe yarayabilirdi.

Startın en çok konuşulan konusu Ferrari pilotu Raikkonen’in KERS yardımıyla Button’ın önüne geçip geçemeyeceğiydi. Evet belki Finli pilotun böyle bir şansı vardı ama göz ardı ettiği bir konu lastiklerdi. Ferrari gridin kirli tarafından sert lastiklerle kalkarken, Brawn GP otomobilleri hem temiz taraftan kalkıyor hem de yumuşak lastiklerle start alıyorlardı. Çekiş avantajı büyük bir etken olabilir, KERS avantajını yok edebilirdi.

Nitekim start verildiğinde Barrichello’nun yumuşak lastiklerinin sağladığı çekiş üstünlüğü ile Ferrari’yi geride bıraktığını gördük. Massa da yerini önündeki Vettel’i geçecek yer bulamamış, beşincilikteki yerini geliştirememişti. Red Bull otomobilin yeni çift katmanlı difüzörüyle hızlı olması bekleniyordu ama Monako pisti yapısı gereği aerodinamiğin çok da öne çıktığı bir pist değildi. Bundan dolayı difüzör etkisini tam olarak gösteremedi ve Vettel’in ilk turlarda lastiklerini yeteri kadar efektif kullanamadığını gördük. Bunun farkında olan Massa atak yapacak uygun yeri kolluyordu. Tünel çıkışında KERS avantajıyla geç frenajla rakibini geçmek istedi ancak ilk denemesinden başarılı olarak ayrılamadı. Bir tur sonra yine aynı yerde Ferrari şansını bir kez daha denedi ama Vettel frenaja yaklaşılırken sola doğru yanaşıp Massa’ya fren yapacak yer bırakmamayı amaçlıyordu. Alman pilot istediğini elde etmiş, Ferrari rakibine arkadan çarpmamak için burnunu sağa doğru çevirmek zorunda kalarak frenajı kaçırmış ve şikanı düz geçmek zorunda kalmıştı.

Massa düzlükte ceza almamak için Vettel’e yerini bırakmak isterken hemen ardından gelen Rosberg’in fazla cesur hamlesine de engel olamadı ve altıncılığa düştü.
Ancak Vettel birkaç tur sonra lastiklerinin durumundan dolayı oldukça yavaşlamak zorunda kaldı ve hem Rosberg hem de Massa’ya geçildi. Üstelik bu da yetmiyormuş gibi St. Devote çıkışında geç frenajın kurbanı olmuş lastik bariyerlere çarparak yarış dışı kalmıştı. Bu, Button’ın rahatlıkla kazandığı bir günde yapılmaması gereken bir hataydı ve şampiyonluk yarışında Alman pilot için kötü oldu.

Yarışın ilk bölümlerinde Button ele geçirdiği liderliği pekiştirip galibiyet için yeterli farkı yaratırken, Barrichello yol tutmakta zorlanan otomobilini, Ferrari’lerin önünde tutmaya çalışıyordu. Arkasındaki Raikkonen arayı kapatıp Brawn GP’nin hatasını beklemeye koyuldu. bu durumun farkında olan Ross Brawn pilotunu beklenenden önce pit stopa alarak bu dezavantajın önüne geçti. Daha sert olan hamuru takan Brezilyalı yarışın ikinci bölümünde Ferrari’leri arkasında tutmayı başardı ve onlarla aynı tur zamanlarına imza attı.

McLaren’lersa kötü hafta sonunu başladıkları gibi bitirdiler. Kovalainen’in kazası ve Hamilton’ın aldığı ceza sonunda son sıradan yarışa başlaması puansız bir yarış anlamına geliyordu. Ancak Hamilton’ın neden gridin son sırasından başlarken bu kadar hafif bir depoyla start aldığını gerçekten anlayamadım.

Yarışın dikkat çeken isimlerinden biri de Bourdais oldu. Toro Rosso pilotu 14. başladığı yarışı, 50 turda yaptığı tek pitstop sayesinde 8. olarak bitirerek 1 puanı hanesine yazdırdı. Yarışı 5. bitirip Red Bull’a puan getiren Webber’de yarışın ikinci kısmında Ferrari’lerle aynı turları attı ve rakiplerine baskı hissettirdi. Avustralya’lı ikinci pitstopunu Massa ile aynı turda değil de birkaç tur sonra yapabilseydi belki Ferrari’yi geride bırakabilirdi. Yine de Webber gerçekten iyi bir iş çıkardı.

Oldukça sıradan geçen yarış Button’ın galibiyetiyle sonuçlanırken, Barrichello sezonun üçüncü dublesini tamamlıyordu. Ferrari’ler üç ve dördüncü olurken, Raikkonen’in podyumu İtalyan takımının bu sezonki ilk podyumuydu. Bu sonuç iddialı oldukları İstanbul Park pistinden önce elde edilen umut verici bir sonuçtu.
Rosberg 6, Alonso 7. olurlarken, yarışın son bölümlerinde Bourdais’yi zorlayan Fisichella ne yazık ki Force India’ya puan getiremedi.

Monako’nun ortaya çıkardığı sonuç Brawn GP’nin her türlü pistte en hızlı otomobil olduğunu gösteriyor. Downforce olsun olmasın, pist yavaş ya da hızlı olsun Mercedes motorlu Brawn GP’ler gerçekten çok hızlılar. İstanbul Park da Ferrari’lerin rakiplerini biraz daha zorlayacaklarını hatta galibiyet için savaşabileceklerini düşünüyorum. Bu arada McLaren’a da dikkat çekmek gerek. Evet, Monako’dan puansız ayrıldılar ama bu hızlanmadıkları anlamına gelmiyor.

Ancak dikkat çekilecek bir diğer nokta da galibiyet elde eden pilotun hep aynı olmasının yanında podyumdaki isimlerin sürekli değişmesi. Bu, Button’ın şampiyonluk için belli bir rakibi olmadığı anlamına geliyor. Eğer böyle devam ederse birkaç yarış sonunda İngiliz pilot şampiyonluğunu elde edecek, sezon hangi pilot ve takımın üçüncülük için yarıştığını üzerinde odaklanacaktır.

About autochronicles

Otomobilleri ve müzik yapmayı bu dünyadaki varolma nedenlerim olarak gösterebilirim. Hayatımda okuyan değil yazan olmanın, dinleyen değil çalan biri olmanın peşindeyim. Burası bir günlük. Otomobille yaşayan birinin, otomobille yaşadıklarını gün be gün anlattığı bir yer. Günlük olduğu kadar benim yazılarımın da bir arşivi niteliğinde. Otomobiller daima beni hayata bağladı, hayatıma anlam kattı... Bu sevgiden öte, bir tutku, bir yaşam tarzı... Bu yüzden günlük olarak yazılmayı hak ediyorlar...
This entry was posted in F1, Monako GP 2009. Bookmark the permalink.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s