>F1 Macaristan GP 2008


>Kovalainen’in kontrat hediyesi Massa’dan
Finli pilotun 2009’un sonuna kadar uzayan kontratının en büyük hediyesi Felipe Massa’dan geldi. Brezilyalı, F2008’inin patlayan motoru nedeniyle galibiyeti rakibine hediye etti

McLaren, 29 Temmuz tarihinde, 2009 sezonunda Kovalainen ile devam edeceğini açıklamıştı. Fin pilot bu haberin sezon ortasında ortaya çıkmasından çok mutlu olduğunu dile getirmiş ve açıkçası çok da rahatlamıştı. Bir de yarış kazanabilse…
Fin pilotun bu gayesine ulaşması çok uzak değildi. Bu haberden sadece beş gün sonra kariyerinin ilk yarışını kazanacaklarını söyleseler ne derdi acaba?

Macaristan’daki haftasonunda hiçbir seansta en hızlı isim olamamış, sadece Cuma günü antenman seansında Hamilton’ı geride bırakabilmişti. Aslında bu sadece Macaristan’a özgü değil, sezonun geri kalan kısmında bu şekildeydi. Kendisi de takım arkadaşı ve Ferrari pilotlarına karşı olan performansından memnun değildi. Belki otomobilinden istediğini elde edemiyordu, belki takım arkadaşı çok hızlıydı…

Pazar gününe de bu şekilde başladı. Sıralama turlarında Hamilton’ın ardından elde edilen ikincilik, geçiş imkânı zor olan bu pistin bir McLaren yarışına döneşeceğinin habercisi gibiydi. Ancak böyle düşünmeyenler de vardı…

Sezonun geri kalan kısmında sıralama turlarında iyi bir performans sergileyen Massa, kırmızı otomobilini üçüncü sıraya oturtmuş, ne yapıp edip önündeki rakiplerini geçmeye odaklanmıştı. Üstelik Raikkonen altıcı sırayı elde etmişti. Massa pistin temiz tarafından start alacak pilotlardan biriydi, yani bunu bir avantaja dönüştürebilir, kendini en azından bir McLaren’in önüne atabilirdi. Nitekim yeşil ışığın yanmasıyla Massa, bir değil iki McLaren’i birden geride bırakmayı başarmış, yarışın liderliğini ele geçirmişti.

Kovalainen tıpkı Hamilton, Massa, Raikkonen ve Kubica gibi sert lastiklerle yarışa başlamış, startın ilk metrelerinde iyi bir çekiş yakalayamadığı için Massa’nın Ferrari’sinin gerisinde kalmıştı. İlk turlardan itibaren önündeki Hamilton ve Massa’nın temposuna ayak uydurmakta zorlanan Finli, rakiplerinden daha ağır bir otomobile sahipti ve deposunda Massa’ya göre 3, Hamilton’a göre 2 turluk fazla benzin taşıyordu. Ancak ilk pitstoplarda istediği kadar farkı kapatamadı. Kısa bir pit yapıp, yine sert lastiklerini takan Finli’nin bu stratejisi rakipleriyle aynıydı.

Bu arada sıralama turlarında ilk defa takım arkadaşını geride bırakmayı (5. sırada yarışa başladı) başaran Toyota pilotu Glock, iyi bir çıkış yapıp, Kubica’yı geride bırakarak dördüncü sırayı ele geçirdi. Geçen senenin GP2 şampiyonu da strateji olarak sert lastiklerle başlamayı seçmişti. İlk pitine 20. turda girdi ve sert lastiklerle devam etmeyi tercih etti. Ancak diğerlerinden farklı olduğu nokta ikinci pitstoplarda kendini gösterdi. Hafta sonu boyunca yumuşak lastiklerinden istediği verimi alamayan Alman pilot, çok uzun bir ikinci seans ve sadece yumuşak lastikleri takmak için gireceği ikinci bir pit stop planlamıştı. Üstelik kendinden daha hafif olan BMW’yi geride bıraktığı gibi onbeşinci turda 9 saniyelik bir fark da yaratabilmişti. Yani Glock bu haftasonu oldukça hızlıydı.

Glock yarışı dördüncü olarak götürdüğü sırada önündeki Kovalainen’in McLaren’ı ile aynı turları atabiliyordu. Alman pilotun bu performansı, ortalarda pek görünmeyen takım arkadaşı Trulli ile karşılaştırıldığında göz kamaştırıcı olduğu gibi ilerisi için de oldukça olumlu düşünceler oluşturdu.

Yarışın liderliğini ele geçirdiği anda Hamilton’a güvenli bir fark yaratma düşüncesinde olan Massa, yarışın kırkıncı turunda sadece 5 saniyelik bir avantaja sahip olsa da imdadına McLaren’ın sol ön lastiği yetişti. Yarışın kırkbirinci turunda yaptığı blokaj nedeniyle aşınıp patlayan lastiği, Hamilton’ın zorunlu şekilde pite girmesi anlamına geliyordu. Kurallar nedeniyle mecburen yumuşak lastiklerini takan genç İngiliz, bu lastiklerle yaklaşık 30 tur atmak zorunda kalacaktı. Otomobilinin lastiklere olan sert yaklaşımı ve kendi sürüş tarzı göz önünde bulundurulduğunda bu oldukça riskliydi. Ancak yapılacak bir şey kalmamıştı.
İngiliz yarışla döndüğünde onuncu sıraya düşmüştü, üstelik yarış bu şekilde bitecek olursa liderliği de Ferrari’ya kaptıracaktı. Ancak Hungaroring’in daha söyleyeceği çok şeyi vardı. Bu haftasonu kendisi değil bir başka pilot kaybeden olacaktı.

Hamilton’ın geriye düşmesiyle ikinci sıraya yükselen Kovalainen, ikinci pitstopuna
48. turda girdi. Massa’dan dört tur daha fazla pistte kaldı ve aradaki farkı az da olsa kapatmaya başladı. Ancak bu arada arkasındaki McLaren’ın yok olmasıyla oldukça rahatlayan Massa, yavaş turlar atarak alacağı galibiyeti düşünüyordu.

Bu sırada Raikkonen de Alonso’yu geçmiş ve Glock’la arasını hızla kapatıyordu. Finli için Hamilton’ın geride kaldığı bir yarışta alınacak her puanın önemi var, bunu zaten bizler de kendisi de geçen sezonda çok iyi öğrendik. Ancak Ferrari pilotu yarışın en hızlı turunu attığı bu sırada yaptığı hatayla Glock ile olan teması kaybetti ve podyumun son basamağına razı olmak zorunda kaldı.

Herşey belli bir düzene oturmuş gibi görünürken start finiş düzlüğündeki duman haftasonunun en büyük süprizini bizlere gösteriyordu. Lider giden Ferrari’nin patlayan motoru, Massa için sıfır puan olduğu gibi, Kovalainen için de kariyerinin ilk galibiyeti anlamına geliyordu. Finlinin bundan sonra yapacağı tek şey otomobilini üç tur sonra finişe ulaştırmaktı.

Brezilya’lının yarış dışı kalması aynı zamanda Glock’a da yaradı. F1 kariyerinin ilk podyum başarısını elde eden Alman pilotun bu sonucu aynı zamanda Toyota’nın da bu sezonki en iyi derecesiydi.

Böylece Kovalainen sözleşmesini uzatan takımına en iyi hediyeyi vermiş oldu ve McLaren’ın yerinde bir tercih yaptığını kanıtladı. Bu, kendine olan güvenini tazeleyeceği gibi sezonun geri kalan kısmında da Fin pilotun performansını etkileyecektir.

Ancak şunu da unutmamak gerekiyor ki Kovalainen yarışı kazanmış olsa da ne sıralamalarda, ne yarışta ne de antrenman turlarında en hızlı isim değildi. Biraz da şansının yardımıyla bu galibiyeti elde etti. Yine de galibiyet galibiyettir değil mi? O zaman bize de takımının kendisine söylediği gibi “Kazananların dünyasına hoş geldin” demekten başka birşey kalmıyor.

About autochronicles

Otomobilleri ve müzik yapmayı bu dünyadaki varolma nedenlerim olarak gösterebilirim. Hayatımda okuyan değil yazan olmanın, dinleyen değil çalan biri olmanın peşindeyim. Burası bir günlük. Otomobille yaşayan birinin, otomobille yaşadıklarını gün be gün anlattığı bir yer. Günlük olduğu kadar benim yazılarımın da bir arşivi niteliğinde. Otomobiller daima beni hayata bağladı, hayatıma anlam kattı... Bu sevgiden öte, bir tutku, bir yaşam tarzı... Bu yüzden günlük olarak yazılmayı hak ediyorlar...
This entry was posted in F1, Macaristan GP 2008. Bookmark the permalink.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s