>F1 İspanya GP 2009


>Brawn GP’den ikinci duble
Sezonun Avrupa’daki ilk yarışı olan İspanya GP’sine birçok takım yeni aerodinamik paketlerle geldi. Ancak Brawn GP sezonun ikinci dublesiyle, bir kez daha rakiplerinden ne kadar üstün olduğunu gösterdi

Button ve Barrichello’nun sıralama turlarında pol pozisyonu ve üçüncü sırayı alması Brawn GP’lerin hızı hakkında ipuçları veriyordu. Ancak Vettel’in bu ikiliden daha ağır bir otomobille ikinci sırayı alması ve Ferrari’den Massa’nın ilk üç sıradakilerin hepsinden daha ağır benzin yüküyle elde ettiği dördüncülük, Button’ın pol pozisyonundan daha çok konuşuldu. Ferrari pilotu rakiplerine göre 2-3 tur daha fazla yakıta sahip olduğu için avantajlı görünüyordu. Eğer KERS’in yardımıyla iyi bir start alabilirse belki podyum için savaşabilirdi.

Bu arada Red Bull’un diğer pilotu Webber beşinci sırayı elde ederken, Toyota’lar 6 ve 7. sırayı alıyor, Alonso, Rosberg ve Kubica ilk 10’u tamamlayan pilotlar oluyordu. Şampiyonlardan Raikkonen, Ferrari’nin strateji hatasıyla 16. olarak yarışa başlarken, Hamilton’ın yarış öncesi “Bu pist otomobilimize pek uygun değil, ancak puan için savaşmayı bekliyoruz” açıklaması İngiliz’in elde ettiği on dördüncülükle kendini belli etmişti. Hamilton bu nedenden dolayı gridin en ağır otomobili (683 kg) ve yumuşak lastiklerle başlamayı tercih etti. Kalabildiği kadar pistte kalmayı ve olabildiğince geç pitstop yaparak avantaj elde etmeyi düşünüyordu.

Beş kırmızı ışık söndüğünde, Barrichello muhteşem bir startla Vettel ve takım arkadaşı Button’ı geçip liderliğe oturdu. Startın kaybeden ismi ise Vettel oluyordu. Taşıdığı benzin yüküne göre oldukça avantajlı görünen Alman pilot, bu avantajını Massa’ya geçilip dördüncü sıraya düşerek kaybetti.

Bu sırada ikinci virajda yaşanan kaza güvenlik aracının piste girmesi anlamına geliyordu. Kazada Trulli, iki Toro Rosso pilotu Buemi ve Bourdais ve Sutil yarış dışı kaldılar.

Güvenlik aracı periyodu ağır otomobillerin avantajını biraz daha öne çıkartırken, Massa’yı geçmek için fırsat kollayan Vettel için de iyi haber anlamına geliyordu.
Yarış tekrar başladığında bir kez daha Barrichello’nun farkı giderek açtığını gördük. Brezilyalı otomobilinin yol tutuşu ve dengesinden çok memnundu ve yumuşak lastiklerle gerçekten çok hızlıydı. Üstelik Brawn GP takımının ilk olarak Button’ı pite aldığını düşündüğümüzde oldukça avantajlıydı da. Takım arkadaşı 18, kendisi 19. turda pite yöneldiklerinde herşey planlandığı gibi ilerliyordu. Her iki pilotta çok memnun olduğu yumuşak lastiklerle devam ediyorlardı ve ikili arasındaki fark biraz daha açılmıştı.

Vettel ise Massa’yı geçecek anı bulamamış, yarışın ilk bölümünü kırmızı otomobilin arkasında, yeni tasarlanan difüzörün detaylarını inceleyerek geçirmişti. Alman pilot bu şekilde yarışı kaybedeceğinin farkında olsa da KERS kullanan rakibine karşı üstünlük kuramamıştı. Red Bull, özellikle aerodinaminin ağır bastığı üçüncü sektörde Ferrari’ye göre hızlıydı ama pistin uzun düzlüğü dolayısıyla geçecek fırsatı bulamadı.

Bune ilaveten Vettel’in Massa ile aynı turda pite girmesi, Red Bull pilotunun pit stoplarda rakibini geçecek şansını da elinden almıştı. Bana göre burada Red Bull’un Vettel’i en az 1 tur daha pistte tutup, daha kısa bir pit stopla yarışa döndürmesi gerekirdi. Ferrari ile aynı turu tercih etmeleri hata gibi görünüyordu.

Bu arada diğer Red Bull pilotu Mark Webber’de önündeki ikiliden kopmamak için elinden geleni yapıyor ve beşinciliğini garantilemek istiyordu. İşin gerçeği Avustralya’lı yarışın bu bölümünde takım arkadaşından daha hızlıydı ve giderek arayı kapatmaya başlamıştı.

Brawn GP’ler ilk iki sırayı paylaşırlarken, Massa’nın üçüncü sırayı elinde tutması hem Vettel’in yarışını bitiriyor, hem de Brawn GP pilotlarının ekmeğine yağ sürüyordu.

Yarışın şekli belli olmuştu: Brawn GP kazanacaktı, ancak kimin galip geleceği belli değildi. Bu sırada Barrichello’ya gelen telsiz mesajı yarışın bir taktik savaşına döneceğini belirtir gibiydi: “Rubens, Jenson’la yarışıyorsun. Ona göre erken pite gireceksin, dolayısıyla gereken farkı yaratman için önünde 10 turun var.” Brezilyalı bu oyunları iyi biliyordu, şimdi yapamazsa hiç bir zaman yapamazdı. Takım arkadaşı kendine göre ağırdı, önü boştu ve otomobili çok iyiydi. Arka arkaya en hızlı tur zamanlarını atarak 31. turda ikinci pitine yöneldi. Bu biraz erken yapılmış bir pit stoptu, çünkü Rubens iki pitstopu arasında sadece 12 tur atmıştı. Yoksa 3 pit mi yapacaktı? Bir kez daha yumuşak lastikleri taktı, taktik belli olmuştu: Barrichello 3 pit stop stratejisi üzerine oynuyordu.

Ancak gözünden kaçırdığı bir şey vardı: Button’la arasında 15 saniye kadar fark olmasına rağmen, kendi otomobili ağır ve yavaşken, Button en hafif şekilde pistte tur atıyor olacaktı. Bu fark yetmeyebilirdi. Üstelik ikinci set yumuşak ve sert hamur lastiklerde beklediği dengeyi yakalayamamış, o momentumunu kaybetmişti.
Bunun farkında olan Button da hızlanmaya başlamıştı. İngiliz, yarış esnasında taktik değiştirmiş ve 3 pitstoptan, 2 pitstopa geçiş yapmıştı. Bu nedenden dolayı ikinci bölümde oldukça uzun pistte kalacak ve Barrichello’yu geride bırakmaya çalışacaktı. Button bu amacına ulaştı ve yumuşak lastiklerle tam 30 tur attı. İşte yarışın kırılma noktası da burasıydı. Button’ın ikinci pitstop çıkışında Massa ile Vettel’in önünde kalabilmesi galibiyet kendine getirdi.

Ancak tabii burada Button’ın muhteşem bir sürüş çıkardığını da unutmamak gerek. Atılan 30 tur, otomobilin çok ağır olduğu anlamına gelse de yine de Button en hızlı tura yakın turlar atabiliyordu.

Buna yakın bir strateji Webber’den de izledik. Öndeki ikiliyi geçmesinin tek şansı pit stoplar olduğunu bilen Avustralyalı, ikinci bölümde 31 tur atarak bu amacına ulaştı ve podyumun son basamağını ele geçirdi.

Massa ise oldukça güçlü bir yarış çıkartırken son bölümlerde Vettel’in bunaltıcı baskısı altında kaldı. Brezilyalı pilot sadece pozisyonunu korumaya odaklanmış durumda arkasındaki çılgın Alman’ı tutmaya çalışıyordu ki, telsizinden hiç beklemediği bir haber aldı: “Felipe, yavaşlaman gerek çok benzin harcıyorsun.”
“Ne yapmamı bekliyorsunuz? Pozisyonumu savunuyorum.”

Olanlara inanamıyordu; Ferrari deposuna yeteri kadar benzin koymamış, yarışı bitirebilmesi için ayağını gazdan çekmesi gerektiğini söylüyordu.
Dinlemedi ve kendisi için doğru olanı yapmaya devam etti. Yarışın bitimine 3 tur kalmıştı.

“Felipe, yavaşlamazsan yolda kalacaksın. Geçmesine izin ver, bırak geçsin!”
Yapacak bir şey yoktu. Podyum ellerinin arasından uçup gitmişti. Bana kalırsa sadece podyum değil, takımın güvenilirliği ve şöhreti de yerle bir olmuştu.

Üstelik Massa o kadar yavaşlamak zorunda kaldı ki, 18 saniye arkasında sessiz sedasız bir yarış çıkaran Alonso’da son turda kendisini geçip dördüncülüğü elinden aldı. Peki Heidfeld? BMW ile arasında yaklaşık 30 saniye vardı son tura girilirken ancak damalı bayrağın altından geçtiklerinde ikili arasında sadece 2.3 saniye olduğu yazıyordu. Neyse ki altıncı olabilmişti.

Ferrari finiş görmüş ve hemen ardından yakıtı biterek yolda kalmıştı. Takım yarıştan sonra benzin fiyaskosuna benzin pompasının yol açtığını (!) söyleyecekti.
Böylece bir kez daha Brawn GP’ler ilk iki sırayı elde ederken, Red Bull’lar 3 ve dördüncü oldular. Kendi evinde yarışan Alonso ise Renault’ya bir beşincilik hediye etmiş oldu. Ferrari Massa ile altıncı olurken, yedinci Hiedfeld, sekizince ve son puanın sahibi de Williams pilotu Rosberg oldu.

Uzun bir ilk bölümün ardından kısa ve sert lastiklerle atılan ikinci bölüm stratejisi, McLaren pilotu Hamilton’a sadece dokuzunculuk getirdi. Bu da yetmiyormuş gibi İngiliz, vatandaşı Button’dan tur yedi ve yarış öncesinde söylediklerinin ne kadar yerinde olduğunu gösterdi. Ferrari ve McLaren’in diğer pilotlar Raikkonen ve Kovalainen teknik problemler nedeniyle yarış dışı kaldılar.

Sezonun Avrupa ayağının başlamasıyla adeta yeniden start alacağını düşünenler, bu sonuçla aslında sezonun bir kez daha bitmiş olduğunun farkına vardılar. Brawn GP kuru zeminde gerçekten çok ama çok hızlı bir otomobil üretmiş.

Sezon içindeki test yapma yasağı varken bu farkın kapanabilmesi zor gibi görünüyor. Monako da difüzörlere pek iş düşmeyeceği için diğer takımların da hızlı olması beklenebilir. Ancak ben yine de Brawn GP ve Red Bull’un en hızlılar olacağını düşünüyorum.

About autochronicles

Otomobilleri ve müzik yapmayı bu dünyadaki varolma nedenlerim olarak gösterebilirim. Hayatımda okuyan değil yazan olmanın, dinleyen değil çalan biri olmanın peşindeyim. Burası bir günlük. Otomobille yaşayan birinin, otomobille yaşadıklarını gün be gün anlattığı bir yer. Günlük olduğu kadar benim yazılarımın da bir arşivi niteliğinde. Otomobiller daima beni hayata bağladı, hayatıma anlam kattı... Bu sevgiden öte, bir tutku, bir yaşam tarzı... Bu yüzden günlük olarak yazılmayı hak ediyorlar...
This entry was posted in Brawn GP, duble, F1, İspanya GP 2009. Bookmark the permalink.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s