>F1 İngiltere GP 2008


>Yağmurda dans
Yoğun yağış altında geçen İngiltere GP’sini kazanan Hamilton, şampiyona için çok kritik bir galibiyet aldı

Geçen sene kendi seyircisi önünde pol pozisyonunu kazanan ama yarışta istediğini elde edemeyen Hamilton, bu yıl Silverstone’a yarım kalmış işini bitirmeye gelmişti. Üstelik son iki yarışta yaptığı hatalardan dolayı puan alamayan ve İngiliz medyasının hedefi haline gelen pilot, arayı biraz yumuşatmak ve şampiyonaya yeniden ortak olmak için kazanmayı hedefliyordu.

Sıralama turlarında herşey iyi gidiyordu, ta ki son seansın hızlı turunda otomobilini kaydırıp zaman kaybedinceye kadar. Hamilton yine bir hata yapmış, bu hata ona pol pozisyonunu kaybettirdiği gibi hem takım arkadaşının hem de şampiyonadaki en büyük rakiplerinden biri Raikkonen’in arkasında kalmasına neden olmuştu.

Bu nedenle iyi bir çıkış yapması ve en azından Raikkonen’i kalkışta geçmesi gerekiyordu. Takım arkadaşına geçildiğini çok düşünmüyor, sadece Pazar günü galibiyeti nasıl elde edebileceğine odaklanıyordu. Sabah kalktığında Silverstone’un ona yaptığı süprizi gördü: Yağmur bulutları. Bu, belki ters giden herşeyi düzeltebilir, kendi seyircisi önünde rüye gibi bir galibiyet anlamına gelebilirdi.

Beş kırmızı ışık söndüğünde muhteşem bir çıkışla Webber’in sağına doğru yanaştı. Bu arada Raikkonen, Webber’i geçmek için hamle yapmış ve biraz olsun hız kaybetmişti. İlk viraja gelindiğinde Webber ve Raikkonen’i geride bırakmış, Kovalainen’in yanına kadar gelmişti. Ancak takım arkadaşı çizgisini bozmadan viraja girdi ve iki McLaren birbirine sürttü. Sakin olmalı, biraz olsun geriye çekilmeliydi. Olası bir kaza ikisininde yarış dışı kalması, şampiyonanın kırmızı otomobillere hediye edilmesi anlamına geliyordu.

Nitekim istediğini 5. turda elde etti. Kovalainen biraz dışarı kaydığı için kapı açılmıştı. Hamilton’a da sadece açık kapıdan içeri süzülmek kaldı. Kovalainen ise istediği yol tutuşu elde edememekten şikayetçiydi. Fin pilot spin atarak, arkasındaki Raikkonen ve Alonso’ya geçilmekten kurtulamadı. Bu, McLaren’ı strateji olarak kötü etkiledi. Hamilton’ın arayı açması, Kovalainen’e Raikkonen’i arkasında tutma görevini veriyordu. Ayrıca Kovalainen’in ilk turlarda takım arkadaşı kadar hız yakalayamaması da göze çarpan bir diğer noktaydı.

Önündeki McLaren’den kurtulan Raikkonen ise, hemen arayı kapatmaya başladı ve farkı saniyeye kadar indirdi. İlk pitstopa Hamilton ile aynı turda giren Ferrari pilotu, lastiklerini değiştirmeyerek büyük bir risk aldı. Bunun altında yatan düşünce pistin şartlarının iyileşeceği yönündeydi. Bana göre bu, stratejik olarak yapılan bir hataydı, çünkü hava şartları iyi bir gidişat göstermiyordu.

Arka arkaya çıkan iki otomobilden gri olanı, daha ilk turda rakibine üstünlük kurmayı başardı. Raikkonen’in hatası kendini göstermiş, tur zamanları arası 5 saniyeye kadar çıkmıştı. Bana kalırsa Ferrari’nin 9 tur beklemeden strateji değiştirip Raikkonen’i hemen tekrar pite alması gerekiyordu, ancak 30. turda bunu gerçekleştirdiler ve ikinciliği Heidfeld’e kaptırdılar. Yarışın geri kalanında Finli pilot elinden gelenin en iyisini yaptı ve son turlara doğru Kovalainen ve Alonso’yu geçerek dördüncülüğü elde etti. Bu sonuç, kötü giden bir haftasonunda alınan çok ama çok iyi bir neticeydi. Raikkonen, takım arkadaşı gibi kötü gidişata kendini kaptırıp, sağa sola savrulan ve disiplinini kaybetmeyen bir pilot. Belki şampiyon ile henüz şampiyon olmamış bir pilot arasındaki fark bundan kaynaklanıyordur, ne dersiniz?

İyi bir start alıp, 22. turda pit stop yapan Heidfeld, kendinden yavaş olan Ferrari’yi kolaylıkla alt edip ikinciliği ele geçirdi. Heidfeld’in acil olarak takım arkadaşını geride bırakıp, beklediği gibi gitmeyen sezonu kendine çevirmesi gerekiyordu. Bunun için Kubica’nın onuncu olarak başladığı yarıştan daha iyi bir fırsat eline geçmezdi. Hamilton ile arası bir dakikadan fazla açıldığı için Alman pilotun tek yapması gereken şey otomobilini bir hata yapmadan finişe götürmekti. O da bunu gerçekleştirdi.

Kubica ise bir ara üçüncülüğe kadar çıkıp, tekrar kürsüde iki BMW görmeyi düşünmemizi sağlarken oldukça hızlı bir şekilde spin atarak yarış dışı kaldı ve şampiyona liderliğini ele geçirme hesaplarını kum havuzuna bıraktı. Bu, Polonyalı’nın şampiyonadaki rakiplerinden sadece Hamilton’ın iyi bir sonuç aldığı yarışta yapmaması gereken bir hataydı. Bu ve bunun gibi kritik hatalar, sezon sonunda şampiyonu belirleyebiliyor.

Yarışa ikinci sıradan başlayan Webber ise ilk virajda Raikkonen’le oldukça yakın bir mücadeleye girişti ama buradan, spin atarak sonuncu sırada yarışa döndü. Avustralya’lı yarışın ilk bölümlerinde muhteşem bir çıkış gösterdiyse de şartlar ağırlaşmaya başlayınca temposunu kaybetti ve yarışı onuncu sırada bitirdi. Bu sıralamalarda elde edilen ikincilikten sonra büyük bir hayal kırıklığıydı.

Yarışın en dikkat çeken isimlerinden biri de Honda pilotu Barrichello’ydu. Yarışa
16. sıradan sessiz sedasız başlayan Brezilyalı, ikinci pitstoplara kadar ortalarda görünmedi. 35. turda gelen ikinci pitstop, Honda’nın ve Ross Brawn’ın yaptığı bir hata gibi (iki pilot aynı anda pite girmişti) görünse de Barrichello’ya yaradığını anlaımış olduk. Pistteki neredeyse tüm rakipleri geçiş lastikleriyle ağırlaşan zeminde yol tutuş ararken, o ıslak zemin lastikleriyle herkesten 3, 4 saniye hızlı turlar atıyordu. Son pitstopundan hemen önce ikinciliğe kadar çıkan pilot, geçiş lastiklerini taktığı üçüncü ve son pitstopunda ikinciliği Heidfeld’e kaptırdı. Yine de Barrichello ve Brawn’ın bu taktiksel zaferi, onu yarışın adamı olarak belirlememe yetti. Bu sonucun ardında yatan şey taktik ve tecrübenin birleşimiydi.

Diğer Ferrari pilotu Massa ise İngiltere’de, adeta ıslak zeminde otomobil kullanmayı öğreniyordu. Tam 6 kez spin attı ve berbat bir yarış sonucunda yarışı bitiren otomobiller arasında son sırayı aldı. Onun için zaten zor bir yarış olacağı belliydi, sıralamalarda dokuzuncu olmuş, bir türlü istediği hızı yakalayamamıştı.

Yine de bu kadar kötü bir haftasonunu sonunda şampiyonada liderle aynı puanda olmak iyi birşey, tabi bir yarış öncesinde Hamilton’la aralarında 10 puan olduğunu hesaba katmazsak. Monaco’daki yağmurda da Massa, yavaş kalmış, spin atmış ve ardındaki Kubica’ya ikinciliği bırakmak zorunda kalmıştı. Sanırım Brezilya’lı vatandaşı Senna gibi ıslak zeminlerin geçilmezi olmayı pek düşünmüyor.

Kısacası Hamilton’ın kazandığı 10 puan, Massa’nın elde ettiği 0 sayesinde 20 puan kadar değerli bir hale geldi ve yeniden şampiyona lideri olmasını sağladı. Bu, evinde olduğu için kendisi, taraftarları, takımı ve üzerine gelen medya baskısına verebileceği en iyi cevaptı. İki yağmurlu yarış ve aynı kazanan. Galiba yeni bir ıslak zemin ustasıyla karşı karşıyayız…

About autochronicles

Otomobilleri ve müzik yapmayı bu dünyadaki varolma nedenlerim olarak gösterebilirim. Hayatımda okuyan değil yazan olmanın, dinleyen değil çalan biri olmanın peşindeyim. Burası bir günlük. Otomobille yaşayan birinin, otomobille yaşadıklarını gün be gün anlattığı bir yer. Günlük olduğu kadar benim yazılarımın da bir arşivi niteliğinde. Otomobiller daima beni hayata bağladı, hayatıma anlam kattı... Bu sevgiden öte, bir tutku, bir yaşam tarzı... Bu yüzden günlük olarak yazılmayı hak ediyorlar...
This entry was posted in F1, İngiltere GP 2008. Bookmark the permalink.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s