>F1 Fransa GP 2008


>Hamilton Fransa’dan eli boş döndü
Şansızlık İngiliz’in yakasını bırakmıyor. Kendi görüşüme göre haksız verilen bir ceza Hamilton’ın liderden 10 puan geriye düşmesine neden oldu

Önce Kanada’da Raikkonen’e çarptığı için 10 sıra geriden yarışa başlama ve ardından Fransa’da şikanda avantaj elde ettiği gerekçesiyle verilen pitten geçiş cezası.

Hamiton’ın yüzü iki yıldır cezalardan neredeyse hiç gülmüyor. Ancak İngiliz pilotun bunlardaki suçu (Kanada’yı saymazsak) tartışılır. Özellikle Fransa’da verilen ceza şahsi fikrime göre komik, yarışmanın ana fikrine oldukça ters bir uygulamaydı.
Bir pilot diğerini geçmek için sıkıştırıp, varını yoğunu bu iş için adayıp, viraja önde gelip, hızlı olduğu için apeksi kaçırıp bir şikanı dönemiyorsa buna ceza vermenin anlamı nedir? Üstelik, bu noktada daha önce ender rastladığım bir ustalıkla otomobilinin kontrolünü sağlamışsa bu daha da trajik bir hale geliyor. Bildiğim kadarıyla bu durumda pilot bir virajı kasten düz geçmişse ceza veriliyor, bu gibi limitte olduğu durumlarda değil. Acaba Ferrari pilotları aynı şeyi yapmış olsa bu ceza uygulanır mıydı? Bu da merak ettiğim bir diğer nokta.

Yarışmak sonuna kadar zorlamak, önündeki otomobili geçmek için herşeyi yapmak değil midir? Yarışmanın ana fikri olan bu düşünceler doğrultusunda FIA’nın verdiği kararı sporu lekeyen bir unsur olarak görüyorum. Umuyorum bundan sonra daha dikkatli davranırlar.

Peki yarışta neler oldu? Aslında oldukça keyifli bir yarış izliyorduk. Geçiş fırsatı pek olmayan bir pistte fazlasıyla geçiş, sıralamalardaki süpriz sonuçlar ve geride kalan güçlü otomobillerin baskısı…

İlk iki sırada başlayan Ferrari’lerin yarışı domine edeceği belliydi, çünkü arkalarında sırasıyla deposu boş olan Alonso, Trulli ve şampiyona lideri Kubica bulunuyordu. Bu otomobillerden sadece Kubica onlar için bir tehlike oluşturuyordu; tabii o da önündeki pilotları geçebilirse. McLaren’lar cezaları nedeniyle 11 ve 13. sıralarda başlayacaklar, yarışın başlarında trafiğin içinde kalacaklar ve Ferrari’lerde arayı açıp yarışı kazanacaklardı. Senaryo oldukça kolaydı, uygulama içinse sadece temiz bir start gerekiyordu.

Startta temiz bir çıkış yapan Ferrari’ler hemen arayı açmaya başladılar, onlara Alonso’yu geride bırakan Trulli’de yardım etti. İtalyan pilot nispeten yavaş olan otomobiliyle hem Alonso’yu hem de Kubica’yı yavaşlatıyordu.

Hamilton iyi bir çıkış yapıp ilk turlarda üç sıra birden yükseldi. Ancak İngiliz pilotun henüz birinci turda Vettel’i geçmek için yaptığı baskı, yedinci virajda şikanı düz geçmesine neden oldu. Bana göre bu adil bir geçiş ve viraja aşırı hızlı giren bir pilota göre insan üstü bir yetenekle otomobili kontrol etme dersiydi. Bu kurtarıştan sonra Hamilton’ın kendine güveni tam anlamıyla yerine geldi ve hızlı yükselişini sürdürdü. Hatta takım arkadaşı Kovalainen’i bile geride bırakmayı başardı. Ancak yarış komiserleri Hamilton’ın heyecanını paylaşmıyorlardı ve bu hareket için pitten geçme cezasını uygun gördüler.

Bu cezadan sonra Hamilton’ın puan alma hayalleri de şikanın kerbleri üzerinde kaldı. Çünkü taktik olarak McLaren Hamilton’ın olabildiğince önde yarışa başlaması üzerine oynamıştı; yani benzin yükü ve stratejileri bunun üzerineydi. Nitekim 19. turda yaptığı erken pitstopta bunu kanıtlıyordu. İngiliz pitten sonra ancak onsekizinci olarak piste dönebildi.

Sıralama turlarında otomobilinden istediğini elde edemediğini söyleyen Kubica’da önündeki Trulli ve Alonso’nun hızına yetişmekte zorlandı. Şampiyona lideri için buradan alınacak her puan altın değerindeydi ancak işler her zaman istediğiniz gibi gitmeyebiliyor. Alonso boş deposuyla 15. turda ilk planlı pitstopunu yapan isim oldu ve Kubica böylece onu geçebildi. Ancak Trulli ile aynı turda pitstop yapmaları Toyota’nın önde çıkması anlamına geliyordu.

Takım arkadaşına göre daha uzun bir ilk seans tercih eden Kovalainen, bunun faydalarını gördü ve pitten çıktıktan sonra da yükselişini sürdürdü.
Sezonun şimdiki bölümüne kadar kendinden isteneni veremeyen ve hakkında söylentiler çıkan Renault pilotu Nelson Piquet ise başarılı bir yarış çıkarıyordu. Yarışın ortalarında Kovalainen’e başarılı bir savunma uygulayan Brezilyalı, pitstopta rakibine geçildi. Ancak yine de ondan hızlı istikrarlı ve akıllı bir yarış izledik.
Raikkonen ilk pitstopa Massa’dan iki tur önce girdi dolayısıyla Brezilyalının bu esnada attığı turlar galibiyet için anahtar rol oynayacaktı. Fakat Massa trafiğe takılıp zaman kaybettiği için istediği dereceleri elde edemedi. Bu normal şartlarda Raikkonen’in yarışı kazanacağına işaret ediyordu.

Ancak şartlar normal değildi; en azından Kimi için. Herkes Raikkonen’in kolaylıkla yarışı kazanacağını düşünüyordu, ancak sağ egzoz borusu bu pazar günü Finli ile aynı düşüncelere sahip değildi. Yarışın tam yarısında yerinden kopup sallanmaya başlayan egzoz, takım arkadaşı Massa ile yaklaşık 8 saniye fark açan Raikkonen’in yavaşlamasına neden oldu. Bu fırsatı kaçırmayan Massa ise birinciliği kolay bir şekilde ele geçirdi. Bu, Massa için oldukça önemliydi çünkü Kubica arka tarafta ikinci pitstoplar sonucunda Kovalainen tarafından geçilmişti. Yarış galibiyeti Brezilyalının şampiyonada liderliği ele geçireceği anlamına geliyordu.

Raikkonen giderek yavaşlıyor, yerinden kopan egzoz motorun performansının düşmesine yol açıyordu. Yarışın en hızlı turunu 1:16.630 ile atan Finli, Massa’ya geçildiği turlarda 1.18, 1.19’lu turlar atabiliyordu. Bu, arkasındaki Trulli’nin de kendisine yetişmesi anlamına geliyordu. Aralarında 25 saniye vardı ancak Ferrari pilotu, özellikle egzoz borusu yerinden kopunca hızlandı ve farkın 17 saniyede kalmasını sağladı.

Yarışın son turlarında Trulli’yi yakalayan Kovalainen, üçüncülük için rakibini zorlamaya başladı. Ancak Trulli ve Toyota için bu sonuç çok önemliydi. En son turda bile geçmek için atak yapan Finli bunda başarılı olamadı ve podyumun son basamağını İtalyan’a bırakmak zorunda kaldı.

Bu ikilinin hemen arkasında yarışa devam eden Kubica bir ara McLaren’a atak yapacak kadar yaklaşsa da daha sonra ikilinin temposuna ayak uyduramadı ve geride kaldı. Polonyalı otomobilinden memnun değildi ve beşincilikle yetinmek zorunda kaldı. Böyle bir haftasonunda, Heidfeld’in sadece onüçüncü olduğunu düşünürsek, Kubica’nın aldığı sonuç şampiyona için oldukça önemliydi.

İlk iki sırayı alan Ferrari’lerden ziyade muhteşem bir savunma yapan ve iyi bir hız yakalayan Trulli yarışın en dikkat çeken ismiydi. İtalyan pilot böylece Toyota’ya sezonun ilk podyumunu (2006’dan beri ilk podyum başarıları) da kazandırmış oldu. Bu sonuçlar Toyota takımlar şampiyonasında Red Bull’un bir puan gerisinde beşinci sıradaki yerini pekiştirdi.

Yarışın son turlarına doğru Alonso’yu yaptığı hata sonunda geride bırakmayı başaran ve sezonun ilk puanlarına ulaşan Piquet, böylece kötü sezonuna da bir dur dedi. Ancak sıralama turlarında tüm yarışlarda takım arkadaşının gerisinde kaldı. Bu sonuç belki onun için bir başlangıç olur.

Hakkında pek söz etmediğimiz Red Bull takımı da sezonun göze çarpan takımlarından. Mark Webber’in Monaco’da elde ettiği dördüncülükten sonra Coutlhard’ın Kanada’daki podyumu ve tekrar Webber’in Fransa’daki altıncılığı takımın formda olduğunun bir göstergesi. İhtiyacı oldukları tek şey biraz daha güçlü sıralama dereceleri elde etmeleri, bunun dışında şampiyonada motor satın aldıkları Renault’nun önünde olmaları onlar için çok önemli. Red Bull’un bir diğer ilginç özelliği de yedi yarışt üst üste puan alıyor olmaları.

Şampiyona ilginç bir hal aldı. Hamilton iki yarışta 0 puan elde etti ve Massa artık şampiyonada lider durumda. Kovalainen’in bu sonuca ihtiyacı vardı, o da sezonun şimdiye kadar olan bölümünde takım arkadaşının gölgesinde kaldı. Hamilton’ın ise daha fazla hataya toleransı kalmadı. İngiliz arkada olduğu zamanlarda sürekli hata yapıyor, dolayısıyla bir an önce ön sıralara geri dönmek zorunda.

Sıra İngiltere GP’sinde, yani Hamilton ve McLaren’in evinde. Geri dönüş için iyi bir zamanlama mı yoksa başka bir hayal kırıklığı mı? Seçeneğim olsa paramı birinci tercih üzerine yatırırdım.

About autochronicles

Otomobilleri ve müzik yapmayı bu dünyadaki varolma nedenlerim olarak gösterebilirim. Hayatımda okuyan değil yazan olmanın, dinleyen değil çalan biri olmanın peşindeyim. Burası bir günlük. Otomobille yaşayan birinin, otomobille yaşadıklarını gün be gün anlattığı bir yer. Günlük olduğu kadar benim yazılarımın da bir arşivi niteliğinde. Otomobiller daima beni hayata bağladı, hayatıma anlam kattı... Bu sevgiden öte, bir tutku, bir yaşam tarzı... Bu yüzden günlük olarak yazılmayı hak ediyorlar...
This entry was posted in F1, Fransa GP 2008. Bookmark the permalink.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s