>F1 Barcelona GP 2008


>Barcelona’nın ilginçlikleri

Sizleri bilmem ama böyle bir Formula 1’i ben izlemek istemiyorum. Geçiş yok, pilotların birbirini zorlaması yok, kazanan zaten hemen hemen belli gibi ve otomobiller arasındaki farklar da inanılmaz boyutlarda…

Ferrari ve McLaren arasında geçmesini beklediğimiz sezon yavaş yavaş İtalyanların lehine doğru kayıyor gibi. Şahlanan at, o kadar iyi ki arkasından gelen gümüş oklara sadece onları izlemek kalıyor.

Son iki yarışta anlaşılan o ki Ferrari’nin hızı herkese fazla geliyor. Dikkat ettiniz mi bilmiyorum ama yarışın ikinci güvenlik aracı periyodunda, yani Kovalainen’in kazasından hemen sonra Hamilton rakiplerinin hemen arkasındaydı. Hepimiz genç İngiliz’in Massa’yı sıkıştırıp cesurca bir hamleyle öne geçeceğini bekliyorduk ancak ne var ki sadece 4- 5 tur sonra, bizler de, o da güvenlik aracının sadece Ferrarileri daha yakından görebilmesine yaradığına şahit olduk. Raikkonen arayı rahat bir şekilde açarken, Massa’da kolayca Hamilton’u arkasında tutabiliyordu.

Hamilton yarıştan sonraki basın toplantısında otomobillerin birbirlerine oldukça yakın olduklarını ve bundan keyif aldığını söylese de kişisel görüşüm, Ferrari’lerin nasıl olup da bu kadar hızlı olabildiğini düşünüyor olduğu şeklinde.
Bu sonuç zaten en hızlı tur zamanlarında da kendini gösteriyor: Raikkonen 1:21.670, Massa 1:21.801 ve Hamilton 1:22.017. Yarışta ağır bir kaza geçiren diğer McLaren pilotu Kovalainen ise 1:22.453 gibi bir derece elde etti. Üstelik bir diğer dikkat çeken nokta da Ferrari’lerin 45 ve 46, McLaren’lerinse 19 ve 20’inci turlarda bu dereceleri elde etmesi. Yani McLaren yarış başlarında daha iyi bir performans gösterirken, Ferrari ise son bölümlere doğru hızlanıyor da diyebiliriz. Bu büyük ihtimalle otomobillerin lastikler üzerinde sergilediği tavırlardan kaynaklanıyor olabilir. Hamilton’ın da dediği gibi Ferrari’lerin lastikler üzerine bindirdiği yükler McLaren’a göre daha az ve yumuşak bir karakterdeyken, McLaren lastiklerinden daha fazlasını talep eden bir yapıda. Bunun bir diğer anlamı da aerodinamik özelliklerin İtalya simalarında daha etkili bir şekilde kullanıldığı şeklinde.
Yarışla ve iki takımla ilgili bir diğer ilginç istatistikse en hızlı Ferrari (Raikkonen) ile en hızlı McLaren (Hamilton) arasındaki en hızlı tur zamanı farkı 0.347 sn. iken, Hamilton ile Honda pilotu Button’un elde ettiği en hızlı tur derecesi arasında sadece 0.336 sn olması. Peki bu Ferrari ile McLaren arasındaki farkın, Honda- McLaren kadar olduğu anlamına mı geliyor? Eğer gerçekten böyle bir durum varsa sezon sona ermiş demektir.

Tabii ki böyle değil ancak söylemeye çalıştığım şey, McLaren’in rakiplerine göre oldukça yavaş kalıyor olması. Üstelik Button’ın bu derecesi Kovalainen’den 0.100 sn de daha hızlı. Tek turdan yola çıkarak bir yerlere varmak çok da gerçekçi sonuçlara ulaşmamızı engellese de otomobilden elde edilen maksimum derece olduğu için yine de belirleyici olabiliyor. İşin içine bir de Kubica’yı katalım: En hızlı tur zamanı 1:22.106. Yani Hamilton’dan sadece 0.089 daha yavaş. Olaylara McLaren cephesinden göz gezdirdiğimizde giderek açılan bir Ferrari farkı ve artık arkalarına da bakmalarını gerektiren BMW’nin varlığını görüyoruz.

Katalunya gibi henüz iki hafta önce testlerle ezberlenmiş bir pistte bu kadar farkın olması, aerodinamik etkinin daha büyük bir rol oynayacağı pistlerde farkın daha da artacabileceği şeklinde yorumlanabilir. Ya da McLaren rüzgâr tünelinde mucizelere imza atacak ve fark kapanacak.

Mucize demişken Renault’yu da unutmamak gerek. Sıralamalarda alınan ikinciliğin sadece hafif otomobilden kaynaklandığını düşünsekte Alonso, Massa’dan üç, Raikkonen’den sadece dört tur önce pite girdi. Evet bu pek de az bir fark değil ancak elinizde, geride kalan üç yarışta sadece 6 puan alabilen bir çifte dünya şampiyonu varsa otomobilin ne kadar vahim durumda olduğu hakkında da bir fikriniz olacaktır. Renault, ilginç ve Red Bull’dan özenmiş gibi görünen motor kapağı ve diğer aerodinamik parçaların gelişimi sayesinde yakın bir zamanda büyüklere kafa tutabilecekmiş izlenimi uyandırdı. Şöyle de diyebiliriz, Alonso Bahreyn’de yarışın en hızlı turundan tam iki saniye yavaşken, İspanya’da bu fark bir saniyenin biraz üstündeydi. Öyle görünüyor ki Renault bu üç haftalık arada bir saniyelik iyileşme kaydetmeyi başarmış.

Alonso’nun takım arkadaşına ezici bir üstünlük kurması da İspanyol’un artık sadece işine konsantre olması için iyi bir gerekçe.

Her ne olursa olsun F1’i izlmeke gerçekten sıkıcı olmaya başladı. Daha fazla geçiş seyretmemiz için ille de otomobillerin GP2’de olduğu gibi eşit şartlarda olması mı gerekiyor? Belki F1’in böyle bir uygulamaya ihtiyacı vardır…

About autochronicles

Otomobilleri ve müzik yapmayı bu dünyadaki varolma nedenlerim olarak gösterebilirim. Hayatımda okuyan değil yazan olmanın, dinleyen değil çalan biri olmanın peşindeyim. Burası bir günlük. Otomobille yaşayan birinin, otomobille yaşadıklarını gün be gün anlattığı bir yer. Günlük olduğu kadar benim yazılarımın da bir arşivi niteliğinde. Otomobiller daima beni hayata bağladı, hayatıma anlam kattı... Bu sevgiden öte, bir tutku, bir yaşam tarzı... Bu yüzden günlük olarak yazılmayı hak ediyorlar...
This entry was posted in Barcelona GP, F1. Bookmark the permalink.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s