>F1 Almanya GP 2008


>Hamilton’dan galibiyet dersi

McLaren pilotunun Almanya zaferi birçok açıdan bir ders gibiydi. Yapılan pitstop hatasına rağmen yarışı kazanan İngiliz, en yakın rakibi Ferrari’yi yarış esnasında geçerken adeta ders verir gibiydi

Hamilton’ın yarışı kazanacağını bilmek için medyum olmaya gerek yoktu. Elde edilen pol pozisyonu, Massa’nın muhteşem hızlı turundan bile daha iyi ve kusursuzdu. Hamilton gününde, otomobiliyle yüzde yüz uyum içindeydi. Tahmin edilmesi zor olan şey, bu galibiyeti nasıl elde edeceğiydi.

Ferrari haftasonuna yavaş başlamış, sıralamalarda ikinci ve altıncı sırayı elde etmişti. İtalyan takımı sürekli olarak gerekli hızı yakalayamadıklarından yakınıyordu. Bu durumda McLaren’in bir ve üçüncü sırada yarışa başlaması avantaja dönüşebilir, muhtemel bir galibiyet Hamilton’ın liderliğini pekiştirebilirdi.
Massa muhteşem sıralama turundan sonra, içinde sarı kasklı pilotuyla gri otomobilin attığı turu görünce derin düşüncelere dalmıştı. Bunun nedeni Brezilya’lının ve otomobilinin limitlerde oluşuydu. Gününde bir Hamilton ile başa çıkamayacağını biliyor, bunu önlemek için neler yapabileceğini düşünüyordu. Bu amacına ulaşmak için yapacağı ilk şey arkasındaki diğer McLaren’a geçilmemek olacaktı. Nitekim yarışın startında bu amacına ulaştı.

Ancak diğer McLaren çoktan arayı açmaya başlamıştı bile. Hamilton daha beşinci turda dört saniye fark açarak rakiplerine mesajı vermişti: Bu yarış onundu ve kazanacaktı.
İngiliz, Ferrari’ye göre deposuna iki turluk az yakıt koymuştu ve 18. turda ilk pitine girdiğinde sert hamurlu lastikleri taktı. Hamilton pit çıkışında Trulli’nin gerisinde kalsa da, Toyota pilotu bir tur sonra pit yaparak McLaren’in vakit kaybetmesini engelledi. Massa 20. turda pit yaptığında yumuşak lastiklerini takmış ve rakibinin sert lastikle olan yol tutuş dezavantajını lehine çevirecek bir taktik uygulamıştı. Üstelik deposuna daha az yakıt doldurarak avantajını bir adım daha ileri çekmeye çalışıyordu.

Bu arada Raikkonen tırmanya çalışıyor ancak önündeki Alonso ve Trulli nedeniyle yarıştan giderek kopuyordu. Kovalainen de üçüncülükteki yerini kaybetmeden ilk pitstopları bitirdi. Renault pilotu Piquet, çok kritik bir turda (35. tur) ilk pitini yaptı.

Bunun nedeni 35. turda, iyi bir yarış çıkaran Glock’un son virajda, sağ arka süspansiyonunda çıkan sorun nedeniyle yaptığı kazaydı. Güvenlik aracının girmesi, Hamilton’ın 11 saniyelik farkının kapanması anlamına geliyordu. 38. turda Massa, Kubica, Kovalainen, Raikkonen, Alonso, Vettel, Trulli gibi ilk sekiz içindeki isimler aynı anda pite girdiler. Bu sırada yarışa zaten iyi bir başlangıç yapamayan Raikkonen, takım arkadaşını pitte beklemek zorunda kalarak daha fazla vakit kaybetti. Kubica da pit sırasında Kovalainen’i geçti.

McLaren Hamilton’ı pite çağırmayarak resmen kapalı karta bahis oynamış oldu. Bu aslında taktiksel anlamda yapılmış bir hata, olası galibiyetin elden gitmesi anlamına geliyordu. İngiliz takımı, yarışın lideri olan pilotundan, dördüncü sırada pitten çıkan Massa’ya, yedi turda 23 saniye fark açmasını talep ediyordu. Bu, sert lastikleri takılı ama deposu boş olan bir McLaren’ın, deposu dolu ve yine sert lastiklerle yarışan bir Ferrari’ye tur başına üç saniye fark atması anlamına geliyordu. Hamilton elinden geleni yapıp tur başına 1.5 saniye ortalamasını tuttursa da deposundaki benzin, ikinci pitstopun gerekli farktan erken yapılacağını şart koştu.

İngiliz pilot, yavaşça pite yöneldiğinde Ferrari ile aralarında yaklaşık 18 saniye vardı. Benzin pompası çekildiği andan itibaren ne Hamilton, ne McLaren, ne de Massa işlerin bu şekilde gelişeceğini, sarı kasklı otomobilin inanılmazı başaracağını düşünmüyordu.

Tek pitstop stratejisi uygulayan Piquet yarışın liderliğini ele geçirmişti. Hamilton pitten Kovalainen’in ardında dördüncü sırada döndü. Yarışın bu bölümünde Finli pilot bana kalırsa Hamilton’ın galibiyetindeki kilit rolü oynayarak takım arkadaşına yol verdi. Eğer diğer McLaren’da Kovalainen değil, Alonso olsaydı neler olacağını düşünmek bile istemiyorum.

Ferrari gri otomobilin yaklaşık 10 saniye önünde gidiyor, her geçen turda deposunu boşaltıyordu. Ama Ferrari yeteri kadar hızlı değildi, çünkü Hamilton yumuşak lastiklerle inanılmaz bir yol tutuş yakalamış, öndeki Ferrari’ye hızlı bir şekilde yaklaşmaya başlamıştı. Bunu nedeni Massa’nın frenlerinde oluşan sorundu. Brezilyalı frenaj bölgelerinde vakit kaybediyor, aynasındaki gri leke gittikçe büyüyordu.
Ferrari’nin ayna görevinden, aynadaki silüet şekline geçişi de böyle hızlı oldu. Hamilton fren bölgesine Massa’nın hava koridoruna girerek galibiyet adına ilk hamlesini yaptı ve ilk avını ortadan kaldırdı. Massa cevap vermeye çalışsa da Hamilton çizgisini bozmadan yoluna devam etti ve yavaş yavaş iki numaralı avına yaklaşmaya başladı. Brezilyalının korktuğu başına gelmiş, sıralamalardaki inanılmaz hızlı Hamilton kendini göstermişti.

Piquet ise gittikçe aşınan lastikleriyle Hamilton’a karşı pek şansı olmadığını biliyordu. Brezilyalı yarış sonuna kadar pite girmeyecek yarışı bu şekilde tamamlayacaktı. Bu rsikli ama yerinde bir taktikti. Hamilton hem otomobil hem de lastik avantajını iyi kullanarak hamlesini yaptı. Renault pilotu Massa kadar direnmedi ve liderliği rakibine bıraktı.

Piquet mantıklı bir tercih yaparak riskli bir liderlik mücadelesindense, rahat bir ikinciliği tercih etti. Ne de olsa arkasında bir Ferrari vardı.
Hamilton böylece kariyerinin sekizinci, sezonun dördüncü galibiyetini elde ederek şampiyona liderliğini puan farkıyla ele geçirdi. Üstelik Piquet’nin ikinci olup Massa’yı üçüncülüğü itmesi, aradaki puan farkının dörde çıkmasını sağladı.
Yine sessiz sedasız işini yapan Heidfeld, dördüncü sırayı elde ederken, diğer McLaren pilotu Kovalainen beşinci oldu. Raikkonen ise altıncı olarak şampiyonada yara almaya devam etti. Fin pilot en azından Kubica’yı geride bırakarak BMW pilotu ile arasını biraz olsun açtı.

Bana kalırsa Hamilton bu kadar iyi bir otomobile sahipken, Ferrari’nin sorunlarla boğuştuğu şu günlerde kazanabildiği kadar yarış kazanıp liderliği iyice pekiştirmeli. Kişisel görüşüme göre İngiliz yakaladığı bu momentumla şampiyon olacaktır.

About autochronicles

Otomobilleri ve müzik yapmayı bu dünyadaki varolma nedenlerim olarak gösterebilirim. Hayatımda okuyan değil yazan olmanın, dinleyen değil çalan biri olmanın peşindeyim. Burası bir günlük. Otomobille yaşayan birinin, otomobille yaşadıklarını gün be gün anlattığı bir yer. Günlük olduğu kadar benim yazılarımın da bir arşivi niteliğinde. Otomobiller daima beni hayata bağladı, hayatıma anlam kattı... Bu sevgiden öte, bir tutku, bir yaşam tarzı... Bu yüzden günlük olarak yazılmayı hak ediyorlar...
This entry was posted in Almanya GP, F1. Bookmark the permalink.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s